Sen nerenin çocuğusun kardeş?
Kerem Oğuz
Bir yerin yerlisi sayılmak için orada ne kadar zaman geçirmek lazım acaba? Kaç sene, kaç nesil? Kıstasları nelerdir acaba böyle şeylerin? Oranın eskileri tarafından kabul edilmen mi yoksa senin kendini oraya ait hissetmen mi? Bilemiyoruz. Bildiklerimiz üzerinden gidecek olursak, Kadıköy’ün bu konuda anaç bir ruhu olduğunu söylemek gerekir. “Kadıköylüyüm” diyebilmek için Kadıköy’de ikâme ediyor olması dahi gerekmez insanın. Misal ben, Anadolu Yakası haritasının önüne oturmuş bir gurup adam bundan 25 sene önce Acıbadem’i ikiye bölüp yarısını Üsküdar’a katana dek Kadıköy’de yaşıyordum. Bir sabah bir kalktık, Üsküdarlı olmuşuz. O adamlar “Anadolu Yakası böyle çok daha güzel oldu,” deyip de birbirlerini öpüp tebrik ederken beni çok sevdiğim Kadıköy’ün dışında bırakıyorlardı, evet. “Üsküdar bedenime sahip olabilir ama ruhuma asla,” diye söylenirken ben, babam bana acı gerçeği hatırlattı. Sevdiğim kız Kadıköy sınırları içinde kalmıştı. Artık biz ayrı ilçelerin âşıklarıydık. “O kızı unut,” dedi babam. Babamın dediğini yaptım, o kızı unuttum ama başka sebeplerden ötürü.***
“Biz buranın çocuğuyuz” muhabbeti bana hep enteresan gelmişse de hiçbir zaman bir yerin çocuğu olamadım. “Buralar benden sorulur” tarzı bir bölgecilik mi diyeyim, mikro milliyetçilik mi bilemedim, tam olarak örtüştüremediğim bir şey oldu kendimle. İmrendiğim kısım ise bu “biz buranın çocuğuyuz”cuların içinde gerçekten de oranın çocuğu olanlardı. Babaları arkadaş, dedeleri bile bir aynı okula gitmiş falan. Bana nasip olmadı böyle bir şey.
***
“Nerelisin?” sorusunun her zaman yerle, bir yerin adamı olmak, bir yere ait olmakla alakalı olduğunu sanırdım ama aslında olay bambaşkaymış. Çok güvenilir kaynaklardan aldığım bilgilere göre bu soruyu çok soran ve kökünün geldiği yeri her fırsatta zikreden kişiler aslında orospu çocuğu olmadığını kanıtlamanın derdindeymiş. Gerçekten de...
Hayır hayır elbette latife yapıyorum. Memleket sınırları içinde herkesin kökü belli, herkes helal süt emmiş. Aksini söyleyen karşısında beni bulur. Esasında bu konuda biraz duygusalım çünkü “nerelisin?” sorusu karşısında biraz boynum bükük duruyor. Göçmen olmanın tedirginliği dedelerimden gelip benim genlerime mi geçmiş acaba bilemiyorum ki... Geçenlerde şöyle bir şey oldu; hiçbir kötü niyeti olmayan yaşlı bir amca bana nereli olduğumu sordu, bu sorudan çok bunalmış olan ben ise ata toprağının yakınından bile geçmemiş olmanın burukluğu ile “Arnavutum,” dedim. Artık nasıl bir ses tonuyla söylediysem bilemiyorum, “Olsun be,” dedi amca ve ekledi: “ Arnavutlar da müslüman...” evrandir@gmail.com