Alva Noto: Bir Konser Tanıklığı
Ve işte Alva Noto sahnede. Borusan Müzik Merkezi’nde merakla ve heyecanla beklenen konser “Nova Muzak Series” kapsamında gerçekleşiyor. Kod Müzik Ailesi’ne ve Necati Tüfenk’e teşekkürler.
İçerisi tıka basa dolu. Biletler tükenmiş olduğundan dışarıda, konsere girmek isteyen ama giremeyen bir dolu insan bekliyor. Borusan Müzik Evi’nin ikinci katında, karanlıklar ve kalabalıklar içerisinde, Alva Noto, siyah, simsiyah takım elbisesiyle bilgisayarının ve bilimum elektrikli aletlerinin başında duruyor. Arkadaki büyük perdeden barkovizyon araclığıyla görüntüler geçiyor.
Uni Acronym: Dünyanın en büyük markaları, elektronik bir sesin aracılığıyla müzik oluşturuyor. ABC, CNN, BMX, BBC, BIC, MAC… Perdede, siyah fonun arkasında logolar, birbiri ardına diziliyor. Sonra bir anlık sessizlik ve karanlık. Ardından tüm o elektronik sesler ve görüntüler devam ediyor. Carlsten Nikolai’nin sanatı, müzik performansı olmanın da ötesinde, melodik sosyo-politik bir gösteri niteliğinde. Anlatılan elbette müzik ama bütün katmanlarıyla birlikte, sosyal bir kimlik olarak karşımızda. Dinin ve politik gücün beslendiği en öncelikli kaynak olan müzik Jaccques Attali’nin açıklamasıyla, toplumu, kişilik yapılarını, seslerden, renklerden, kelimelerden, her şeyden ama her şeyden daha fazla şekillendiriyor. Carlsten Nikolai ise bir sihirbaz edasıyla ve yegâne sihrini kullanarak, dinleyicilerini, bugünün ve geleceğin kültürel-ekonomik yapılanmaları içinde gezdiriyor.

Tarihin hangi dönemini ele alırsak alalım, müziği içinde bulunduğu sosyo-politik durumdan ayrı düşünmemize imkân yok. Çünkü birbirlerine kopmamacasına sıkı sıkıya bağlılar. Günümüzün iki önemli post-Marksistlerinden Slovaj Zizek ve Alain Badiou, insan kişiliğini oluşturan yegâne etmenlerin onların tüketim ve yeniden üretim alışkanlıkları olduğunu savunuyor. Bu nedenle günümüzü anlamak için öncelikle ekonomik yapıyı kavramamız önem taşıyor. Sanatı da tüm bu ekonomik yapılanmaların dışında bir yerde tutmamak gerekiyor. Alain Badiou, toplumu ve topluma ait olan ne varsa her şeyin özünün, sanatta, aşkta, politikada ve bilimde olduğunu savunuyor. Badiou’nun sözünü ettiği sanat kavramının en başında gelen ise hiç kuşku yok ki, müzik.
Müziği anlamak için, yapısından ötürü çok katmanlı değerlendirme yapmak, kaçınılmaz. Çünkü sadece performans olmakla kalmadı hiçbir zaman. İçine bütün hayatı sığdırmayı başardı.
İnsanlar arasındaki ilişkiler, toplumların organik yapılanmaları, ihtiyaçlar, arzular, tutkular, sevinçler ve yaslar, bunların hepsinin izlerini müzikte yakalamak olası. Lacan için müzik, tolumların sosyo-politik yapılanmalarını açıklayan en önemli araç. Ve işte Carlsten Nicolai da, bir müzisyen olmanın ötesinde her zaman. Ya da aslında şöyle de diyebiliriz: O, her zaman, hep aslında, en saf haliyle müzisyen.
Alva Noto’nun müziğinde, günümüz imkânlarının en yeni ve ahenkli seslerini keşfetmenin de ötesinde üretim ve tüketim ilişkilerini, günümüz ekonomisini, sanayileşmeyi, insan ilişkilerini, sosyo-poliitk yapılanmayı buluyoruz. Kendisi tüm bunların hepsini birarada bize sunmayı başarıyor. Anlatmak istediği her şeyi, sahnede müziğini yaparken aktarıyor. Ve bunların üzerine de konuşmayı kabul etmiyor. Dinleyicilerine kendi yorumlarını yapabilmeleri için boşluk bırakmayı tercih ediyor.
Kendi boşluğumda, Alva Noto, geçmiş zamanların büyü ayinlerini, günümüz müziğinin içine yerleştiriyor. Bu sefer ise törenleri yönetenler, doğa olayları, hayvanlar ya da anlam verilemeyen şeyler değil de, kapitalizmin kendisi olarak karşımıza çıkıyor.
aylinunal0902@gmail.com