Hem Alçaktan Hem Yüksekten: Townes Van Zandt


Utkan Çınar

“Van Zandt bir Texas şairi. Country ve blues’a gönül verse de acısı türlerüstü. Şanı, şöhreti, başarıyı hiç istememiş, gerçekleşememesi için de elinden geleni yapmış olan. Ne şehirli ne köylü, ne eski ne de modern. Zamandışı. Yakarmayan, yabancılaştıran da aynı zamanda sesiyle. Göğü seven, bir ‘outsider’ olan ve onları anlatan. ‘Şarkıları hüzünlü değil umutsuz’ olan. Şeytanı bol olan. Umutsuz şarkıların sesi, hissizleşmeye çalışan bir uzaylı, dünyamızı şereflendirilmiş en büyük şarkıyazarı, en belalı ruh…”

Yukarıdaki sözler bana ait. Yeni yayınlanan Sunshine Boy: The Unheard Studio Sessions & Demos 1971-1972 isimli adından müsemma ve Townes Van Zandt’in 1971-1972 yılında yaptığı duyulmamış stüdyo çalışmaları ve demo’larını barındıran 2 CD’lik toplamayı kutlamak adına kargamecmua için hazırladığım okumakta olduğunuz yazıdan alıntı. Toplama, yaklaşık 16 yıl önce, sadece 52 yaşında, hayranı olduğu Hank Williams ile aynı günde aramızdan ayrılan Van Zandt’ten duyacağımız son albüm olabilir (Tabii ki umarım daha da vardır kıyıda köşede kalmış hazineler.) O yüzden bu albüm şanına iki kelam etmek gerekti; yeni Bowie albümünden bahsetmek yerine. Van Zandt’in “To Live is To Fly”, “Lungs”, “Pancho & Lefty”, “Highway Kind” gibi büyük hit’lerinin (bu karar da bize düşüyor, keza geleneksel anlamda albüm ve şarkılarını kategorize etmek kolay değil) demo hallerini o temizlenmemiş sıcaklıkla duymak insana çok iyi geliyor.

Van Zandt’i ilk olarak müthiş bir soundtrack’e sahip Coen Kardeşler filmi The Big Lebowski’de duymuştum*. Orada da bir Jagger / Richards şarkısı olan “Dead Flowers” ile. İlk duyduğum kendi yazdığı şarkısı ise “Kathleen”di. 25 yaşındaydı onu söylediğinde, ben de… Scott 4 albümünü hatmederken bir anda kafam dağılmıştı. Sonra gerisi geldi tabii. Aslında Texas’lı petrol zengini bir ailenin, yüksek IQ’lü sportmen çocuğu olarak bütün bunlar nasıl oldu anlaması kolay değil (adına 2004’de yapılan şık belgesel Be Here To Love Me’ye danışabiliriz burada). Tabii başka bir müzikal kahramanım Lou Reed gibi genç yaşında şok terapi görmesi ve manik depresyondan muzdarip olması gibi konular devreye girince olay netleşiyor. Aslında daha fazla anlatmak (tanıtmak) istemiyorum. Onun sesinden ve sözlerinden başka şeyden bahsetmek… Yoksa efendim Dylan kendisine tapmaktaymış, Mark Lanegan (ki grunge ortamının bayağı saygısı vardır kendisine) sürekli yorumlarmış, Robert Plant, Kings of Leon gibilerinin baş tacıymış, ölümünden hemen önce Sonic Youth’tan Steve Shelley ile bir albüm kaydetme hazırlığındaymış... çok önemli değil. Benim için asıl önemli olan bana olan etkisi, ki bunu da takdir edersiniz burada paylaşamam ve istemem.

Memleketteki tuhaf country alerjisinden kurtarıp kendimizi, dinlemek lazım. Dikkatle, sözleriyle.

(*) Yaklaşık 10 yıl sonra başka bir T-Bone Burnett etkili Jeff Bridges filminde ise başka bir Van Zandt şarkısı “If I Needed You” bir balon gezisi sahnesinde çalmaktaydı.
YN: Size de “Korsan Körfezi”nden 11 albümlük bir hazineyi öneririm. Live and Obscure ve flüt eşliğinde bir “Nothin’.
YN1: Gene harika bir belgesel olan Heartworn Highways’de şovu çalışı ise neden efsane statüsünde olduğunu çok güzel belgeler.

khgv@hotmail.com