Kendim Gibi Yaptım


Viktor Pilatan
Bu sene, bugün, bu asır, bu dönem, bu çağda;
 
Yakışıklıların sarhoşluğuna olan tölerans fazlasına gıcık oldum…
Minibüs ve otobüs şoförlerine, araçlarındayken çok büyük nefret duydum…
Sinikleşmeye eğilimin olduğu yerlerde çok vakit geçirmemeye çalıştım…
Yorgun hissettim…
Hapşırır gibi “Africa” diyerek David Attenborough taklidi yaptım, belgesellerindeki hayvanların ve bitkilerin yaptıklarını dimağım almadı. Bitkilerin aşırı zekasına diyecek söz bulamadım…
Aydınlanma çağını yaşamış ülkelerdeki merak ve araştırma motivasyonuna hayran oldum…Viktoryen…
İlk Dünya Savaşı’nın 100. yılı niyetine tarihiyle ilgilendim. Şaşırmadım…
Vapurla her karşıya geçişimde istisnasız gökdelen silüetine bakarak iç geçirdim…
Kendimi ülke nüfusunun çok yüksek yüzdesinden daha bilgili, daha akıllı buldum…
Selfie çekmedim, çektirmedim…
True Detective’i zevkle seyrettim, sonra çok popüler olunca sesimi çıkarmadım…
Fargo’da Billy Bob Thornton’ın Lorne Malvo’sunu keyifle izledim. Aces!
Aşilini koparan bir arkadaşıma sakatlıktan dönüş tavsiyeleri verdim…
Almanya’nın Brezilya’ya attığı 2. golden sonra maçın skorunu bildim.
Her Moda’ya gidişimde, ”Millet amma yiyor arkadaş” deyu hayıflandım…
Datça’ya taşınanlar oldu, dikkatle izliyorum…
Beraber bir şeyler yapmaya çalıştığım insanlara evde yalnızken posta koydum…
Youtube’den bazı yerli dizileri izledim…Haftada 2 saat bu kadar saçmalığa nasıl sabredilir diye hayaller kurdum…
Bir sabah “Volkan Demirel: Sessizlerin Sesi oldum” başlıklı bir haber görünce internette değişik duygular hissettim…
Twitter’a girmedim…
Her hafta pazara gittim; Şeftali ve karpuz çıkmadı bu sene…Gün kurusu ve fındık fiyatları çok canımı sıktı…Fırında kaşarlı yapmalık harika mantarlar buldum…Bir tane kötü de denk geldi…Çok elma yedim…
Bir kere caps yapıp arkadaş arasında paylaştım…
“Ulan hepiniz ordaydınız be!”li ve “fıtrat”lı espriler yaptım…
Güney Marmara, Bandırma civarlarını gördüm. Buralarda True Detective çekilir dedim. Sonra da “yaşanır mı lan acep?” diye de düşündüm…
Eşek gördüm…
Uzayda geçen veya uzay ile ilgili; post-apokaliptik diziler filmler izledim. Çoğu saçmaydı…
Evinde kedi olanların dışarıda da algıda seçiciliğin sonucu olarak daha fazla kedi görmesi gibi, kötü balkonlu, balkonsuz, iyi balkonlu diye ev balkonlarına kitlendim…
Marmaray’a binmedim…
Sabahları uyandığımda ağzıma daha çok eski metal şarkıları takıldı…
Evrimin derinine ineyim dedim aklım çıktı…
Umutsuzluk dalgası yüzüme vuruken bile yer yer umutlu hissettim…
Kar yağışını özledim…                                           kendihayat@gmail.com