YAYIN
3 Hürel’lerin en küçüğü ve beş parmağında beş ayrı sanatsal yeti olan Feridun Hürel, bu sefer de bir müzik kitabıyla karşımızda. “Klasik Müzik Rehberi”, Hürel’in seçkisiyle 232 besteci hakkında bilgiler ve seçme eserlerini içeriiyor. Kitabın özellikle yeni başlayanlar için faydalı olması yanında en önemli özelliği de çok kullanışlı olması. Besteciler, ülkeleri, yaşları, önem sıralamaları vb. listelerle kolayca farklı özelliklere göre aranabiliyor. Çocuklar için dinlenilmesi gereken eserler seçkisi ve CD’si yanında, genişçe bir sözlük de kitabın diğer artıları.
Everest Yayınları, edebiyatımızın en önemli kalemlerinden Melih Cevdet Anday’ın tüm eserlerin yeniden yayımlamaya ustanın günlüklerinden başladı. Daha önce yayımlanmamış “Bir Defterden” adlı günlükler; Anday’ın günlük hayat, şiir ve tiyatro üzerine görüşler ve geçirdiği ağır depresyondan dışavurumlar içeriyor.

Onbeş yılı aşan süreyle İstanbul’a ve İstanbullulara hizmet vermeyi sürdüren dergimiz İstanbul Dergisi, 62. sayısında kentin eğlence hayatını karşılaştırmalı ve dolu dolu bir dosya ile inceliyor. Volkan Aytar’ın editörlüğünde kentin eğlence hayatına hizemt edenler ve hizmet alanların gözünden bakan dosyanın yanında, Murat Belge’den Heybeliada, “çöp emekçileri”, Fatih’in dikilemeyen heykeli ve Pertevnihal Lisesi, sayının diğer ilgi çeken konuları.
SİNEMA
Bu ay “Filmini Kap Gel”in konuğu olacak Murat Şeker’in 2. uzun metrajlı filmi “Plajda” geçen ayın son günü vizyona girdi. Filmin konusu doğrudan “Bazıları Sıcak Sever”i anımsatsa da, bizim Tony Curtis ve Jack Lemmon’umuz Sarp Apak ve Gürgen Öz’ün performansları ilgi çekici. Bir süredir internette dolaşan fragmanlardan film hakkında fikir sahibi olmadıysanız bile, bizim “eğlenmek için bire bir,” tavsiyemize kulak verebilirsiniz.
“Fahrenheit 9/11” ve “Benim Cici Silahım” ile belgeseli gişe filmleri kategorisine sokan Michael Moore’un SiCKO’su (Hasta) bu ay vizyona giriyor. Amerikan Sağlık Sistemi’nin tüm çarpıklıklarını ve kârın öznesi olduğu hizmet anlayışını alıştığımız müziplik ve keskin diliyle gözler önüne seren Moore’nin bu filmi için yönetmenin en iyi filmi olduğunu düşünenler çoğunlukta. “Bizim sağlık saçmalıklarımız bize yeter,” demeyip bir göz atmak faydalı olabilir.

Bu ay seçtiğimiz son film bu sene 4 Oscar’ı birden cebe atan Coen Kardeşler’in son harikası, “No Country for Old Man”i (İhtiyarlara Yer Yok). Bir uyuşturucu alışverişinden geriye iki ceset kalır. 2 milyon dolar ve bol miktarda uyuşturucu ise uçmuştur. Uçuranın peşinde ise kan dökmekten hiç çekinmeyen ısrarlı bir takipçi vardır. En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında heykeli kapan Javier Bardem döktürüyor. Tommy Lee Jones, James Brolin ve Woody Harrelson da cabası. Oscar sevmem diyenlere filmin Cannes’da da ödül aldığını hatırlatalım. Coen bunlar sonuçta.
KONSER
Marrianne Hanım teşrif ediyorlar. Fazla söze gerek yok. Ben “O”nu izledim diyebilmek başka bir şey. Ben izledim, oradan biliyorum. 3-4-5 Mart, Babylon.


Kanadalı Daniel Snaith’in projesi Caribou, 11 Mart’da yine Babylon’da. Elektronik, Krout rock, psychedelia, noise, ambient, indie rock gibi türleri harmanlayan Caribou; geçen yıl çıkarttığı “Andorra” adlı albümle takipçilerini bir kez daha ihya etmişti. Bu gece ve seçim için tabii ki yine BANT’a teşekkür etmek lazım.


Downtempo denince ilk akla gelen isimlerden biri olan, Steve Cobby ve David McSherry’den mürekkep Filla Brazilla, 29 Mart’da The Hall’da. ’91 çıkışlı ilk single’ları “Mermaids”den 2004 çıkışlı son albümleri “Dicks”e kadar, electronica, ambient, funk, dub, techno ve hatta rock’ı fonda çalacak tınılarla karıştıran ve after hour ve chill-out için bize yıllardır malzeme sağlayan Filla Brazilla’ya teşekkür etmenin zamanıdır.
ALBÜM


