Nasıl Pink Floyd?
Utkan Çınar
Duymuşsunuzdur Pink Floyd son birkaç aydır tarihin en kapsamlı yeniden yayınlama işine girişmiş durumda. Bir Best Of ve tüm albümlerin elden geçirilmiş hallerini yanı sıra The Dark Side of the Moon, Wish You Were Here ve The Wall’u aklınıza gelebilecek tüm formatlarda (SACD, Quadrophonic Remix, BluRay vb. Ayrıntılara girerek yer kaybetmek istemeyiz. Ama işte hani dünya üzerinde çok az kişide bulunan sistemlerde çalınabilecek formatlar bile var) tekrar yayınlıyorlar. Why Pink Floyd? adı verilen bu harekatı davulcu Nick Mason, “Artık hayatlarımızın sonuna yaklaşıyoruz ve böyle bir elden geçirilme yapılacaksa bizim gözetimizde olmalı,” diye açıklıyor. Biz de bunun şerefine Pink Floyd’un kariyerinden ilginç bilgileri, röportajlardan ilginç cevapları, bazı az bilinen durumları paylaşalım dedik. Güzide dergi UNCUT’ın geçtiğimiz yaz yayınladığı Ultimate Music Guide: Pink Floyd özel sayısından çeviri-derlemelerle.Jon Hopkins ve Joe Boyd tarafından kurulan The UFO Club, Pink Floyd efsanesinin bir parçası olmuştur hep. Ama grubun 31 Tottenham Court Road’daki mekânın bodrum katındaki vakti sadece 10 konserle sınırlıdır. Mekânın açıldığı 12 Aralık 1966’yla, 1 Eylül 1967 arası.
“Evet bu bir şaka. Şakalar iyidir. Herkes şakaları sever. Pink Floyd şakaları sever. Gayet geçici. 2. kez dinlediğinizde daha da şaka gibi. Şakalar iyidir. Pink Floyd şakaları sever. Bence komik de bir şaka. Sanırım insanlar aslında salı olsa da pazartesi olması ile ilgili bölümü seveceklerdir. Pek cıvıl cıvıl ama ayak parmaklarımın ritim tutuğunu sanmıyorum.” Syd Barrett, Melody Maker’ın 22 Temmuz 1967 nüshasına yazdığı şarkı kritiklerinden David Bowie’nin Love You Till Tuesday’i üzerine olanı.
“…Sanırım Roger ve ben farklı şeyler yazdığımız için malzeme seçimi kısıtlıydı. Kendi şarkılarımızı yazdık, kendi müziğimizi çaldık. Onlar 2 yaş büyüktü benden, ben 18-19 falandım. Çok fazla karşıtlık yoktu. Belki de çalmaya başlama şeklimiz bize geldiği kadar etkileyici değildi. Olması gerektiği kadar etki yaratmamıştı. Oldukça heyecanlıdan ziyade gayet iyi kotarılmıştı. Hepsi insana bir rüya gibi geliyor...” Syd Barrett, yayınlanmış son röportajı. Melody Maker’ın 27 Mart 1971 nüshasından.
Pink Floyd’un ilk dönem sahne ışıklarını tasarlayan, elektrikçi olarak yetişmiş, Syd Barettt’in eski oda arkadaşı Peter Wynne Willson’du. Şimdi ödüllü bir ışık tasarımcısı olan Willson’un buluşları U2, REM, Radiohead ve Prince gibi isimlerin yanı sıra American Idol ve 5 adet Eurovision yarışmasını taçlandırmıştır.
19 Ağustos 1967 tarihli New Musical Express’ten;
George Roger Waters’ın en sevdiği yiyecek kremalı donut iken, Nicholas Berkeley Mason’ınki ise avokado ve cordon bleu. Roger Keith Barrett her şeyi sevdiğini söylüyor. James Coburn hem Richard William Wright’ın hem de Roger Waters’ın ortak favori aktörü; cin ise ortak favori içecekleri. Nick Mason rom, Syd Barrett ise campari ve soda seviyor. Şarkıcılar konusunda; Rick Wright, Lennon hayranı, Mason, Mose Allison, Waters ise Billie Holiday’i seviyor. Barrett’ın ise listelemek için çok fazla favori ismi varmış. Hepsinin evcil hayvanları var. Barret’ın Rover adında bir kedisi, Mason’ın da Bicycle isimli bir papağanı, Rick Wright’ın bir danuası, Waters’ın ise 2 adet yarı siyam kedisi var.

“The Dark Side of the Moon bizim beraber 7. çalışmamızdı. Kapak resmi ortadaki 7-8 fikirden biriydi. Bazıları daha fotoğrafik ve resim gibiydi. Benim favorim “The Silver Surfer”dı. Bir çizgi roman karakterinden. Gerçekten büyük dalgalarla yapmak istiyordum. Onu geri çevirdiler; ben de onları diğerlerinden birini seçmeleri için ikna etmeye çalışıyordum. Ama onlar prizma istiyorlardı. Sanırım beraber bir karar varmış olmaktan müsterihtiler.
