Ne çok film var festivalde
Sevin Okyay
Ne çok film var festivaldeSinema dünyasında liste yapma mevsimleri vardır. Örneğin, Akademi ödülleri öncesi, böyle bir dönemdir. Film festivali dönemi de. Bu ikincinin iyi tarafı, filmlerin çoğunu görmek istemenizse, kötü tarafı da göremeyeceğinizi bilmenizdir. Bir de, kime göre film seçeceğiniz meselesi var, tabii. Sizden tavsiye bekleyen insanlar için mi, kendiniz için mi? İkisinin tek ve aynı olduğu düşüncesi uzun ömürlü olmaz. Ben yakın tarihte en kötü darbeyi Tahoe Gölü ile almıştım. Beğeneceğimi umduğum (ve sahiden de beğendiğim) bu film için yemediğim fırça kalmadığı gibi, boyuna Tahoe Gölü’nü niye beğendiğimi açıklamam istenmişti.
Bu durumda, aklı başında biri olarak herkesin beğeneceğini tahmin ettiğim filmleri sıralamam gerekir. Ne var ki, hiç öyle bir niyetim yok. Çünkü o zaman kendi görmek istediğim filmler liste dışında kalabiliyor. Daha önce 33. İstanbul Film Festivali’nin programına ve filmlerine pek hâkim olmadığı için, genelde festivalci sezgisine dayanarak filmler seçmiştim. Daha olgun ve sırasız bir liste ise, birazcık karma oldu:
* Baal - Volker Schlöndorff
* Riley’nin Hayatı / Aimer, Boire et Chanter / Life of Riley - Alain Resnais
* İda - Pawel Walkiowski
* Tom Çiftlikte / Tom à la ferme – Xavier Dolan
* Scola Fellini’yi Anlatıyor / Che strano chiamarsi Federico, Scola racconta Fellini - Ettore Scola
* Körlük / Blind – Eskil Vogt
* Ben O Değilim – Tayfun Pirselimoğlu
* Bergman’ın Evinde / Trespassing Bergman – Jane Magnusson, Hynek Pallas
Bir dergi için de dört film seçmemiz istendi. İki klasik (yukarıdaki ilk iki film), iki de yeni film seçtim: Büyük Budapeşte Oteli / The Grand Budapest Hotel - Wes Anderson ve Attila Marcel – Sylvain Chomet. Güle oynaya seyredelim niyetiyle. Ama zaten ikisi de iyi filmdir, vicdan azabı çekecek bir durum yok.
Oysa daha öyle çok filmim var ki. Kendime 20’lik bir liste yapmıştım. O listeyi şöyle bir silkeleyecek olsak, Umudun Peşinde / Philomena (Stephen Frears) çıkar meselâ. Çok sevdiğim Tavernier’nin son filmi Dışişleri / Quai D’Orsay, sonra İnce Buz, Kara Kömür / Bai ri yan huo / Black Coal, Thin Ice (Diao Yinan), kıymetli Tsai Ming-lilang’ımın Sokak Köpekleri / Jiao you / Stray Dogs... Aslında aynı yönetmenden Batıya Yolculuk / Xi You / Journey to the West de var ama, bunu tanıdığım bir-iki kişi dışında kimselere tavsiye etmem. Dennis Villeneuve’ün iki filmini ekleyelim Tutsak / Prisoners ve Düşman / Enemy. Bir de, NTV Belgesel listesinden Talal Derki, Errol Morris, Horacio Alcalá, Gianfranco Rossi filmleri.
Eh, 250’ye yakın film söz konusu olunca ister istemez telefon rehberine benziyor biraz. Gene de, uyarma görevini yerine getirdim sanıyorum. Riski göze almaya razıysanız eğer, bir şeyler keşfetmek mümkün. Ha bir de, “Bu İkiliye Dikkat” bölümünü kaçırmayın. İçinde çok sağlam ikililer var. “İkili” olma nedenlerini merak ediyorsanız, katalogdaki yazılar merakınızı tatmin eder. İstanbul Modern’de de bölümün ilginç panelleri olacak. İyi seyirler!
sevino@gmail.com