Ceyl'an Ertem Hep İlerliyor


Tayfun Polat

Sürekli gelişen bir yön var Ceyl’an’ın müziğinde. Sürekli. Üçüncü albüm Amansız Gücenik bu gelişimin en son göstergesi.


Çok değil, 2010’da çıkartmıştı ilk albümü Soluk’u. 40 küsür müzisyenin desteğiyle, “neler yapabilirim?” sorusuna yanıt arayışı gibiydi. Her şarkı ayrı bir prodüktörle, ayrı bir aranjörle, ayrı ekiplerle çalınıyor ve kaydediliyor olunca, en karışık albümüydü aslında. İçinde caz var, trip hop var, rock var. Her şarkı ayrı telden çalsa da hiç kafası karışık değildi Ceyl’an’ın. Cesurca bir giriş yaptı solo kariyerine. İki yıl sonra gelen Ütopyalar Güzeldir’de taşlar biraz daha yerine oturdu. Cenk Erdoğan’ın prodüktörlüğünde bütünlüklü bir sound ve tüm albüme yayılan bir ruh hali. İlave olarak söz yazımını geliştirmişti fikrimce. Yeni albüm Amansız Gücenik, iki albüm birden sanki, ama birarada. Hem çok kalabalık, fazlasıyla kolektif, hem de tek bir yürek, tek bir ruh olmuş. 

Kim ne düşünür bilmem, bence genç kuşağın kadın vokalistleri arasında en iyisidir Ceyl’an Ertem. İşin teknik kısmından çok anlamam. Ama anlayana da sorarım, aldığım cevaplar da aynı, çok iyi bir tekniği var. Ve yıllar geçtikçe, söyleyişine kattığı rahatlıkla Amansız Gücenik, şimdilik ulaştığı en yüksek seviye vokalinin. “Bitince”yi dinleyin, ben gerisini anlatmayayım. Bir diğer mühim özelliği daha var bu albümün. Gün geçtikçe daha iyi kayıtlarına şahit olduğumuz Kadıköy’ün medar-ı iftiharı Stüdyo Bee, yani Umut Çetin ve Baran Göksu kaydettiler bu albümü. Hem de stüdyoyu söküp, Çeşme’ye taşıyıp, orada kurup. Bee’nin şimdiye kadar birlikte çalıştığı isimler daha underground müzisyenlerdi. Ceyl’an’ın onların yeteneklerine güvenip Sony Music gibi bir firmayla yaptığı ilk albümde onlarla çalışmak istemesi önemli. Prodüktör koltuğuna Can Güngör’ü oturtması da. Kendi albümünü dört gözle beklediğimiz Can (iki şarkılık bir single ile bir parmak bal çaldı ağzımıza, kesmese de) Cihan Mürtezaoğlu ile birlikte 2013’ün en başarılı albümlerinden biri olan Mabel Matiz’in Yaşım Çocuk’una renk kattıktan sonra, büyük bir sınavı yüksek notla geçmiş oldu Amansız Gücenik ile. Ceyl’an’ın bu çok yetenekli ama genç müzisyenleri seçmesi, birlikte üretmesi çok güzel. 


Sadece onlar değil tabii. Çeşme’de stüdyoda yaşar, düşünür, çalar söyler, arada gezer, köpeklerle oynar iken, yine çok kalabalık bir müzisyenler grubu konuk oluyor kaydın yapıldığı eve. Hepsi profesyonel müzisyenler elbet. İstanbul’da olsalar şu saatte stüdyoya gelip şu birkaç saatte çalıp gidecekler. Ama orada günler birlikte geçiriliyor, kayıt, sohbet, yeme içme, sohbet, deniz, kayıt, sohbet... Günlere yayılmış bu çalışma ortamı, biçimi, albüme doğrudan sirayet etmiş. Doğallık, rahatlık, bütünlük. Müzisyenler geliyor, müzisyenler gidiyor. Koca bir aile. 

Albümün bir diğer farklı yönü ise Ceyl’an Ertem’e armağan edilen şarkılar. Yıldız Tilbe, Can Güngör, Mabel Matiz ve Elif Çağlar söz ve müzikleri kendilerine ait olan birer şarkılarını ya Ceyl’an’a uygun diye, ya onu düşünerek hediye etmişler. Cihan Müztezaoğlu da bir bestesini aynı şekilde hediye etmiş. Cenk Erdoğan, Ediz Hafızoğlu ve Cem Tuncer’in de birkaç besteye katkısı var. İki de kapama var; bir Yıldız Tilbe şarkısı “El Adamı” ve bir de Avni Anıl bestesi “Ah Bu Şarkıların Gözü Kör Olsun”. Kalan sözler ve müzikler Ceyl’an’ın. Lakin, öyle bir hissiyat bütünlüğü, öyle bir paydaşlaşlık var ki, hiçbirini birbirinden ayıramıyoruz. Kartonete bakınca (saymadım ama) 30-40 kişinin ismi var müzikal olarak katkı verenden, kaydenene, miksleyenden tasarlayana. Hah, kapak. Herhalde yıllardır bu kadar iyi bir kapak görmedik. Burcu Ürgüt’e şapka çıkarıyoruz. Bir kapak, bir albümle bu kadar örtüşebilir. Ama tek bir kişi olmuş işte hepsi, Ceyl’an Ertem’in sihri. 

Son olarak; yaylıların, üflemelilerin renkleriyle katmer katmer çoğalan ya da tek bir gitar eşliğine doyan bu sese geri dönmek gerekiyor. Bağırıp çağırmadan çığlıklar atmış ama eşlik eden enstrüman azaldıkça sadeliğiyle daha da çarpan sesiyle abilerine ablalarına dersler veriyor, gençlere de nasıl söyleneceğini gösteriyor Ceyl’an. Her albümünde (Anima dâhil) Edip Cansever’e gönderme yapan Ceyl’an, bu sefer albümün adını ondan almış ve son noktada, albümün tüm hissiyatını iki kelimede özetlemiş. Sakın gücendirmeyin bu kızı. Artık hiç.

info@kargamecmua.org