Çok basit. Fazla zaman almadı. Sıcak bir fotoğraftan ziyade soğuk bir grafikti. Belki biraz fazla kuru ve soğuk. Bilhassa sanatsal veya zorlayıcı değildi. Beğenmiyor değilim. Tarihin en çok tanınan albüm kapaklarından biri oldu ama bence Wish You Were Here’in kapağı çok daha ilgi çekicidir. Üçgen, tutkunun sembolüdür. Ayrıca işlerinde daha derli toplu olmalarıyla ilgili. Piramitler de benzer şekilde olduğu için onları iç kapakta, delilik ve açgözlülük ile ilgili sözlerle gidecek şekilde kullandık…” Storm Thorgerson, Dark Side’ın kapak tasarımı üzerine.
Waters: Gamsız ve gayet akıllıca. 7/8’lik hissi seviyorum.
Wright: Tastamam 4/4’lük gibi tınlıyor. Çalmaya başladığımızda davulun niçin yanlış yerde olduğunu anlayamamıştık. O zamanlar albümün geri kalanına uymadığını düşünüyordum. Göze çarpıyordu.
Mason: Çalması inanılmaz zordu.
Gilmour: Roger tamamlanmış bir demo olarak getirmişti. Daha tesirli olması için ana riff’e gitarı da ekledim. Geri kalan bölümleri eklerken de zevk aldım… 2003. Grup, Dark Side şarkılarını yorumluyor. Üstteki, “Money” üzerine…
“Syd harika, fantastik bir adamdı ama onun yer aldığı Pink Floyd ile sonrasındaki grup birbirinden tamamen farklı. Eğer insanlar Syd gittikten sonra asla aynı olmadığımızı söylüyorlarsa bu gayet makul. İlk albüm en fazla içine büyük saykodeliya dilimleri atılmış İngiliz garipliğidir. Ama ondan beri denediğimiz şeylere çok az benzer.” David Gilmour, 1988. 13 yıl aradan sonra ilk röportaj.
“I Hate Pink Floyd” (Pink Floyd’dan nefret ediyorum) tişörtünü umursamayın! 2010 yılındaki bir söyleşide John Lydon (Johnny Rotten -tişörtü ünlü eden efsane Sex Pistols vokalisti) The Dark Side of the Moon’un yeni bir versiyonunu Pink Floyd ile kaydetmek istediğini söylemiş. “Pink Floyd’dan nefret etmek için bir kaçık olmanız lazım. The Dark Side of the Moon sevdiğim…”

“Onun (Roger Waters) veya benim Dark Side’ı kaydederken ot içtiğimizi hatırlamıyorum. İkimiz de sigara içiyorduk. Ot içmişliğim, tabii ki, var ama onla pek anlaşamıyoruz. Berbat zamanlarım oldu kafam dumanlıyken. Bir keresinde Paris’te aldığım bir şey yüzünden kabuslar görmüştüm. Bir kaç saat içinde sahneye çıkmam lazımdı ama fena halde yarılmıştım. Tamamen uçmuştum. Eğer yapacak hiçbir şeyim yoksa, kelime tam anlamıyla hiçbir şey, o zaman bir cigara sarıp rahatlayabilirim. Ama bir şeyler yapmam gerekiyorsa, müzik yapmak, araba kullanmak, bir yerlere gitmek gibi, hemen paranoyaklaşıyorum. Dark Side kesinlikle uyuşturucu dumanı altında yazılmadı ve kaydedilmedi. Eğer kafam güzel olsaydı o albümü yapamazdım. Rick Wright, 2003. Dark Side döneminde ot içip içmedikleri sorusu üzerine.
“Bu albüm (Dark Side) benim bebeğim. Albümler ne hakkındaysa- benim fikirlerimdi ve onları ben yazdım. Bilhassa Dave’in ve Rick’in de önemli katkıları oldu.”
“Dave katkısının az olmasının tembelliği ile alakalı olduğunu düşünmeyi seviyor.”
“Hatırlıyorum, Rick o zamanlar verdiği röportajlarda ‘Sözleri umursamıyoruz,’ diyordu. Ben de ‘Kendi adına konuş,’ diye düşünüyordum; ‘Ben umursuyorum.’ Her zaman umursadım.”
“Hayır görüşmüyorum. Syd grupla geçen zamanının ona hatırlatılmasından hoşlanmıyor.”
“(The Wall sırasında grubun geri kalanının devredışı kalması) Bazıları tarafından böyle algılandı. Aslında grupta herkesin istediği kadar yazma fırsatı vardı. “Yazma. Senin yazdıklarını istemiyorum” gibi bir durum olmadı hiç. Grupta herkesin üretebileceği kadar üretrmesini can havliyle istiyordum. Ama Nick hiç yazmaz, Dave ve Rick de üretken yazarlar hiç değil.”
“(The Wall) Bence enteresan bir film. Birçok kişiyle bazı noktalarda uyuşmazlık yaşadım. Alan Parker oldukça tutkulu bir insan, ben de, (tasarımcı ve animasyoncu) Gerry Scarfe de. İş bundan zarar gördü mü, bilemiyorum. Tek hayalkırıklığım, ki bu herkesden çok benim hatamdı, esere mizah duygumu geçirme şansım vardı ama ben bariz şekilde bunu beceremedim. Son derece asık suratlı bir film.” Roger Waters, 2003-2004. khgv@hotmail.com