Mahdiyat & Mayingo…


Burak Bayülgen
Oryantalizmin Klasik Batı Müziği içine girişi ‘60’lı yılların doğuya olan hippi-vari yaklaşımından yüzyıllar öncesine, Haçlı Seferlerine kadar dayanmaktadır. Fakat günümüz neo-klasisizmi oryantalist yaklaşımı Klasik Batı Müziğinin orijinal metinlerinin göbek dansı şeklinde yorumlanması olarak bir pop kültürüne dönüştürdü. Özellikle operanın pop yorumları çokça tartışılmış ve günümüzde olup olmadığının sorgulanması gereken high-art ile genel geçer sanat kitlesini birleştirmek amacıyla yeni bir klasik sanat ortaya koymaya çalışmaktadır ki bu tarzın tüketicisi çok, sempatikliği ise hiç yoktur.

Müziğin 18. yy öncesi zamanda istediği elitliğe ulaşamaması, ancak modern kültürün entelektüelliğinin olmazsa olmazı haline dönüşmesi, güya zor algılanan ve zor sevilen klasik müziği herhangi bir yerel kültürden soyutlamamak için gerekliydi. Dolayısıyla klasik batı müziği sadece yerelleşmedi, tabaka da değiştirdi. Bach’ın caz yorumu ile oryantal yorumuna getirilen eleştiriler ise artık batı modelli entelektüellik tarafından değil, bilhassa iyice yerelleşen etnik kökenle ilgili olmak zorundadır. Fakat multi-kültürel bir coğrafyada bile bu eleştiriler yerellikten ziyade batı merkezci oluyor…

-&-

Enrico Fubini’nin Müzikte Estetik yapıtında değindiği gibi müziğin tartışılan dilindeki veya bu tartışılan dilin evrenselleştirilme çalışmalarındaki kültürel ve tarihsel bağ, diğer yerel ve kimi zaman tonaliteden uzak müzikleri bile algılayabilmemizi sağlıyor. Bana göre ise bu algıyla yola çıkmak bir Bach’ı ya da Mozart’ı yerelleştirme çabaları sadece müziğin dil babında evrensel algılamaya müsait olmasıyla değil, aynı zamanda yerel bir deney üzerinden gidilmesiyle de kanıtlanır. İşte bu noktada iki proje üzerinde durmak lazım: Bach in Africa ve Mozart in Egypt.
Bu iki projede Bach’ın ve Mozart’ın notalarının sadece geleneksel ve yerel Mısır ve Afrika enstrümanlarıyla yorumlanması kadar tek düze bir hareket kesinlikle söz konusu değildir. Zaten Mozart’ın spiritüel ve hermetik olarak Mısır’a olan gizemli yaklaşımı bu model için homojen bir kaynak sunuyordu. Öyleyse Mozart’ın piyano konçertosunun önünde Mısır’a ait bir ud taksimi ve gereken yerlerde udun Mısır’ın melodilerini bir kontrast ya da cevap olarak Mozart’ın orijinal müziğine sunması yukarıda bahsettiğim salt oryantalleştirmenin tamamen elimine edilmesini sağlar. Bach klavsenin tuşlarında sağ el melodisine sol elle nasıl cevap vereceğini gayet iyi bilmesine rağmen, yazdığı konçertolardaki çeşitli enstrümanların partisyonlarına Afrikalıların nasıl karşılık verebileceğini asla bilemezdi. Bu doğrultuda oldukça ironik olarak müzik tınısı babında homojen ancak dil, kavrama ve kültür babında ise oldukça heterojen bir müzikal yapı sunarlar bize. Evrensel dilin yerel dilden tüme vardığı bir yapı.

-&-

Yukarıdaki örneklerden yola çıkarak klasik batı müziğinin evrenselleşen diline katkı payı yerel kulaktan da geçecektir. Genelde müzik üzerine düşünmüş filozofların ve diğer alanlardaki düşünürlerin müziğin armoni ile yapı kazandığını savunmaları, metafizik ve matematik ile de kuvvetlendirdikleri evrensel müzik kulağı dediğimiz şey yerel kulağın bir uzvu değildir de nedir?...

Mozart’a Mısır gözlüğüyle bakmak sadece Mısırlılara özgü değildir. Batılı için de geçerlidir, Uzak Doğulu için de. Dolayısıyla yerel müzik de, evrensel armoni bazlı müzik de tek bir tür ve yapı baz alınarak birbirine evrimleştirilmemeli. Şayet evrimleştirildiği takdirde -örneğin Bach’ı jazz yapısında yorumlamak- oryantalist bir neo-klasisizmin gölgesinde katı bir batı merkezciliği tadımlarız ama örneğin Abdullah İbrahim’in yazdığı African Suite için batı merkezli bir oryantalizmden bahsedemeyiz.
 

Fubini, Enrico: Müzik ve Algılama, Müzikte Estetik, Dost Kitabevi Yayınları, Yeniden Basım: 2003, s: 49-59

burakbayulgen@yahoo.com