Korsanlığın kadın tarihi


Yamal Ural

Korsanlığın tarihi günümüzden 3000 yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Korsanlığın tarihinin mülkiyet ve ordu tarihi kadar eski olduğunu söyleyebiliriz. Hatta silahlı birilerine gereksinim duyulmuş olması ve ordunun her devletin önemli bir bileşeni haline gelmesinin arkasında, başkalarının korsanlık faaliyetlerini önleme çabası olduğunu söyleyebiliriz. Korsanlık denildiği zaman genel olarak hepimizin aklına deniz ile ilgili bir şeyler gelir. Fakat daha da önemlisi korsanlık neredeyse tamamen bir erkek uğraşı olarak düşünülür. İşte bu yüzden korsanlık tarihi hakkında bir yazı yazmak için masaya oturduğumda bu konuyu bildik şekilde yazmamak için ne yapabilirim diye düşündüm. Aklıma kadın korsanlar hakkında yazmak geldi.

Anne Bonny

Doğum tarihi tam olarak bilinmemekle birlikte 1700'ler civarında İrlanda'da dünyaya geldiği düşünülmektedir. Hakim William Cormac ve hizmetçisi, Marry Brennan'ın kızı olan Anne Bonny babasının saygınlığını yitirerek İrlanda'yı terk edip güney Carolina'ya göçmesi sayesinde yeni dünya ile tanışır. Genç kızlık dönemine ait efsaneler arasında hizmetçi bir kızı bıçaklaması ve kendine sarkıntılık eden bir adamı uzunca bir süre hastanelik edecek kadar hırpalaması en çok söz edilenler arasındadır. Onaltı yaşında korsan James Bonny ile tanışır. Babasının saygın bir bayan olması yolundaki tüm ısrarına rağmen korsan olmayı seçer. James Bonny ile bir süre takıldıktan sonra, kocasını terk ederek korsan Calico Jack Rackam ile denizlere açılır. Calico Jack Rackam sahildeki küçük gemilere saldıran, dönemi için pek başarılı sayılmayan bir korsandır. Fakat parayı nasıl harcaması gerektiğini bilen stil sahibi biridir. İlişkileri Anne Bonny hamile kalana kadar sürer. Bu çocuğun ne olduğuna dair hiçbir kaynak net bir şey söylememektedir.

Birkaç ay sonra Anne gemiye döndüğünde dişi korsan Mary Read ile tanışır. Kısa sürede yakın arkadaş olurlar. Hatta bazı denizcilere göre aralarında lezbiyen bir ilişki başlar. Ekim 1720'de, İngiliz donanmasının “intikam” operasyonu sırasında gemileri donanma tarafından kuşatılır. Bir İspanyol ticaret gemisini yeni soymuş olan tayfa, baskına neredeyse tamamen sarhoş halde yakalanır. İçlerinde sadece Anne ve Mary savaşabilecek durumdadır. Kısa süren mahkeme sonucunda tüm tayfalar asılarak idam edilirler. Kadın oldukları için idamdan kurtulan Anne ve Mary hayatlarının geri kalanını Jamaika hapishanesinde tamamlarlar.
 
Mary Read
17. yy sonlarına doğru İngiltere’de doğmuş olan Mary Read, büyükannesi tarafından erkek çocuk gibi yetiştirilir. Bütün hayatı boyunca erkeklerin arasında ve erkeklerin yaptıkları işleri yaparak yaşar. 13 yaşında büyük annesi ölünce Londra'da yaşayan varlıklı bir Fransız bayanın ayak işlerini yapmaya başlar. Bir süre sonra bu işten sıkılır ve gerçek kimliğini gizleyerek bir savaş gemisine yazılır. Birkaç yıl sonra bu işten de sıkılıp orduya katılır. Aşık olur ve aşkına gerçek kimliğini açıklar. İkisi birlikte ordudan ayrılarak han işletmeye karar verirler. Fakat evliliklerinden kısa bir süre sonra eşi hastalanarak ölür. Bunun üzerine Mary tekrar orduya katılır. Gemisinin bir korsan saldırısına uğraması sonucunda korsanların eline düşer. Kendisine gemiyi terk etme fırsatı verildiğinde ise bu teklifi ret ederek korsan olmaya karar verir. Mary'nin gemisini ele geçiren korsan Calico Jack Rackam'un ta kendisidir. Mary korsanlığa başladıktan kısa bir süre sonra Anne ile tanışır. İki kadın arasında sıkı bir dostluk başlar. Maceraları ekim 1720 de gemileri İngiliz Donanması tarafından ele geçirilene kadar sürer.

Ching Shih

Jorge Luis Borges'in yarı kurgusal romanına da konu olmuş Asyalı efsanevi kadın korsan Ching, ünlü bir korsan aileden gelen Zheng Yi ile evlenir. Kocasının ölümü üzerine yönetimi devralarak tüm Çin denizinin ve Annam kıyılarının efsanevi korsanı haline gelir. İmparatorluk güçlerinin kuşatması sonucunda korsanlık mesleğini bırakması koşulu ile serbest bırakılır ve hayatının geri kalanını afyon kaçakçılığı yaparak sürdürür. Karayip Korsanları filminde "Mistress Ching” karakterinin buradan esinlenildiği düşünülmektedir.

