J...


Celiné Pierre-Magnani

On dokuz yaşındaydı.
 
Savaşan bir ülkede doğmayı kendisi seçmemişti, ülkesi Afganistan’ı daha iyi günler için bırakmıştı.
 
Umut Batıda dediler, o da Batıya giden yola koyuldu. Her adımda karşına çıkan tehlikeleri, hayatta kalma içgüdüsüne sarılarak atlamayı başarmıştı.
 
Önce İran, ardından Türkiye... kaçakçılara o kadar para vermişti ki...
...ama ne önemi var…
en sonunda, güven ve huzur ufukta hafiften belirmeye başlamıştı.
 
Kaldığı yurt ona önemli bir aşama oldu. Geçtiği fersahlarca yolda kaya gibi sertleşmiş olsa da, sıcak bir tas yemeğin ve güvenli bir yatağın tesellisi başkaydı.
 
Türkiye’yi aklından geçirmemişti bile.
 
Herkesin dilinde bir İngiltere, Almanya, Finlandiya lafı…
 
Ama Türkiye ona sıcak göründü. Dili de pek öyle yabancı gelmiyordu hem; az zamanda epey konuşur hale gelmişti. Çıkık elmacık kemikleri ve çekik gözleri de olmasa, nereli olduğu zor tahmin edilirdi.
 
İnsan belirli bir düzen içinde yaşamak ister. J.... de on dört yaşından bu yana okula gidebilmek için türlü bürokratik engel ve sınırlamaları aşan usta manevralar yapmak zorunda kaldı.
 
Ona “İyi de, sen sığınmacısın... sen mültecisin...” diyorlardı.
 
Birleşmiş Milletler ve sivil toplum örgütleri ile sıkça yapılan görüşmeler onu bu yeni statüye alıştırmıştı alıştırmasına; yine de, ilk giriş yapmasından yıllar sonra bile bu kelimeler ona çok bir şey ifade etmiyordu...
 
Yarınını göremiyordu. Avustralya’ya kabul edilme ihtimali ile beraber işleri kendi eline almaya karar verdi. Artık gelecekten bir umudu vardı…
 
Köşedeki bakkal hemen işe aldı onu. Şikâyetçi olmadan saatlerce çalışabiliyordu… Bir de o hep gülümseyen yüzü dükkâna hoş bir hava veriyordu...
 
ÖSS sınavı üniversite okumanın tek yoluydu. Her liseli gibi, yeterli puanı alıp, istediği bölüme girmek hayaliyle dershaneye yazılmıştı. Sınıfın arka sıralarında sağ tarafta oturan E…’yi gördü;, ciddi ve çalışkan bir havası vardı... Hemencecik âşık oldular birbirlerine ve evlenmeye karar verdiler.
 
Temmuz ayının başında sonuçlar geldi. Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü’ne yazılmaya hak kazanmıştı.
 
J... Afganistan’ı düşündü o vakit. Ne kadar da uzak geliyordu artık. Sanki onun da nihayet güven içinde bir geleceği olacaktı...
 
- - - - -
 
Haberi duyalı iki gün oldu.
 
“J….  Edirne Devlet Hastanesi’nde yaşamını kaybetti.”
 
Bir önceki gün, iki bacağı kırılmış; kafatasında çatlak ve durdurulamayan bir kanama ile hastanenin önünde bulunmuş. Sol bacağını hemen kesmek zorunda kalmışlar.
 
Söylenenlere göre olay bir trafik kazası…
 
Yetersiz yol ışıklandırması sebebiyle kendisine çarpan bir araba ile başka bir arabanın arasına sıkışmış ve ağır biçimde yaralanmış...
 
Araç şöförüyle yanındakiler ise, yasadışı insan kaçakçılığı sebebiyle polisin aşina olduğu insanlar…
 
Arabayı kullanan kişi ile diğerleri kısaca dinlenmiş ve ifadelerinin alınmasına müteakip serbest bırakılmışlar.
 
Ama henüz cevaplanmayan sayısız soru var…
 
O gece J...’nin Edirne’de ne işi vardı? Neden yanına ne kimliğini ne de çantasını almamıştı? Binbir güçlük sonucu elde ettiği oturma iznini almadan neden gitmeye çalışsındı?
 
Kaçakçılara borcu varmış…
 
 
Her sene, binlerce insan kendi ülkelerini terk etmek zorunda kalıyor…
 
Her sene, pasaportsuz girişlerin %75’i kaçakçılar aracılığıyla yapılıyor...
 
Bizim bildiğimiz, duyduğumuz şeyler buzdağının sadece görünen kısmı...
 
J… adına, ülkelerini terk etmeye mecbur kalan insanlar adına, insanlığımız adına
 
Adalet istiyoruz.

seisse7@hotmail.fr