IV. KargART Performans Günleri
Oya Yalçın
Tarih: 28-29-30 Mart Cuma-Cumartesi-Pazar
Yer: KargART Salonu
Sanatçılar: “Tuna Pase”/ “Kulig” / “Reverie Falls on All” / “Islak Köpek”/ "Noksan"/ Nurçin Karabıyık / Zinnure Türe- Gökhan İnan / Adalet Çavdar / Funda Karakuş / Evren Erbatur / Umut Sakallıoğlu / Fergün Urgancıoğlu / Cezmi Kara-Fırat Mancuhan

Bu sene dördüncüsü gerçekleşecek olan KargART Performans Günleri’nde birbirinden farklı disiplinlerde 13 performans yer alıyor. 28, 29 ve 30 Mart günlerinde, genel bir konsept oluşturulmadan, farklı disiplinlerden sanatçıların işlerinin yer alacağı etkinlik, bu anlamda önceki senelerden farklı bir çizgiyi takip edecek. Doğaçlama müzik, elektronik müzik, video art, dijital art, dans, teatral sunum, etkileşimli süreç performansı ve diğer performansların yer alacağı Performans Günleri, 3 gün sürecek. Cezmi Kara ve Fırat Mancuhan’nın gerçekleştireceği “Video-Mektuplar” işi, üç gün boyunca KargART Salonu’nda izlenebilecekken, diğer performanslar gruplara ayrılarak günlere dağıtıldı. 28 Mart Cuma günü, elektronik müzik parantezine alabileceğimiz sahne performansları gerçekleştirilecek. 29 Mart Cumartesi günü doğaçlama müzik performansları var. Son gün ise diğer performansların ard arda gerçekleştirileceği keyifli bir maraton izleyicileri bekliyor. IV. KargART Performans Günleri’nin katılımcılarını biraz tanıtmak istedik bu yazımızda.

Performans Günleri 28 Mart Cuma günü, saat 20:00’da başlayacak Tuna Pase’nin “Mezarlıktan Diskotek Sesleri” adlı elektro-akustik projesiyle açılıyor. Tuna Pase’nin bu projesi 2006-2008 yılları arasında yaptığı elektro-akustik çalışmaların canlı ve teypten bir toplamı.
Ardından ise daha önce de Ocak ayında KargART’da bir performans gerçekleştiren “Kulig! ” tekrar bizlerle olacak. “Kulig!” dört kişiden oluşan görsel-işitsel bir proje. Başlangıçta, iki kişi tarafından 8 bit görüntü ve sesleri işlemek amacıyla kurulmuş. Saksafon, vokal ve davulun katılımıyla, “Kulig!” şu an birbirini besleyen akustik ve elektronik iki ayrı uçta evrimine devam etmekte. Müzikal yapı; biri tb303 taklidi yapan, diğeri de ilkel bir synth olarak kullanılan iki commodore64, bolca wah ve delay'den geçirilen saksafon ve vokaller, ağır tuşeli ve sallantılı bir davul ile şekilleniyor. “Kulig!”i bir müzik grubundan ayıran ise, müzikal yapının görsel yapıyla olan girift birlikteliği. Projeksiyon için hazırlanan ve performans esnasında canlı kurgulanan görseller; projeye yönelik kaydedilen videolar ile manipüle edilmiş 8 bit oyun konsollarının görüntülerinden oluşmakta. “Kulig!”in seyircilerden ricası; grubun performansına, maruz kalmak için değil, deneyimlemek için gelmeleri.

“Kulig!”in ise yaklaşık bir saat sürecek performansından sonra, saat 22:00 civarında “Reverie Falls on All” karşımızda olacak. “Reverie Falls on All”, 2003 yazında Replikas üyeleri Barkın Engin ve Burak Tamer tarafından oluşturuldu. Müziğin temel form ve estetiğini belirleme amaçlı ses işleme doğaçlamaları, çalışılan ortamların akustik özelliklerini de müziğin parçası olarak gören ses yüzeylerine evriliyor. Sonrasında müzik, ikilinin gitar çalma estetiği ile etkilendikleri ana türler olan glitch, noise, 20. yüzyıl müziği ve klasik kompozisyonun birleşimi sonucu genel karakterine kavuşuyor. Müzikal yapılarını, dijital hatalar, ortam sesleri ve diğer odalardan karışan sesler gibi şansa dayalı seslerle etkileşerek geliştiren ikili, İstanbul, İzmir, Ankara gibi çeşitli şehirlerde, festival ve kültür merkezlerinde performaslar gerçekleştirdi. En son ise Berlin / Kreuzberg’de, Ballhaus Naunyn’daydılar.
