Avustralya'da Ne Oluyor
Tayfun Polat
Son zamanlarda ağımıza takılan ve “Vay be,” dedirten grupların çoğunun Yeni Kıta’dan çıkması nedeniyle durumu bir mercek altına almaya karar verdik. Avustralya, malûm, ‘80’lere gelene kadar dünya müziğine AC-DC ve Bee Gees dışında pek bir katkı sağlamamıştı. ‘80’lerde çok iyi gruplar çıktı ama. Midnight Oil, INXS, Crowded House, Air Supply, The Birthday Party, Man at Work, Crime & The City Solution, Nick Cave and The Bad Seeds... ‘90’ları dünya yıldızı olmuş Nick Cave ve Kylie Minogue ile övünerek geçirdiler desek yalan olmaz. Kendi çapında ün kazanmış Savage Garden, The Go-Betweens, Jets, Silverchair, The Vines gibi gruplar ise bizim pek ilgimizi çekmedi. 2000’lerin gelişiyle, hatta 2010’ların, Avustralya’da bir kıpırdanma başladı desek yeridir. Cut Copy, John Butler Trio, Wolfmother, Gotye derken farklı türlerde isimler düşmeye başladı müzik piyasasına. Şimdi, bazılarının adını hiç duymadığınıza emin olduğumuz Avustralyalı grupları tanıtmaya çalışacağız. Chet Faker ve Tame Impala gibi memlekette de geniş dinleyici kitlesi bulanları değil elbet. Hepsini de değil. Hem çok yeni olup hem de “Vay be,” dedirtenleri. Yani yüzlerce grup arasında müzikal olarak farklı önermeleri olanları.
Oh Mercy
İsimlerini Dylan’ın meşhur şarkısından alan Melbourne’lu grup, 2007’de kurulduktan hemen sonra kendi çabalarıyla çıkarttıkları Expats & Eczema EP’si dikkatleri üzerine çekti. 2011’de Great Barrier Grief ile düyayı turlamaya başlamışlardı bile. Son albümleri Deep Heat ile radarımıza takılan grup, belli bir tarza saplanmadan ama kategorize etmek zorundaysak indie sahasında, solist ve beyin Alexander Gow’un söz yazma yeteneği ve oyun zekâsıyla top koşturuyor. Deep Heat’in iTunes sürümüne özel bonus’u “Mertopolis” favorimiz. Neye benziyor? Arctic Monkeys.
The John Steel Singers
Brisbane’li (ki bu şehre dikkat) 6 kişilik TJSS, neo-saykodeliyanın Avustralya’da Tame Impala ile birlikte en başarılı temsilcileri diyebiliriz hiç çekinmeden. Müziklerini “sabahın beşinde işten eve gelip yatmadan önce güneşin yükselişini seyrederken reçelli sandviç yemek gibi” diye tanımlamışlar. Tanım biraz nahif tınlıyor. Çünkü müzik, artık o saate kadar işte başlarına neler geldiyse, o kadar tatlı ve pastel tonlarda değil. 2013 albümü Everytihg’s A Thread ilk albümlerinden çok daha kararlı ve oturmuş bir sound’la hararetle tavsiye edebileceğimiz bir çalışma. Albümden özellikle “State of Unrest” mükemmel. Neye benziyor? Bolca klavye, trompet ve trombon katkısı olan bir Tame Impala.
The Native Cats
Tazmanya’nın en büyük şehri Hobart’tan (yani dünyanın bu kadar güneyindeki en büyük şehir) çıkan ikili, o kadar basit bir formül bulmuşlar ki müzik üretmek için. Bir bas gitar ve bir Nintendo konsolu. Tabii vokal güçlü, sözler iyi olunca işler daha kolay. Ama müziğin yarısını oluşturan basın da hakkını vermeli. Ve yaratılan karanlık atmosferin. 2007’den bu yana 3 albüm çıkartmış olsalar da 2013 tarihli Dallas, grubun adını kıta dışında da duyurmaya başladı. Albümün en güçlü şarkısı “Cavalier”i şiddetle önerelim. Neye benziyor? Vokal Ian Curtis’in reenkarnasyonu olabilir, o yüzden kesinlikle Joy Division.
