ⒶPOLİTİK
kavramı daha iyi kavrayabilmek için zıddının izdüşümlerine de bakmak gerek. siyaseten yanlış olandan değil, bilhassa politik yanlışçılıktan bahsetmek ve mümkünse dötümden inciler dizmek niyetindeyim.
yanlış kabul edileni yapma politikası. birbirlerine bu kadar zıt çağrışımları varken asi ve asil niye bu kadar birbirlerine yakınlar? asilik asalettir ya da asiller asidir diyebilir miyiz? hayır. o zaman ne bu yakınlık!?!?! (hangisinin önce geleceğini bilememe şekli)
siyaseten doğru olan genel kabul göreni eyleme ise, siyaseten yanlış olan ne? genel kabul göreni yapmayanlar da az genel kabul görmüyor mu? hani var ya “vay be! ne güzel söyledin” kafası. “benim büzük yemezdi ama sen çatır çatır konuştun, helal olsun!”
tabii konuşanın dili ile eli arasındaki orantının doğruluğu başka bir mevzu. siyaseten yanlış olacağını bile bile, hayata o “yanlış” taraftan bakanların gözünde gayettene doğru duracağını bilme hinliği ile tribünlere oynayan yanlışçılık politikası erbaplarına sözüm.
“ben de asiyim, beni de sevin...”
fakat o ne? birden fark ettim ki beş paragraftır boşa kürek çekiyormuşum. madem kavram zıddını incileyeceğimi muştulayarak peşrev çektim, o zaman apolitik yanlışçılıktan bahsetmeliydim. şimdi işler değişti.
apolitik olan hep yanlış olacağından bunun takdir toplaması da imkânsız. topladığı takdiri geri püskürtecek kadar apolitik olmaktan bahsediyorum. yani apolitik yanlışçılık diye bir şey olamaz. apolitiklik olur. yanlış olur. bu durumda denklemimiz şöyle: politik --> doğru. apolitik --> yanlış. politik doğruculuk --> yanlış. apolitik yanlışçılık --> yok öyle bi şey.
nerde bu kavramın zıddı?
kendimi çürüttüm. siz siz olun çürümeyin.