FREAKSHOW...


Burak Bayülgen
Freakshow’ların sergilenmesi ve deformasyondan kar gütme amacı, izleyicinin deformasyon ile yüzleşmesini öngörmekteydi. İzleyicilerin yüzleştiği ya da yüzleşmeye çalıştığı deformasyon, hele hele modern zamanlarda freak’lerin halen bir öteki olduğuna vurgu yapmaktaydı. Halbuki sideshow atraksiyonları kanımca öteki’yi içselleştirmek adına yapılan bir hareketti ve freakshow’ları da içselleştiren bilhassa kendi üzerinizde uygulayabileceğiniz bir performans mevcuttur: Body art. Sanatla da iç içe olarak deforme olarak doğmamış bireyin kendini deforme etmesi. Deformasyon ile barışan bir kitlenin onlardan bir parçayı kendine atfetmesi. Vücudun ekstrem bir sanat eseri haline dönüşmesi (Deneyimlemek kelimesini kullanmıyorum burada).

Yukarıda bahsettiğim içselleştirme deneyimi sektörleşerek alt kültürlerin pek çok unsurunu insanların hizmetine sokadursun, bu tarz sideshow’ların da kült mertebesine erişmesine sebep olmuştur. Ancak bu tarz bir etkinliğin ve kült tanımının hakkını gerçekten verebilmek için sadece heyecan ve şok yaşanmasını sağlayan birkaç saatlik aktivitelerden yahut birkaç dakikalık çeşitli performanslardan bahsetmemeliyiz. Kaplumbağa kadın, zürafa boyunlu kadın, tavuk yiyen geek, yarı kadın yarı erkek (he/she) performanslardan daha da fazlasını söylemekte ve izleyici adına daha fazla şey ifade etmektedir.

İzleyici adına iki kavramdan bahsetmek gerekir:
1) Yabancılaştırma
2) İçselleştirme

Bir freakshow’un kült mertebesinde incelenmesi için hümanizmden bağımsız olarak iki farklı psikolojiyle izlenmesi öngörülmekteydi. (Sonradan hümanizm devreye girdi, bu şovların etik olup olmadığı masaya yatırıldı ve kaldırıldılar.)
  1. 1)Yabancılaştırma meraklı bakışın ta kendisidir. The Howling Part 6: Freaks filmindeki Elizabeth gibi: Her şovun sonunda yüze tokat gibi patlayan deformasyonun gösterilmesine kadar Elizabeth şovlara iyi niyetiyle tebessüm eder çünkü şovların her biri yaratıcı bir platformda, ilginç ve göze hitap eden ilginç bir niteliktedir. Bu maddeye bağlı olarak “bakamamak, korkmak, nefesin kesilmesi” de yabancılaştırmanın göstergeleridir.
  2. 2)İçselleştirme ise birinci maddeye tezat olarak daha hiçbir şovu seyretmeden merak ve heyecanın bir müzede kendi eşyalarının sergilenmesine bakan birinin psikolojisine dönüşmesidir. Bu maddede yaşanan çekingenlik ve tedirginlik birinci maddedeki korkudan farklıdır.

Esas içselleştirme işte bu ikinci maddede yaşanır. Bir süre sonra bireyin bir freakshow gösterisine dönüşeceğini az çok tahmin edercesine yaşanan ve bir nevi body art’la da sağlanmaya çalışılan özdeşlik ve imrenme kadar, kendi kabul edilmeyen, gizli ve saklı kalmış kusurunun, fiziksellikten öte düşünsel özrünün de tüm çıplaklığıyla izleniyor ve sergileniyor hissine kapılması. Paranoyaya dönüşen bastırılma. Aynı filmdeki Ian örneği gibi. Rahatsızdır şovları izlerken. Kendisi kontrol altına alamadığı bir kurt adamdır ve karnavalın kurucusu gizli vampir Harker, bu gizli kurt adamın peşine düşecek, onu bir şova, bir sanata dönüştürecektir.

İlk maddedeki seyircik ise bir ötekiyi seyrettiğimizi gayet iyi bilmekle birlikte, yine de mistisizmi yakalamaya, şovdan heyecan duymaya dayanmaktadır.

-*-

Etik olarak yasaklanmalarının ardından bile freakshow’ların modern toplumların öteki ile olan iletişimine sanatın türlerinde ve alt-türlerinde oldukça sık rastlanmaktadır. Nostaljik ve realist olmasına rağmen bizim de örneklendirmede kullandığımız fantastik bir hava eşliğinde, yukarıdaki iki maddeyi de gündeme getiren bu eserler, bizleri de bu iki madde içinde değerlendirmeye pek hevesli görünmektedirler.

  burakbayulgen@yahoo.com