Ayın en iyi albümü Nick Cave & The Bad Seeds’den, “Dig!!! Lazarus Dig!!!”. Bildik muzip ve şiirsel sözleriyle yine din, cinayetler, cinsellik ve ölüm var şarkılarda. Yan proje Girnderman’ın çamurlu sesi bazı şarkılara nüfuz etmiş. Bir de özellikle albümle aynı adı taşıyan açılış parçasında olduğu gibi Cave için alışılmadık derecede eğlenceli şarkılar var ki, albüm şimdiden bu yılın en büyük işleri arasına girer. İlk dinleyişte artık Blixa’sız gitarlarıyla “Midnight Man”, org ve basın ısrarına kızan gitarlarıyla “Todays Lesson” ve “Ulan bu şarkıda bişi eksik,” diye düşünürken akıp biten “Night on the Lotus Eaters” çok iyi. “Dig!!! Lazarus Dig!!!” ise gelmiş geçmiş en iyi Nick Cave şarkılarından.
Kara Kargalar’ı özlemişiz yahu. 2005’de yeniden bir araya geldiklerinden beri ses seda çıkmıyordu Black Crowes”den. ‘92’ tarihli efsane albümleri “The Southern Harmony and Musical Companion” albümünden sonra gittikçe sıradanlaşan southern rock albümlerine imza atmışlar ve bir türlü eski günleri yakalayamamışlardı. Yeniden birlikte çalmaya başlamalarının üzerinden 3 yıl geçtikten sonra, şimdi “Warpaint” ile geri geldiler. Aslında değişen bir şey yok kargaların tarafında. Güneyli blues-rock’ın kendine özgü her tınısı aynen devam. Ama özlemişiz yahu.
IDM, glitch gibi türlerin tanımınlanmasına neden olan, ambient’in en iyi örneklerini veren Autechre’ın yeni albümü “Quaristice” çıktı. Albüm son dönem çalışmaları yanında daha ambient’e yakın duran, 20 kısa kayıttan oluşuyor.
Bauhaus 25 yılın ardından yeni bir albüm çıkarttı; “Go Away White”. Peter Murphy’nin sesi aynı, kadro aynı. “Endless Summer of Damned”, “Black Stone Heart” gibi şarkılar, sanki grup 25 yıl ara vermemiş gibi tınlıyor. “Undone” ve “Adrenalin” son dönem U2 gibi, “Zikir” ve “The Dog’s a Vapour” ise Bauhaus’un istediğinde ne kadar karanlık olabileceğini unutanlar için.
FESTİVAL
10. yılını kutlayan uluslararası film ve dijital sanatlar festivali Restfest, 14-18 Mart tarihleri arasında bu yıl 3. kez Türkiye’de. Festival İstanbul ve Eskişehir'de gerçekleşecek gösterim ve partileri içeriyor. Tam program ve deatylı bilgiler için; www.restfest.com.tr


“Amerika’dan Avustralya’ya… 40 Performans!” altbaşlığıyla sunulan Performans Zamanı ’08, 21-30 Mart, tarihleri arasında GalataPerform’da. Geçen yıl olduğu gibi her etkinlik günü, bir sanatçı / küratör tarafından düzenlenecek. Buna göre, her gün, düzenleyenin anlayışına bağlı olarak, performans sanatına farklı yaklaşımlar sunacak. GalataPerform’un bu yıl üçüncüsünü düzenlediği etkinliğin programına Lübnan, İsrail, Rusya, İtalya, İngiltere, Polonya, Portekiz, Avustralya, ABD, Bulgaristan ve Türkiye’den 50’nin üstünde, yerli yabancı sanatçı ve teorisyen katılıyor. Ayrıntılı bilgi ve program için www.galataperform.com
SERGİ
Mark Leckey’nin “March of the Big White Barbarians” (Büyük Beyaz Barbarların Yürüyüşü) isimli sergisi 27 Şubat’ta Yama’da açılmıştı. Kamusal heykellerin durağan görüntülerini içeren bir dizi film karesinden oluşan iş, aldatıcı derecede yalın ve kolay anlaşılır gibi gözüken seri heykellerin otoriter iktidarlarını eleştirmeye ve kamusal alandaki pozisyonlarını sorgulamaya doğru kayıyor. “Breakbeat” ritim ve dizide yer alan heykellerin seçimi, kurnaz ve muzip bir eleştiriyi mümkün kılıyor ve belki de işin kendisi yerleşik sanat karşıtı bir kamusal heykele dönüşüyor. 26 Mart’a kadar Yama’da izlenebilir. www.yama.com.tr
Nazım Bu Sergiyle Memleketine Dönüyor. “Şehrime Ulaşamadan Bitirirken Yolumu...” Nazım ve Vera, Moskova’dan İstanbul’a Sergisi 22 Mart’a kadar Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde. Nâzım Hikmet’le Vera Tulyakova’nın Moskova’daki dünyasını, ilk kez sergilenen özel eşyalarıyla İstanbul’a taşıyan sergi, büyük şairin yaşadığı mekâna dair ilginç ayrıntıları izleyicilerle buluşturuyor. M. Melih Güneş’in küratörlüğünde hazırlanan ve Sadık Karamustafa tarafından tasarlanan sergi ile ilgili ayrıntılı bilgi için; www.ykykultur.com.tr
KARGAŞA
KargART’ın geleneksel sezon kapanış sergisi “Kargaşa”nın 8.’si Haziran ayı boyunca KargART Salonu’nda gerçekleştirilecek. Mart ayı içerisinde ayrıntılı içerik bilgilerini açıklayacağımız etkinliğimiz için şimdiden işlerinizi hazırlamaya başlayabilirsiniz.