Doğumgünlük


Övünç Üster
Sevgili günlük.
Yine kaldık mı baş başa?
Sessizce yargılıyorsun ya beni, işte o yüzden herhalde, vazgeçemiyorum sana bir şeyler anlatmaktan. Sesin olsa, ilişkimiz bitebilirdi.
Bugün, günlük, güne bir temiz ağlayarak başladım. Doğumgünüme böyle bir giriş, anlatılmaz yaşanır. İlerleyen saatlerda buna çok güldüm; denge arıyorsan yani, o da burada.
Sevdiklerimi ziyarete gittim bugün, çok karışık duygular içindeyim günlük; anlatsam, anlamazsın. Yanmış yaprak dumanıyla isleyip, köpüklü birayla ıslıyorum ciğerlerimi.
Acıyor bir yerim ama, diyemiyorum ki şurası. Ağzımdan duman çıkması anlamlı geliyor; içimde yangın varmış gibisinden.
Büyüyorum günlük, büyüleniyorum. Bir günlükle konuşmanın zırvalık sanıldığı topraklarda yürüyor oldum; sıfatlarım birikti günlük: Koca adam günlük tutar mı?
Çok fenayım günlük. En koyu rengimi arıyorum. Günlük ya hep bu işler, sana yazıyorum günlük. Müthiş dinliyorsun. Hem kimseye söylemiyorsun. Bacak aramdan burun deliğime kadar, her yerimi biliyorsun da, bir elimi tutamıyorsun be günlük.
Ben seni tutuyorum ama, çok tutuyorum seni. Her gün tutsam, ne rahat ederim aslında.
Ama işte, iş-güç, hayat-memat arasında, denk gelemiyoruz her Allah'ın günü. Gün dediğin de takvimle değil a, aylar geçiyor da, bir gün geçmiyor -sen daha iyi bilirsin.
Olan biteni yazsam, inanmazsın. Ayağı bacağıma değdi, sonra hemen geri çekmedi filan diye detaya girsem deli gibi, anlaman mümkün değil. Yaşaman lazım. O an oradaydın işte, yanımdaydın, her şeyi duydun, hepsini gördün; anlıyor musun beni? Sessizce yargılıyorsun beni, tek yaptığın o. Anlaman mümkün değil.
Ne kadar söversem söveyim, geri dönüp açıyor muyum sayfalarını? Açıyorum. Yazıp yazdırıyor muyum veresiye? Kimse duymuyor ya, bir döküp bir döktürüyorum. Ama, anladığından değil. Ses çıkarmadığından.
Yaşanmadı değil! Yaşandığının resmisin sen, şahidimsin! Çok sevdi beni, biliyorsun.
Âşık oldu bana, bunu fark ettiğim an gülümseyip seninle uzaktan gözgöze geldik, akşamına yazdım mı, yazmadım mı? Nerde? Yazdım, biliyorsun, biliyorum, kaldırma beni şimdi ayağa.
Sana anlatmak iyi geliyor, yazması zevkli. Neler yaşadığımı bir Allah biliyor, bir de sen. Hani, birden yok olsam şu gezegenden, sen varsın Allah'tan. Sayfa sayfa, her şeyi biliyorsun. Okumayı bilen çıkarsa çözer şifreleri, ağzından alır lafı. Açıp okuyan yok diye çıplak yazıyorum sana, okusam okusam ben okurum bunları.
Çok sarhoş oldum günlük, ne dediğimi bilmiyorum. Sigaram da yarım kaldı, biram da. Çok uykum geldi. Ezan okunduğuna göre, yeni gün başlamış, resmi olarak doğumgünüm sona ermiş demektir. Bir sonraki ezana kadar kesintisiz uyumayı başarırsam, yeni güne anlamlı bir başlangıç yapabilirim.
Seni bırakmam gerekiyor artık elimden, bittin sen. Yeni gün geliyor, sayfanın sonu geldi, sabaha kadar yazsam ne fayda? Zaten oldu sabah.
Sana anlatmam lazımdı ama, uyumam lazım çünkü, ve en azından sana yazmam lazımdı. Uyanınca uçacak bunlar hep, uyurken uçacak, unutacağım bir sürü detayı, duygusu kaçacak hep. Beni sinir eden ifadesini unutup, gözlerimin içine bakıp gülümsediği halini hatırlayacağım. Sana yazmasam, sanacağım ki hep gülümsedi bana;
üstümde durmadı günlük, acıyor işte tam orası. Yanıyor ya canım, şuraya koyuyorum, sen hesaplıca söndürürsün onu. ovunchster@gmail.com