Dünyanın Sırları
Fotoğrafçı Michel Schuzl ve ekibi “What the World Has Never Seen” isimli bir çalışmayla, dünyanın sırlarını bulup, fotoğraflıyor. Bütün bu fotoğrafları kilitli ve sınırlı sayıda kitapla, hak edenlerine sunmayı planlıyor.
“Ahşap ve dar merdivenlerden yukarı doğru çıkıyorduk. Önümüzde bize yol gösteren yaşlı bir kadın vardı. Boynunda zincir dolusu anahtarlar taşıyordu. Öğreniyoruz ki, bu anahtarları hiçbir zaman üzerinden ayırmazmış. Ancak biz merdivenleri çıkarken, zincir aniden kopuyor ve basamakların üzerine anahtarlar teker teker serpiliyor. Yaşlı kadın bunun kapalı kapıların açılması gerektiğine dair bir işaret olduğunu söylüyor. Merdivenlerin sonundaki kapıyı tereddütsüzce açıyor. Ve içeride bize, güvenle sırrını gösteriyor.”
Fotoğrafçı Michel Schulz ve asistanı Vanya Pieters, İstanbul’da yaptıkları özel fotoğraf çekimi öncesinde yaşadıklarını böyle anlatıyorlar. Schuzl ve Pieters, 2011 yılında “What the World Has Never Seen Before” (Dünyanın Daha Evvel Hiç Görmediği Şey) isimli fotoğraf çalışmasına başlıyorlar. Yaşamın giderek daha da ticari olduğu, mahremiyetin ise çokça hırpalandığı günümüzde, insanlara sırlarını soruyorlar. Ve merak ediyorlar; hâlâ kimseye söylemediğiniz, yalnızca size özel bir şeyler kaldı mı hayatınızda?
“What The World Has Never Seen” ismiyle (www.whattheworldhasneverseen.com) şu anda internet üzerinde yayınlanan çalışma, 2012 yılında kitap olarak basılacak. Ve içinde dünyanın çeşitli yerlerinden kişilerin sırları, fotoğraflarıyla yer alacak.
Aylin Ünal: Peki ama bu sırları fotoğrafladığınız zaman, sırların gizlilik ilkesini de ortadan kaldırmış olmuyor musunuz?’
Michel Schuzl: Fotoğrafladığımız sırların kime ait olduğunu yazmıyoruz. Bu tamamen gizli. Zaten bu sırları öğrenirken, kimseyle paylaşmayacağımız sözünü önceden veriyoruz. Tüm sırlar anonim anlayacağınız.
AÜ: Sırların fotoğrafını çekmek nasıl bir şey? Bunları fotoğrafınızda nasıl yorumluyorsunuz?
MS: Metafora önem veriyoruz. Hiçbirinin doğrudan algılanabilecek gibi görünmesini istemiyoruz. Bakan kişilerin de fotoğraflara kendi yorumlarını katabilmelerini arzuluyoruz. Böylelikle aslında her kişi, yorumundan kendi sırrını da ortaya koymuş olacak. Hatta belki kendisinin bile henüz farkına varmadığı bazı gizli yönlerini fark edecek.
AÜ: Bir nevi açık kitap yani?
MS: İçerik olarak açık. Çünkü onu her gören tarafından farklı yorumlayabilecek. Ve her yorum, onun içeriğini bir parça daha zenginleştirecek. Ancak biçimsel olarak bahsetmek gerekirse, kesinlikle kapalı diyebiliriz. Kitabın üzerinde kilidi olacak. Ve kitapçılarda satılmayacak. Sadece 175 adet basılacak. Ve ancak anahtar sahibi kimse tarafından açılabilecek. Anahtarın sahibi, istemezse kitabı kimseyle paylaşmayabilir.
AÜ: Kitap sadece fotoğraflardan mı oluşacak, metinler de yer alacak mı?
MS: Bir sayfa fotoğraf, bir sayfa da metin olarak düşündük. Fotoğrafı çekilen sırla ilgili sahibinin açıklamaları yer alacak.
AÜ: Sırları bulmak için hangi şehirleri seçtiniz?
MS: New York ile başladık. Moskova’dan devam ettik. Ve şimdi de İstanbul’dayız. Daha sonra Kudüs, Soppong, Sao Paolo ve Gana’ya gideceğiz.
AÜ: Bu şehirleri seçmenizin nedeni nedir?
MS: Her kıtadan bir şehir seçmek istedik. Ve konumları itibariyle dünya tarihinde özel yerleri olan şehirlerin olmasını istedik. İçinde bulunduğu kıtayı temsil edebilecek bir yer olmasına da özen gösterdik. Ayrıca, seçtiğimiz şehirlerde izlediğimiz yol, çoğunlukla tesadüflere dayalı. Bizi tesadüflerle yönlendirebileceğine inandığımız kentleri, tercih ettik.
AÜ: İstanbul’u yeterince büyülü buldunuz mu?
MS: Gezdiklerimiz arasında en büyülü olanı diyebiliriz. İstanbul’a ilk gelişimiz ve buradan böylesine etkileneceğimizi hiç düşünmemiştik. Sanki kent bizim düşüncelerimizi okuyor. Ve düşlediğimiz her şeyi bizim önümüze koyuyor. Daha şehre ilk adımımız attığımızda yaşlıca bir kadın yanımıza yaklaştı ve bize dediği ilk söz şu oldu: “Size dünyanın daha evvel hiç görmediği bir şeyi göstermemi ister misiniz?”