Jacqoutte Delahaye
Kendi döneminde Fransa'nın az sayıdaki dişi korsanlarından biridir. 1660’larda denizlerde fırtınalar koparmış korsanlardan biridir. Zekasının ve hırsının yanı sıra savaştığı tüm denizlerde güzelliği ilede nam salmıştır. Başarı kazanmak için her türlü hileyi, gerektiğinde kadınlığını kullanması ile ünlüdür. Fransız bir baba ve Haiti'li bir annesi olduğu söylenmektedir. Babasının ölümü üzerine korsanlık yapmaya başlamıştır. Ele geçirildiği sırada düşmanlarını kandırmak için erkek kılığına girmiş ve yıllarca bu kimlikle gizlenmiştir. Herkesi öldüğüne inandırdıktan sonra bir anda ortaya çıkarak “Ölümden geri gelen kızıl” adıyla efsaneleşmiştir.

 
Mary Anne Talbot
Lord Talbot'un kızı olduğu düşünülmektedir. Henüz genç bir kızken erkek kılığına girerek bir gemi ile kaçmıştır. Bunu isteyerek yapıp yapmadığı hâlâ bilinmemektdir. Uzun bir süre erkek kimliği altında Fransız gemilerinde çalışmıştır. Bir şanssızlık sonucu İngiliz savaş gemisinin eline düşmüş ve burada çok tehlikeli bir iş olan barut taşıyıcışığı yapmıştır. Bir çarpışma sırasında ciddi şekilde yaralanmış ve yaraları iyileştiği zaman gemiden kaçmayı başarmıştır. Fakat bu sefer Fransızların eline düşmüş ve bir süre hapishanede görev yapmaya zorlanmıştır. Kadın olduğu anlaşıldığı zaman teknik olarak korsan olamayacağına karar verilmiş olsa da kendi dönemi için bir çok korsandan daha fazla deniz savaşına katılmıştır.
Rachel Wall
Tarihte bilinen ilk Amerikalı kadın korsandır. Pennsylvania'da bir çiflikte doğmuştur. Kısa süren hayatına (1760-1789) bir çok deniz savaşı, vurgun ve soygun eklemeyi başarmıştır. 16 yaşında mavi gözlü ve kumral güzeli sayılacak bir genç kızken, liman kentlerine ve hareketli bir hayata karşı ilgisini kamçılayan George Wall ile tanışmıştır. Annesinin tüm karşı çıkışına rağmen bu adamla evlenmiş ve yaşamak için Boston'a yerleşmiştir. Burada Rachel hizmetçilik, George ise balıkçılık yapmaya başlamışlar, fakat ellerine geçen para ilk partilemelerinde kısa sürede tükenmiştir. Kiralarını bile ödeyemeyecek kadar yoksul duruma düştüklerinde bir gemi çalmış ve Essex, Shoals adası civarında arkadaşları ile birlikte korsanlık yapmaya başlamışlardır. Ele geçirdikleri gemileri batırmaları ve gemideki herkesi öldürmeleri yüzünden kısa sürede korkulan bir korsan çetesi haline gelmişlerdir.
1782 yılında şiddetli fırtına sonucu eşini ve gemisini kaybetmiş, kendi canını güç bela kurtarmayı başararak, Boston'a geri dönmüş ve ufak tefek soygun ve hırsızlık işlerine devam ederek eski hayatını sürdürmüştür. 
1789'a kadar oldukça başarılı sayılabilecek korsanlık hayatı bir araba soygunu ile son bulmuştur. Yakalandıktan sonra geçmişte işlediği suçlarını da itiraf etmiş fakat hiç kimseyi öldürmediğini belirtmiştir. Aynı yılın 8 ekiminde başka 2 soyguncu ile birlikte idam edilmiştir.
 
Alfhild
Kadın korsanlar arasında hikayesi en ilginç olanlardan biridir. Hatta hikayenin doğru olup olmadığı bile tarihçiler arasında tartışma konusudur.Alfhild İskandinavya kralının kızıdır. Babasının kendisini, Danimarka Prensi Alf ile evlenmeye zorlamısına sinirlenerek, arkadaşlarının yardımı ile saraydan kaçmıştır. Erkek kılığında uzun süre baltık denizinde dolaşmış ve burada kaptansız bir korsan gemisi ile karşılaşmıştır. Bu gemiye kaptanlık yapmaya başlamış ve oldukça başarılı olmuştur. Hatta başarısı bir süre sonra ülke çapında rahatsızlık yarattığı için bu belayı çözmesi için Prens Alf görevlendirilmiştir. Bir süre sonra adamalrı ile birlikte teslim olmaya zorlanacak şekilde sıkıştırılmıştır. Alf'in gösterdiği başarıdan etkilenen Alfhild, evlilik teklifi hakkındaki fikrini değiştirerek Danimarka Kraliçesi olmuştur. 
yamural@gmail.com