MERCEK:

Hayvan – Saim Bugay’ın 78. Yaşı Anısına Karma Kukla Sergisi
M.S.G.S.Ü. Tophane-i Amire binası Tekkubbe, heykeltıraş Saim Bugay’ın 78. yaş günü anısına “Hayvan” başlıklı karma kukla sergisine ev sahipliği yapıyor. Mimar Sinan Üniversitesi, Sahne Dekorları ve Kostümü Bölümü’nde hayatının son günlerine dek hocalığını sürdürmüş olan Saim Bugay (1934-2008), ülkemizde bir ilk olarak Kukla ve Gölge Oyunları Sanat Dalı’nı kurdu. Bir heykeltıraş olmasına rağmen, kukla sanatının öğretilmesi ve çağdaş bir sanat yapıtı olarak yaygınlaşması için mücadele veren Bugay için ilk olarak 2011 yılında “Öyle mi?” adlı karma kukla sergisi gerçekleştirildi. Sanatçının, alanlarında başarılı ya da kukla dışında bir meslek edinmiş olsa da çok da uzağına düşmemiş eski öğrencileri ve asistanlarının bir araya gelerek oluşturduğu sergi bu yıl ikinci kez gerçekleştiriliyor. Bu yıl düzenlenen “Hayvan” adlı ikinci sergi, kavramını Saim Bugay’ın sanatına öykünerek buluyor. Her biri Bugay’ın anısına dair bir anlam içeren, farklı tekniklerde kuklaların sergileneceği sergi, 27 Şubat’a kadar gezilebilir.
---------------------------------------------------------------
Ters Okyanus – Çıplak Ayaklar Kumpanyası
Çıplak Ayaklar Kumpanyası’nın yeni gösterisi “Ters Okyanus”, yaklaşık 1 saatlik bir tatil. Cuma günü haftanın yorgunluğunu suyun içine bırakmak için bir fırsat... Okyanusun derinliklerinde çizilen bir resim gibi. Farklı materyaller kullanarak, alışagelmediğimiz video görüntüleri izleterek ve sahneyi bütünüyle ele alarak seyirciyi tam da bahsettikleri duygunun içine alabilen bir gösteri. İlişkiler / aşklar arasında kendimizin kaybolduğu anları ve rutinleşen bazı durumları su yüzüne çıkarıyor...  “Herkesin yüreğinin bir köşesinde her zaman üçüdür saat gecenin.”
---------------------------------------------------------------
Aftermath – SOAKED
Temelleri 2003 yılında İstanbul’da atılan SOAKED, 2009’dan beri grup müziği üretiyor ve canlı performansları ile birçok sadık hayran edinmiş olan bir isim. Son senelerde Türkiye’den çıkan ve “yabancı müzik yapan yerli gruplar” arasında en başarılı isimlerden biri olarak gösterilen SOAKED, akustik gitar ve piyanodan oluşan saf melodileri, elektronik / akustik enstrümanlarla synth-pop tabanlı bir müziği çeviriyor. Balamir Nazlıca (beste, söz, vokal, klavyeler, artwork), Hatice Arıcı (geri vokal, klavyeler) ve Emrah Akar’dan (gitar) oluşan SOAKED, Topkapı Müzik’ten çıkan Aftermath albümünde 14 şarkı ve 2 remix bulunuyor. Bültende yazdıkları gibi; ruhunuzda biraz elektronica varsa, SOAKED tam size göre…

 

YAYIN:


Daha önce Das Experiment ve The Experiment adıyla iki kez filme uyarlanan ve oldukça popüler olan Marco Giordano’nun Deney romanı ilk kez Sel Yayıncılık’tan Regaip Minareci’nin çevirisiyle Türkçe’de. 48 yaşındaki yazarın 1999’da Kara Oda adıyla, 1971 yılındaki “Stanford hapishanesi” deneyinden esinlenerek yazdığı roman, hemen filme çevirilerek kültleşmişti. Sıradan insanların gardiyanlığı, iktidar ve gücün insan elinde nasıl kötüye kullanıldığı üzerine çok önemli bir çalışma. Filmleri sevdiyseniz bizce asıl bunu bir okumalı.
---------------------------------------------------------------
1934’te Cumhuriyet Gazetesi’nde tefrika edilen Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın İnsan Önce Maymun muydu? isimli romanı 77 yıl sonra ilk kez, orijinaline sadık kalınarak Everest Yayınları’ndan çıktı. Hastalıkları, kazaları şeytandan, perilerden bilen bir toplumda Evrim Teorisi’ni savunan bir filozofun tutunma çabasını ve dönem Türkiye’sinde bilim adamı olma durumunu sorgulayan eser, günümüzde de maalesef geçerliliğini ve evrenselliğini korumakta. Güzel kapağıyla arşivde yer açmalı.

