Arkadaşlar İyidir
Murat Mrt Seçkin
Oldum olası süper kahraman karakterlere kıl olmuşumdur. Aslında sebepleri çok da tuhaf değil. Birçok süper kahraman karakterinin özellikle savaş dönemlerinde militarist, şovenist ve hatta bazı zamanlarda neredeyse faşist amaçlar uğruna kullanıldığını biliyoruz. Supermen büyük Amerika’yı kurtarırken Batman burjuva-aristokrat varlığı ile kendine muhtaç bir şehri var edebiliyor. Tabii ki bunların bazıları sosyalist klişeler olarak hayatımıza geçse de en normal gözüken Ten Ten, Afrika kökenlileri küçük görebiliyor ve bir Avrupalı olarak geri kalmış ülkelere kendince mantık ve uygarlığı götürebiliyor. Tüm diğer klasik “süper” hayali kahramanlar her zaman toplumu kurtarma derdinde hareket ederek, korumacılığını yapacakları ve doğal olarak da kendi düzenlerinde diğer normal insanları muhtaç edecekleri bir sistem için çabalıyorlar. Genel olarak hiçbiri “E tamam burayı hallettim, ben de emekliliğime adım atayım artık,” demez. İnatla büyük, teknolojik yapılarda, kendi ileri seviye üstlerinde saftirik insancıklardan oluşan toplumu korumaya adarlar. Çünkü illa ki kimsenin başa çıkamayacağı bir güç gelecektir insanoğlunun karşısına.
Oysa ki çok beylik bir deyiş ile gerçek kahramanlar bizimle, bizim aramızdalar. Her şeyden önce film karakterlerini ciddiye alan, dinlediği müziklerin dünyasında yaşayabilen bir insanın yazısı olarak okumanız gereken bu satırların amacı bu karakterlere ya da yapımlara eleştirel veya akademik yaklaşmak değil. Sadece yazarın bir dost olarak illa süper kahraman arkadaş edinecekse kimleri tercih edeceği bilgisini paylaşmasından ibarettir. Kimleri tercih etmeyeceğimi yukarıdaki paragrafta zaten belirttim.
Snake Plissken:
Escape From New York // 1981 // John Carpenter
--------------------------------
Snake, İstanbul gibi bir şehirde oluşabilecek büyük kaos ortamında en yakın dostunuz olmasının çokça faydasını görebileceğiniz bir arkadaşımız. Her ne kadar kendisi bizi maço, kıl ve kalınkafalı davranışları ile sinir hastası edebilecek bir karaktere sahip olsa da her türlü zorluğun altından kalkar ve yanında sizi taşımaktan da hiç gocunmaz. Kendisine ara sıra yardımcı olun tabii, her işi ona bırakırsanız bir süre sonra fena atarlanıyor ve işin doğrusu o hali pek hoş olmuyor. En güzel yanı siyasilere karşı olan düz bakış açısı. Ona göre hepsi çıkarcı sefiller olduğundan ters davranışlarına rağmen bu tek gözlü dosta sempati duymadan edemiyorsunuz.
Klaatu :
The Day The Earth Stood Still // 1951 // Robert Wise
-------------------------------
“İyi niyetli olsun ve süper kahraman olmasın” diye bir arkadaş arıyor ve Erasmus ya da diğer öğrenci değişimi programlarından deneyimli iseniz Klaatu sizler için en ideal seçenek olacaktır. Aslen uzaylı olan Klaatu bildiğimiz tüm diğer dış dünyalılar gibi oldukça akıllıdır ve ciddi sohbetlerinden derin bilgiler kapabilirsiniz. Klaatu her ne kadar bir kahraman gibi gözükmesede yaşadığımız dünya düzeninde başkaları tarafından (bak yine politikler geldi) zarar göreceğinden, eninde sonunda arkadaşları tarafından alınacak ve dünya yok edilecektir. İşte bu noktada Klaatu sizi alıp götürebilir ve bu hazin sondan sizi kurtaran kahramanınız olabilir. Yine de bilginiz olsun Klaatu olmasa da şimdi vereceğim cümleyi iyi ezberleyin, olası uzaylı baskınında işinize yarayabilir ya da sizi sonsuza dek susturabilir. Hep beraber söyleyelim : “Klaatu barada nikto!”
Varla:
Faster Pussycat! Kill! Kill! // 1964 // Russ Meyer
--------------------------------------
Meme delisi Russ Meyer’in yaratısı Varla ya da o karakter ile özdeşleşen oyuncu Tura Satana özel güçleri olan bir süper kahraman değil. Ancak fiziksel becerileri ve kas gücü ile tüm dünyadaki ataerkil tavrı bir yumruğu ile indirebilecek, fallik gördüğü her şeyi sağlam bir tekme ile ortasından kıracak kadar asabi ve güçlü. Varla’nın erkeklere kızgınlığı o kadar fazla ki kendini durduramayıp hiçbir derdi olmayan sevgililere sataşıp kadıncağıza erkeğini küçük düşürmenin bin türlü yolunu zorla gösterebilir. Eğer tüm dünyanın erkeklerden temizlenmesini istiyor ve bunun için bir organizasyon kurmak istiyorsanız Varla o işin başına getireceğiniz kadın olacaktır. Tabii ki sizi de silip süpürme riskini aklınızdan çıkartmayın.
