KÖMÜR KOYDUM MANGALA KOPYALA SİSTEM KOPYALA

Pınar Deniz

I.
16’yı tuşlayıp
-Beni arayan olursa akşama kadar gelmeyeceğimi, cenazeye gittiğimi söyleyin, dedi.
Cep telefonundaki hatlardan bilindik olanı kapattığında aklına Zeki Bey geldi. Metnin onayı için bugün mutlaka konuşmaları gerekiyordu. Çünkü, bu iş, son aylarda karşısına çıkan en karlı şeydi. Üstelik, alkolün etkisiyle, akşam yemeği ve sonrası için olumlu sinyaller de vermişti ona. Cenaze, yeni tanıdığı iyi bir müşteriyle yemek yememek için yeterince geçerli bir bahaneydi ama fazla geç olmadan arayıp hem metnin akıbetini öğrenmesi, hem de akşam yemeğinin başka bahara kaldığını söylemesi gerekiyordu. Başka bahara bırakmak; umut verip söz vermemenin en iyi yöntemiydi ve özellikle de orta yaş üzeri müşteriler üzerinde çok etkili oluyordu. Önce şanslarını biraz daha zorluyor, sonra hem sarkıntılık edecek kadar “düşük” olmadıklarını ispatlamak, hem de başka bahar ihtimalini tamamen ortadan kaldırmamak için ertelemeyi kabul ediyorlardı.
Telefonu çaldı. Uzun zamandır flört edip ucuz görünmek kaygısıyla bir türlü yatmadığı Berk’ti arayan. Elbette onun kulağına asla gitmeyecek “başka”larıyla yatıyordu ama onunla yatmak için biraz daha beklemesi gerekiyordu. Tanışmalarını sağlayan Lale, “Bu tip erkekler ayrıcakılı olduklarını sanmak isterler kızım, evlenmek istiyorsan ona özel olduğunu hissettirmelisin” demişti. Yaşadığı kolay hayat ve yaptığı başarılı evlilik göz önünde tutulduğunda Lale’nin akıllı biri olduğu düşünülebilirdi.
Birkaç kez daha çalmasını bekleyip telefonu açtı.
-Alo... Bizim çocuklara söz vermiştim ama arayıp iptal etmeye çalışırım. Bir saate kadar sana dönerim.
Keşke akşam için gerçekten planım olsaydı, evden daha düzgün çıkardım” diye düşündü. Neyse ki sabah yaptıkları toplantı için giydiği kıyafet akşamı idare ederdi. Ama mutlaka kuaföre gitmesi gerekiyordu. Fön, manikür - pedikür ve hafif bir makyaj işini görürdü.
Kuaförünü arayıp randevu aldı, bilgisayarını kapatıp çantasına koydu, arabanın anahtarını kaptı, ofistekilere haber vermek için odasından çıktı. Daha adımını kapıdan dışarı atmasına fırsat kalmadan, işe yeni aldığı aptal sekreter, arayanları tek tek sıralayıp gülümsedi. Nedenini bilmiyordu ama bu kız kesinlikle sinirini bozuyordu.
 
II.
Telefondaki ses pek de hoşlanmadığı küçük gelinine aitti. Tornunun ikinci doğum günü için akşam evde toplanacaklardı. Karısının böyle toplantılara ne kadar önem verdiğini düşününce Müge Hanım’la yenecek muhtemel yemeğin çuvala düştüğünü anladı. Otuz yaşlarında, zeki, fıstık gibi bir kadındı Müge. Önceki akşam, kokteylde aldığı yemek vaadini kaçırmak istemiyordu. İyi bir bahaneye ihtiyacı vardı. Biraz düşündükten sonra çekilecek şampuan reklamının henüz onaylanmadığını ama bunun için tüm gücüyle çalışacağını söylemeye karar verdi. Böylece onu daha sonraki bir akşam için ikna etmek kolaylaşacaktı.
Cep telefonunun rehberinde Müge Aras’ı bulup “ara” tuşuna bastı. Aradığı kişiye şu an ulaşılamıyordu. Masasının üzerindeki telefona uzanıp hat aldı. Numarayı tuşladı, beklemeye koyuldu. Neyse ki Müge’nin güzel sekreteri fazla zaman kaybetmeden açtı. Cenaze haberini duyunca, kimin öldüğünü bile sormadan kapadı telefonu.
İsabet” diye düşündü. Herhalde akşam yemeği kendiliğinden ertelenmişti. Tekrar cep telefonına sarıldı. Bu kez sinyal sesinden sonrayı bekleyip:
Müge Hanım Zeki ben, başınız sağolsun. Metnin onaylanması için elimden geleni yaptığımı söylemek için aramıştım.”
 
III.
-Müge’yle evlenmeye filan niyetim yok. Takılıyoruz sadece.
Bir an durup söylediklerinin Müge’ye varmasının ne kadar zaman alacağını düşündü. Kadınların böyle şeyleri birbirlerine yetiştirmek için ne kadar hevesli olduklarını öğreneli çok olmuştu. Lale en fazla yarına kadar bekleyecek, sonra da “bunun aklından seninle evlenmek geçmiyor kızım” deyiverecekti Müge’ye. Kadınlar erkeklerle ilgili ahkam kesmeye bayılıyorlardı ve az önce söyledikleri için sırf bu yüzden bile pişman olabilirdi.
Evet, Müge’yle sadece “takılmak” istiyordu. Evlenmek şu sıralar istediği en son şey, evlenmek isteyeceği en son kişiyse Müge^ydi. Onun kimlerle yatıp kalktığı bir şekilde kulağına geliyor ama bu ayrıntıyla hiç ilgilenmiyordu. Amacı yalnızca zeki, güzel bir kadınla zaman geçirmek ve o bilindik ama eskimeyen flört oyunlarını oynamaktı. Müge’yle yatmak ise ancak oynadıkları oyunun hediyesi olabilirdi, hepsi bu. Sevişmek, kazananı ya da kaybedeni olmayan oyunlar için ideal bir hediyeydi.
Lale “takılıyoruz sadece” bombasını patlatmadan harekete geçmesi gerekiyordu. Saatine baktı. Güzel kadınların akşam için planlarını çoktan yaptıkları bir saatti ama ideal koca adayları için planlar iptal edilebilirdi.
-Müge’cim merhaba, dedi telefondaki ışıltılı sese. Biliyorum biraz geç aradım ama önemli bir toplantıdan beş dakika önce kurtulabildim. Akşama n’apıyorsun?

fpdeniz@gmail.com