 

FİLM:



Arjantinli yönetmen Pablo Giorgelli’nin ilk filmi Las Acacias, önce Cannes’da dikkatleri çekti ve “yavaş” sinemanın en güzel örneklerinden biri olarak karşımızda. Orta yaşlı bir kamyon şoförünün, 6 aylık bebeğiyle bir kadını Paraguay’dan Buenos Aires’e götürme hikâyesini anlatan film; sevgi ve hoşgörünün hayatın en zor anlarında bile büyülerini gösterebilmesini anlatıyor. Zor demişler ama Türkiyeli seyirci buna alışkınız zaten. Es geçmemeli.
---------------------------------------------------------------

Bir ilk film de Kanada’dan. Önceleri Neil Gaiman ve The Matrix serisi için çalışmış çizgi romancı ve illüstratör Troy Nixey’in ilk uzun metrajlı çalışması Don’t Be Afraid of the Dark (Karanlıktan Korkma) 1973’te televizyon için çekilmiş bir korku filminin uyarlaması. Pan’ın Labirenti ve Hellboy gibi çalışmalarıyla tanıdığımız Meksikalı yönetmen Guillermo Del Toro’nun yapımcılığıyla gerçekleşen filmde Guy Pearce ve Katie Holmes kızlarıyla beraber bodrum katında yüzyıllık yaratıkların yaşadığı büyük bir eve taşınıyor ve olaylar gelişiyor. Korku türünü sevenler için iyi bir seçim gibi gözüküyor.
 

DİZİ:



Günümüz komedisinin tartışmasız krallarından Ricky Gervais’in yeni projesi Life’s Too Short da gene eski işlerindeki (The Office, Extras, The Ricky Gervais Show) tadı tutturuyor. Herkesin kendini oynadığı “mockumentary” tarzında kotarılan yapımda Johnny Depp, Steve Carrel, Liam Neeson, Sting gibi ünlü isimler de boy gösteriyor. Cüce oyuncu Warwick Davis’in eğlence dünyasındaki kariyerine odaklanan yapım, belki ünlülerin kendilerinin karikatürize versiyonları oynama konusunu artık fazla zorluyor. Extras ve Curb Your Enthusiasm arasında Gervais ve Merchant’ın ustalık zamanında.
 

ALBÜM:



Tarihin en “İrlandalı” müzisyeni Gavin Friday, 16 yıl sonra yeni albümü catholic’i yayınlamasının üzerinden birkaç ay geçse de, yeni ortalıklarda dolanmaya başladı. En son 1996’da Shag Tobacco’yla karşımıza çıkan şarkıyazarı ve prodüktörün bu yeni çalışması ilgiyi hak ediyor. Müziğine aşina olanlar için çok şaşırtıcı gelmeyecek olsa da ondan bir albüm duyan yeni kuşak için güzel bir haber. Kendine özgü sesi ve sound’u hemen hissedilen çalışmanın U2’nun 80 sonu-90 başı dönemlerini hatırlatan bir yapısı var. Sıkılmadan dinlenen iyi kaydedilmiş kaliteli bir yapıt.
---------------------------------------------------------------

Bir şarkıyazarı efsanesi Leonard Cohen 77 yaşında, 12. albümü Old Ideas’ı yayınladı. En son 2004’te Dear Heather’la karşımıza çıkan Cohen, son yıllarda bolca turneye çıktı ve canlı albümler yayınladı. Old Ideas, Cohen sevenleri kesinlikle hayal kırıklığına uğratmayacak şekilde iyi kaydedilmiş bir albüm. Sözleri incelemek için gene vakit gerekecektir tabii. Sesi ise her zamanki karizmasından hiçbir şey kaybetmemiş. Adı gibi eski ama iyi fikirler.
--------------------------------------------------------------- 

Adamımız, tanrısal ses Mark Lanegan son yıllarda birçok çalışmaya konuk sanatçı olarak katılıyor, Gutter Twins, İsobel Campbell ile albümler çıkarıyordu. En son solosu ise 2004’teki harika Bubblegum’dı. Sonunda beklenen an geldi ve Lanegan yeni şirketi güzide 4AD’den 7. solo albümü Blues Funeral’i yayınladı. Açıkçası Lanegan’ın yaptığı her şeyi pek seven bir zümre olarak biz memnunuz halimizden. Siz de kaçırmayın. Bu arada albüm turnesinde Lanegan tüm Avrupa’yı dolaşıyor neredeyse. Belki denk gelirsiniz.
--------------------------------------------------------------- 

