Her mal çöplüğü tadacaktır ha ha*!
Deniz Koloğlu
Mal... koku örten spreyler, büyüten veya kaka getiren yoğurtlar, 24 saat boyunca ter bezini tıkayan deodoranlar, dışarıyı dışarı hapseden pencereler, aile içi huzuru sağlayan detarjanlar, asla bok ve sidikle birlikte anılmayan tuvalet kâğıtları, laboratuvar suları, baştan çıkartan çikolatalar, sosyalleştiren diş macunları, para taklidi yapan banka kredileri, havuzların, palmiyelerin içinde, üst üste, kutu kutu evler, elin, kolun, gözün, kulağın, her şeyin! cep telefonları, en! ama en doğruyu söyleyen gazeteler, kalbe iyi gelen yağlar, gerçeğinden daha iyi gösteren televizyonlar, danseden mutlu tavuklar (ham!), suda eriyen kahveler falan.
Reklamın fendi gerçeği yendi, tüket !
Muhteviyat... ben tanımıyorum düzenleyci asidi ya da doğayla özdeş çilek aromasını!
Tüketen - mala tabi... anahtarı tek taş, erkeğini dolgun saçlarıyla yola getiren, günlük pedine binip havalanan kadınlar. Tıraş bıçağıyla sevişen, karısına çamaşır makinesi hediye eden, lüküs arabalı kılsız erkekler .
Sonuç = Çöp... atıldıktan sonra akıbetiyle ilgilenilmeyen ev/iş yeri/vb dışkıları. Çoklaştıkça, bir nevi bolluk işareti.
Örnek: Belçika’nın Antwerp kentinde çöpler haftada bir toplanıyor; kâğıtlar, metaller, camlar, organik şeyler ayrı ayrı istifleniyor. Evin bir köşesinde birikmeye başlıyorlar. Yediğini içtiğini yani çöpünü kollamak zorundasın ya da ben üstüme alınıyorum...
* bu nidayı kullanmaktan kendimi alamadım; Zincirlikuyu mezarlığının kapısındaki nispetengiz hatırlatmanın kafamdaki sesi.
dkologlu@gmail.com