Performans günlerinin ikinci gününün açılışını daha önce de KargART’da beraber çalışma fırsatı bulduğumuz “Islak Köpek” gerçekleştiriyor. Saat 20:30’dan itibaren bir saat boyunca doğaçlama müzik performanslarıyla birlikte bizimle olacaklar. Korhan Erel, Şevket Akıncı, Volkan Terzioğlu, ve Volkan Ergen'den oluşan Islak Köpek topluluğu orijinal kadrosu ile ilk konserini 2005 yazında verdi. 2006'nın Ocak ayında Dirk Stromberg ve Robert Reigle kadroya katıldı. KargART’da ise o gece gruptan Korhan Erel, Şevket Akıncı, Volkan Terzioğlu ve Robert Reigle olacak. “Islak Köpek”, Mayıs 2006'dan bu yana Açık Radyo 94.9’da düzenli olarak özgür doğaçlama ve özgür caz üzerine “Öteki Caz” adında bir program yapıyor. Ayrıca, doğaçlama müzikle ilgilenen müzisyenlere çalma fırsatı yaratmak için, ayda bir Galataperform'da doğaçlama günleri düzenliyor. Grup üyeleri değişik kombinasyonlarda, başka sanatçılarla birlikte Türkiye, Hollanda, Romanya ve Polonya'da konserler verdi. Bir de Halil Turhanlı’nın ağzından dinlersek:
“Islak Köpek bir paradoksun müziğini yaratıyor. Onlar seslerden oluşan herhangi bir yapı kurmuyorlar, fakat beri yandan müzikleri kavramlar üzerinde temelleniyor. Alımlayıcının (dinleyicinin) ancak belirli bir kavramsal açımlamanın ardından kavrayabileceği bir müzik bu. Belki de söz konusu olan bir paradoks değil. İlk bakışta çelişik gibi görünen, ama gerçekte birbirini bütünleyen iki ilkenin paralel varoluşu. Şöyle de söylenebilir sanırım: Islak Köpek’in ihlal edici, olumsuzlayıcı müziği bizlere müziğin salt seslerle değil, kavramlarla da yapıldığını kanıtlıyor.”
Günün ikinci performansı ise “Noksan”dan. "Noksan", Sarp Keskiner (elektrikli gitar, hazır kayıtlar, nesneler, fx),
Fergün Urgancıoğlu (Lap top) ve Orçun Baştürk’ten (Davul, vurmalılar, vox) oluşuyor.
Noksan’ın ifadesiyler “kendini eksilten kadro”; Ocak 2007’de Sarp Keskiner’in koordinasyonunda bir araya gelip ilk kez Doğaçlama Festivali’nde sahne aldı. Uzun yıllardır beraber müzik tasarlayan ve yaratan bir grup müzisyenin toplu doğaçlamaya dair ortak izleğini sunan Noksan; kesitler, buluntu sesler, dairesel boşluklar, aralara sıkışan kelimelerin peşinde. Kendilerinden dinleyelim:
“Doğaçlamada terk etmek yoktur, ki bulmak olmadığı için. Anla gelenle bir seyir tutturma hali vardır. Bu seyir sırasında kazara karşınıza çıkacak bir ezgiyi çok sevip kalbinize hapsedersiniz ve emin olun ki o, seçilmiş bir kadın gibi en kalıcı olmaya aday hale gelip büyür, serpilir ve bestelenir. Kayda düşerseniz; çünkü o ezgiyi sonsuzun bir parçası olmaya layık görmüşsünüzdür”.
30 Mart Pazar günü ise müzik performansları dışında bir seçkiler toplamı olarak düşünülebilir.
Pazar günkü performanslar saat 15:00’de, halen daha İstanbul Üniversitesi Konservatuvarı, Pantomim Sanatları öğrencisi Nurçin Karabıyık’ın “Adımı Unuttum”adlı performansı ile başlıyor. Dans, tiyatro ve pantomimi içinde barındıran çalışması temelini özgürlük kavramı üzerine oturtmuş. Nurçin Karabıyık, “bireyin sosyal hayat nedeniyle içine girdiği kabuktan kurtuluş serüveni”ni gözler önüne sunmaya çalışacak.
Günün ikinci performansı, halen “Semaver Kumpanya Çırakları” olarak tiyatro çalışmalarına devam eden Zinnure Türe ve halen Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Modern Dans Bölümü öğrencisi olan Gökhan İnan’dan geliyor. “Dans Tiyatrosu” olarak tanımladıkları işleri “Tabataba”, Koltes’in vurucu metnini bedenin formlarında bulmaya ve bu öyküyü anlatmaya çalışıyor. Duvarlar arasına sıkışıp kalmış; duvarların arasından çık(a)madıkları gibi, kendi aralarında da duvar yükseltmeye başlamış, yüksetmekle kalmayıp tuğlaları birbirlerine fırlatmaya başlamış, korkunç yalnızlıklarından kurtulmaya çalışırken hızlıca koşmaya başlayan amok koşucuları haline gelip, koşarken de birbirlerine çarpıp, birbirlerini paramparça eden iki kardeşin öyküsü; Tabataba.
Günün üçüncü performansı koreografisi Adalet Çavdar’a ait olan “Çıplak Gölge”.
Natacha Atlas’ın “Dub Yali” ve Congregation B'nai Jeshurun’un “Hine Ma Tov”’ müzikleri eşliğinde, bir ritüel olarak ibadetle, yaratanla yüzleşme anlamını taşıyan ibadet arasındaki boşluğu sorguluyor.