Melvin Junko ya da Toxic Avenger:
Toxic Avenger // 1986 // Michael Herz, Lloyd Kaufman
----------------------------------
Hani hep o Amerikan filmlerinde gördüğümüz liseli kabadayı (bully) hikâyeleri vardır ya, işte Melvin tam o hikâyenin ortasından çıkıyor. Öyle bir kasaba düşünün ki neredeyse tüm fertleri o pis kabadayılardan oluşsun. Can sıkıcı bir günün sonunda işyerinin zengin, serseri ve aşağılık tayfası kendini bildi bileli hademelik yapan bu genci acımasızca aşağılarlar. Kendini toksik atıkla dolu bir varilin içinde bulan Melvin mutasyona uğrar ve Toxic Avenger’a dönüşür. Evde yemeklerden uzak tuttuğumuz her türlü madde onun besini olur. Sevgilisinin de desteği ile uğradığı mutasyonu avantaja dönüştürür ve kötülerin amansız düşmanı olur. Sevgili Toxie bize öncelikle dış görünüşün ne kadar aldatıcı olabileceğini öğretir. Bir süper kahraman olarak öncelikle önyargılarımızdan arındırır bizi. Kahramanımız yaşlılara yardım eder, ağaçlardan kedi kurtarır, şevkati ile kasabanın tüm tatlı insanlarının sevgilisi olur. Eğer sizin de sorunlu bir semtiniz var ise emniyet müdürü olarak atayacağınız Toxie tüm sorunlarınızı çözecektir. Her ne kadar kollar, bacaklar koparsa, asitler dökse, kurbanlarını acıdan süründürse de mühim olan kötülüğün yenilmesi değil mi? Haydi Toxie, göster paspasın gücünü.
R.J. MacReady:
The Thing // 1982 // John Carpenter
--------------------------------
“Seninle cehennem ödüldür bana, sensiz cennet bile sürgün sayılır,” dedirtecek kadar güven veren bir iş ortağı düşünün. Beraber çalıştığınız insanların başınıza gelecek olur olmaz olaylarda her şeyi çözebilecek kapasitede bir müdür, şef, işletmeci. Tek sorun MacReady’nin önceden yaşadığı olaylar nedeni ile birazcık paranoyak olması. Yani çok sıkıştığında size de “Geber yaratık,” diye saldırabilir. Yine de kızmayın, sizi parçalayıp tanınmaz hale getirdikten sonra aslında gerçekten insan olduğunuzu anladığında üzülür, canı sıkılır, yoluna devam eder. Tabii burada filmin ilk versiyonunun hakkını yemeyelim. Kabul etmek lazım Carpenter tam da istediği karaktere çevirmiş R.J.’i.
Tüm bunların dışında şunu da belirtmeliyim ki Kurt Russel yakınıma kim olarak gelirse gelsin, sadece oturduğu yerde birasını içsin sorun değil. Her şekilde kahramanım olacaktır.
Lionel Cosgrove:
Braindead // 1994 // Peter Jackson
---------------------------------
Fulci ve Romero zamanında yapacağını yapmışken Walking Dead tabii ki bana sıkıcı ve klişe gelir. Bildiğin zombilerden soğuttu beni. Yine de böyle düşünüyor olmam önlem almamı engellemez. Yazının başından da anladığınız üzere her zor işim için kendime bir dost ediniyorum. Zombi istilası için, kurtulsalar da umutsuz bir geleceğin tutsağı olacak yetmişli ve seksenli yılların karakterleri ile yakınlaşmak yerine Lionel’i kandırıp arkadaş ettim kendime. Sebebi basit; kendisi kibarlığı, dikkati ve tertipli hali ile her süper kahramanda bulacağınız prensip sahibi kişiliğe sahip. Zorda kalanı arkada bırakmaz, sonra da gelip “Neden hep ben,” diye şikayet etmez. Eğer bahçeli eviniz var ise silahı olan çim biçme makinası ile geliştirdiği becerileri sizin evinizde de uygulayabilir. Tek sıkıntısı saldırı anında biraz gözü dönüp bir yerlerinizi kesebilir.
Tüm bu güzel arkadaşların dışında Evil Dead’den Army Of Darkness’a kötülüğün her çeşidi, iblislerin en kötüsü ile oldukça hoş çatışmalar yaşamış, kan ve dehşet dolu günlerde deneyimleri sayesinde sizi her türlü şeytanlıktan koruyacak Ash var. Eğer kıyamet günü varsa ve başımıza gelecek en son kötü şey buysa evinizde Ash için boş bir oda bulundurun.
İçinde yaşadığımız acımasız düzeni umutla yok ederken en büyük destekçimiz bu arkadaşlarımız olacaktır. Tabii ki hepsinden birer tane var ve öncelikle benim dostlarım. Siz yine de bu filmleri izleyip bazı arkadaşlarınıza savunma tekniklerini öğretebilir, çıkar dolu ilişkinizi bir üst seviyeye çıkarabilirsiniz.
muratmrtseckin@gmail.com