Fransız elektronikçi ikili Air, 2009’da çok da iyi eleştiriler almayan Love 2 albümünden sonra şimdi de bir film müziğiyle karşımızda. George Melies’in 1902 tarihli sessiz filmi Le Voyage Dans la Lune (Aya Seyahat) elden geçirilerek, dünyada film festivallerini gezmeye başladı ve Air de onun müziklerini yaptı. Hani ayın bir gözüne roket girmiş imgesini hatırlarsınız. Açıkçası iyi bir fikir gibi tınlıyor. Biz Air’den umudumuzu kesmek istemiyoruz ve böyle bir konsept şimdilik onlar için akıllı bir seçim.
---------------------------------------------------------------

Memleketin en eski post-rock grubu kafabindünya, 10. yıllarında, nihayet albümü olan gruplar kervanına katıldı. Tabii ki Peyote Müzik’ten çıkan Obi isimli albümde grubun yıllar içinde Peyote sahnesinde çala çala olgunlaştırdığı 11 parça yer alıyor. Post-rock gibi çok fazla tekrarın ve birbirinin kopyası üretimin olduğu bir janrda kendi sesini bulabilmiş kafabindünya’nın müziğine her türlü kefiliz. Bu albümle birlikte artık yeni maceralara doğru emin adımlarla ilerleyeceklerdir.

 

KONSER:


21 Şubat Salı 21:30 / Salon İKSV
Dallas’lı şarkıcı / şarkıyazarı St. Vincent (gerçek adı Annie Clark) geçtiğimiz yıl çıkardığı oldukça başarılı Strange Mercy’nin turnesini İstanbul’dan başlatıyor. 2007’de Marry Me ile başlayan kariyerine 2009’daki 2. albümü Actor ile seviye atlatan ve dünyaca üne kavuşan yetenekli müzisyen, son albümü ile “yeni Kate Bush” yakıştırmalarını hak ediyor. Günümüzün en istim üzerindeki isimlerinden biri olan St. Vincent’in performansı kaçırılmamalı. 
---------------------------------------------------------------

15 Şubat Çarşamba 21:30 / Babylon
‘70’lerin sonunda başlayan punk ve devamındaki new wave akımının efsane gruplarından Buzzcocks yılın en güzel sürprizi oluyor şu ana kadar. 1976’da İngiliz müziğinin efsaneleri arasına çoktan girmiş Pete Shelley ve Howard DeVoto tarafından kurulan grup, DeVoto’nun hızla Magazine’i kurmak için ayrılmasıyla Shelley’nin önderliğinde 1981’e kadar devam etti. O yıl dağıldıktan sonra 1989’da tekrar biraraya geldiler. O zamandan beri de birçok eleman değiştirdiler ama Pete Shelley ve Steve Diggle sabit kaldı. Buzzcocks en son albümünü 2006’da çıkarmıştı. Tabii ki bunlar çok önemli değil. Tarihe tanıklık etmek istiyorsanız orada olacaksınız. 
 

SERGİ:


Özgül Arslan’ın resimde renk ekleme eylemini tersine çevirdiği ve “silerek” oluşturduğu eserler, “Silik İzler” adlı kişisel sergisinde 9 Şubat – 10 Mart 2012 tarihleri arasında DAİRE’de izlenebilir. İç mekânı temizlemek, toparlamak , düzenlemek, hijyeni sağlamak kadına atfedilmiş eylemler. Özgül Arslan, “Silik İzler” isimli yeni kişisel sergisinde bu eylemlerin sanattaki karşılığını sorguluyor. Bunu yaparken resim tarihinde önemli yeri olan ışık-renk temalarından yola çıkıyor ve bunları elde ederken yapılan renk ekleme eylemini tersine çevirerek resimlerinde; boyamak yerine domestik bir aksiyon olarak atfedilen “silme” eylemini, boya yerine yine temizlemede ve hijyen sağlamada kullanılan ağartıcıyı kullanıyor. Geçmişe referans veren “pamuklu kadife” kumaş üzerine çalıştığı resimlerinde, ışığın siliciliğinden yararlanarak, iç mekana sızan ‘davetsiz misafir’i, ışığı, silinen olarak belirliyor.