Midnight Juggernauts
Şimdi 2010’da İstanbul’da verdikleri konsere gidenler “Bu mu yeni grup?” diyebilirler tabii. Ama o konsere kaç kişi gitti ya da o günden beri kaç kişi fark etti bu grubu bilmiyorum. Üç kişilik ekip, Melbourne’dan çıkıp, 10 yılda dünyanın dört bir tarafında aralarında en mühim festivallerinde de yer aldığı performanslar sergilediler. Performans sözcüğü zorunlu bir seçim. Çünkü indie-dance-prog-elektronika janrlarını harmanlayarak ama esas kıtanın genel haletiruhiyesi saykodeliyayı bolca barındırarak oluşturdukları sound, genellikle iyi tasarlanmış görsellerle sunuluyor ve başka bir sanat olayına dönüşüyor. Üç albümleri var, 2013 tarihli sonuncusu Uncanny Valley’den “Systematic”i öneririz dinlemeniz için. Neye benziyor? Air, Ratatat gibi grupların krautrock ve saykodeliya ile haşır neşir olduklarını düşünün.
Cosmos Creature
Melbourne’lü evren kulu Mitch Reynolds’un müzikal tahayyülüne Cosmos Creature deniyor. İlk EP’sinde (2013) daha elektronik ve piyano üzerine bir müzik yapıyorken bu yaz çıkarttığı 2. EP’de çok katmanlı, estrüman zenginliğine ve derinliğine sahip bir müzik üretmiş. Ve duyduğumuz her sesi kendi çıkartmış. Vokali dinlerken ister istemez “İki-üç ses transpoze etse de böyle her an çıkartamayacakmış gibi pes söylemese,” diyorsunuz. Ama tuhaf bir şekilde bu vokal zaten özgün olan. Sesin titremesi. Lost-rock demiş müziğine -ki ilk kez duydum bu tanımı. Distant Lands’i bandcamp’ten mutlaka indirin (beleş). “Wandering” ne acayip bir şarkıymış diyeceksiniz. Neye benziyor? King Krule söylüyor, John Frusciante gitar, Beck klavye çalıyor gibi.
JuliaWhy?
Avustralyalı akıllara zarar kadın müzisyenler var daha bahsedilecek. Kalanları önümüzdeki sayıya bırakıp bu sayı sadece JuliaWhy?’dan bahsedeceğiz. Müziklerini bir konserde sarhoş bir kadın PJ Harvey’ye, başka bir konserde sarhoş bir adam Siouxsie and The Banshees’e, başka bir konserde de bir barmen Kim Gordon’a benzetmiş. Ben ayık kafayla hepsine hak veriyorum. İçince ve karşımda görsem, muhtemelen fiziğinden ötürü Nico’ya benzetirim Julia Wylie’yi. Sidney dolaylarından punk ve zaman zaman Riot Grrrl üçlüsünün müziği çoklukla PJ Harvey’nin ‘90’lar dönemini de andırıyor. Aslında bu sayfalarda bahsedilen diğer tüm gruplar arasında müziklerini en kolay tanımlayabildiklerimiz onlar. Ama iyiler. “Tehran” ve “Just One Night”ı önerelim. Neye benzediğini de yazdık zaten.
Mona Lisa Overdrive
İsimlerini William Gibson’ın ünlü cyber-punk romanından alan grup (aynı isimde bir de Amerikalı fason rock grubu var, aman dikkat), ‘60’ların garaj ve saykodeliyasını bir potada eritirken The Velvet Underground’a göz kırpan genç bir dörtlü. The Up-Tight Session adında tek bir EP’leri var henüz. Lakin “Poor Little Scene Girl No:27”ı dinleyince bu EP’yi aramaya başlayacaksınız. Neye benziyor? 13th Floor Elevator, Sid Barrett’lı Pink Floyd.
https://myspace.com/monalisaoverdriveau/music/song/poor-little-scene-girl-no-27-8338831-8140015?play=1
Önümüzdeki sayı devam edeceğiz... info@kargamecmua.org