Kontrast


FAVORİ
St. Vincent – St. Vincent - (Loma Vista/Republic)
2012’deki David Byrne’le (Talking Heads) ortak çalışması Love This Giant’ı bir kenara koyarsak, Annie Clark, A.K.A. St. Vincent, üç yıllık bir aranın ardından daha olgun ve zengin bir müzikal dilin hakim olduğu yeni albümüyle karşımızda. İlk çalışmalarıyla küçük ama sıkı bir takipçi kitlesi edinen St. Vincent, özellikle David Byrne’le gerçekleştirdiği birliktelik sonrası bilinirliğini ve erişimini artırmıştı. Kariyeri açısından doğru görünen bu adımın ardından gelen 4. solo albümün sürpriz bir şekilde kendi adını taşıması biraz da bu yüzden. Bir Miles Davis biyografisindeki “müzisyen için en zor şey kendisi olmaktır” ifadesinden etkilenen St. Vincent, yetenekli söz yazarı kimliğini giderek benzersizleşen bir müzikal kurgu dahilinde açık yüreklilikle masaya yatırıyor. Hafif ayarsız hissi veren minik gitar riff’leri ile yoğrulan synth tabanlı elektronik altyapılar her parçada St. Vincent’n hikâyeleri için farklı bir arka plan yaratıyor. Tempo zaman zaman yükseliyor (“Rattlesnake”, “Birth In Reverse”), bazen sakinleşiyor (“Prince Johnny”, “I Prefer Your Love”), bazen dans ettiriyor (“Digital Witness”), bazen de hüzünlendiriyor (“Severed Crossed Fingers”). Sabit olansa dinledikçe daha da içine girilen ve artık oldukça zengin bir içerik sunan St. Vincent dünyası.
 
PLASE
Actress – Ghettoville - (Werk Discs)
İngiliz müzisyen Darren J. Cunningham’ın 4. stüdyo albümü baştan sona karanlık, rahatsız edici ve içine nüfuz etmesi bir hayli konsantrasyon gerektiren zorlu bir çalışma. Adeta terkedilmiş alanların, metruk binaların, şehrin periferilerindeki ıssız ve tekinsiz yerlerin müzikal yansımalarını içeren albümde tam 16 parça var. Soluk almanın zorlaştığı ve neredeyse hastalıklı diyebileceğimiz bu atmosferin içinde Actress tamamen kendine özgü düşük frekanslı, birbirini tekrar eden ve bir anlamda çiğ diyebileceğimiz ses kümeleriyle şehirde gördüklerini kendi süzgecinden geçirerek bizlere ulaştırıyor. Albüm boyunca peşine takılıp yolumuzu aydınlatabileceğimiz herhangi somut bir yapının olmaması da bu filtrelemenin bir sonucu. Kişiliklerin ve müzikal kimliklerin iyiden iyiye birbirine girip karmaşıklaştığı bir evrende Actress müziğin alışageldiğimiz yapılarını deforme ederek belki bizlere de bir ayna tutuyor. Parça isimleri de bir anlamda bunun ipuçlarını taşıyor; “Street Corp.”, “Corner”, “Time”, “Towers”, “Gaze”, “Contagious”, “Image”, “Frontline” gibi. Özellikle deneysel işlere meraklı cenah için özel tavsiyemiz olsun Ghettoville.
 
SÜRPRİZ
İnsanlar – Kime Ne - (Aboov Plak)
Barış K. ile ilk tanışıklığım Doublemoon etiketli derleme albümlerdeki harika prodüksiyonlarıydı. Sonrasında özellikle İlhan Erşahin’in Nublu etiketiyle yayımlanan “İstanbul 70 - Psycho, Disco, Folk …” edit’leriyle iyice hayatımıza yerleşti kendisi. Yurt sathındaki en başarılı DJ ve prodüktörlerinden Barış K.’nın başını çektiği İnsanlar’sa üç kişilik bir proje. Elektroniklerde Barış K., bağlama ve vokalde üstad Cem Yıldız ve perküsyonda Hogır’dan oluşan ekibin Mini Müzikhol’deki performanslarının yarım saate yaklaşan canlı kaydından oluşan Kime Ne’de sözlerse Pir Sultan Abdal’ın “Ötme Bülbül” ve Kul Nesimi’nin “Ben Melamet Hırkasını” şiirlerinden adapte edilmiş. Açılışta ilk sözü alan bağlama gevşek ve ağır ritimlerle parçanın altyapısına ilk katkıyı veriyor. İlerleyen dakikalarda devreye giren minimal synth darbeleri ile giderek hipnotik bir atmosfer yaratılıyor. Sonrasında elektroniklerin iyiden iyiye devreye girişi esnasında bağlama ile yaratılan eşgüdüm ve geçişler ziyadesiyle etkileyici. Ortalara doğru bir ritüel havası yaratan vokal partisyonları ve bağlama ile elektronik destekli ana omurganın başarıyla birbirine harmanlandığı saykodelik atmosfer bir süre sonra sizi kendi içine çekiyor. Tek kelimeyle özetlersek “arşivlik”.