Ardından Funda Karakuş’un “Dünya” adlı performansı yer alacak. Performans genel olarak “kapatılma” kavramını ele alıyor. Ayrı coğrafyalarda, farklı kapatma türlerinin dört ayrı kadını nasıl “aynı” kadın haline getirmeye çalıştığının sunumu olan bu performans, erkek egemen bakış açılarının sınırladığı, öldürdüğü, kısıtladığı, yok ettiği kadınların sorunlarına açılımlar, çözümler getirilmeye çalışılacağına, yüzyıllardır süregelen ve değişmeyen “tabu”ların hangi yöntemlerle muhafaza edildiğini düşündürmeyi amaçlıyor. Kadının kendi bedeni üzerindeki egemenliğini ondan cebren (ç)alan bakış açıları arasındaki benzerliklerin izini sürmek, şiddet nesnelerinin işlevlerinin birbirlerine ne kadar kolay eklemlenebildiğini ve bu eklemlenmenin şiddetin faillerini ne kadar beslediğini görmek açısından zihin açıcı olabilecek bir performans.
Bir diğer performans ise çeşitli vesilelerle çalışma fırsatı bulduğumuz Evren Erbatur’a ait. “Bedenin İncinebilirliği” konulu bir performans / sunum olan “Akademik Yaralanmalar”ın sanat yönetmeni ise Aslı Akyıldız. “Hangi etkilerle şekilleniriz? Etkilere nasıl yanıt veririz? Yanıt verme biçimlerimiz nasıl oluşur? Nasıl ifade ederiz? Oyuncunun fizikselliğini ne oluşturur? Oyuncu bir karaktere nasıl dönüşür? Beden dramaturjisi üzerinden gerçekleştirdiğim
-teorik ve pratik- çalışmalarda sorduğum sorulardan yola çıkarak hazırlanmış bir sunum..” diyor Evren Erbatur performansı hakkında.
“Sekizgen Tiyatro” ise Marmara Üniversitesi, Sinema - TV Bölümü öğrencisi ve performans, performans videosu, video-art ve kısa film alanlarında çalışmalar yapan Umut Sakallıoğlu’na ait. Seyirciyi de içine katan performanslarında diyaloglar, performansta yer alan şahısların önceden kayıt edilmiş cümle ve kelimelerinin dijital ses çalarlar ve şahısların üzerinde bulunacak portatif hoparlörlerle yeniden oynatılmasından oluşacak.
Fergün Urgancıoğlu’nun “Konuş” isimli tasarısı ise günün son performansı. “Konuş” isimli tasarı kaydedilmiş insan sesi üzerine doğaçlama yapıbozum üzerine. Bilgisayar ve yazılımlar ile gerçekleşen yapıbozumun öğeleri, tasarıyı ifa eden kişi tarafından MIDI denetim protokolü ile işleniyor.
Çoğu zaman tahmin edilemez sonuçların ortaya çıktığı bu süreçte, kaydedilmiş metin belirli kısımlara ayrılmış ve hangi kısmın hangi kısma ekleneceği yazılımın matematik rastlantısallığına bırakılmış. Bu aşamada denetim yok. Sadece “başlat” ve “dur” komutu verilebiliyor. Tasarıyı ifa eden kişinin doğaçlaması ile bilgisayarın kayıtları rastlantısal işlemesi, farklı olmakla beraber birbirini tamamlıyor.

Son olarak ise festival süresince devam edecek “video mektuplar”dan bahsedelim. Cezmi Kara ve Fırat Mancuhan birbirlerine yollayacakları video-mektuplara seyirciyi de davet ediyorlar. Etkinliğin açılısı ile beraber başlayacak ve kapanışa kadar her gün iki defa yenilenecek video-filmler, seyircinin de katılımıyla şekillenecek ve sergilenecek. Yapılacak bu çalışmanın, serbest doğaçlama esasına dayalı etkileşimli süreç-performansı kategorisinin video alt bölümü kapsamında değerlendirilmesinin uygun olduğunu düşünen ikili, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü'nden.
Program:
28 Mart Cuma:
“Mezarlıktan Diskotek Sesleri” - “OUTofTUNE” / Tuna Pase
“Kulig!” (Mehmetcan Soydemir, Burç Tuncer, Orçun Baştürk, Korhan Futacı)
“Reverie Falls on All” (Barkın Engin, Burak Tamer)
29 Mart Cumartesi:
“Islak Köpek” (Korhan Erel, Şevket Akıncı, Volkan Terzioğlu ve Robert Reigle)
"Noksan" (Sarp Keskiner, Fergün Urgancıoğlu, Orçun Baştürk)
30 Mart Pazar:
“Nurçin Karabıyık”
“Tabataba”-Zinnure Türe - Gökhan İnan
“Çıplak Gölge” - Adalet Çavdar
“Dünya” - Funda Karakuş
“Akademik Yaralanmalar” - Evren Erbatur
“Sekizgen Tiyatro” - Umut Sakallıoğlu
“Konuş” - Fergün Urgancıoğlu
Bilet Fiyatları:
* 28 ve 29 Mart günleri için giriş ücreti 10 YTL’dir
* 30 Mart Pazar günü performanslar ücretsizdir.
info@kargamecmua.org