Bakın bu da benim oğlumun pipisi

Bakın bu da benim oğlumun pipisi

Düşünüyorum, düşünüyorum... Bulamıyorum. Hayalkırıklığı yaşadım mı ben? Tabii yaşadım ama beni etkileyen, sarsan bir şeyler olmuş olmalı.

Yok, bulamıyorum.

Çok geçmeden nedenini bulmak için bir yola giriyorum. Herhalde benim çok beklentim olmadı bu hayattan. Ondan bulamıyorum o aradığım yıkıcı hayal kırıklığını. Beklenti doğurur, hayal kırıklığı denen şeyi.

İşte tam da aynı sebepten ötürü, doğru düzgün hiçbir hayal kırıklığı olmayan ben, başlı başına bir hayal kırıklığıyım...

Daha sabah çıkarken söyledi annem. O klasik anne deyişiyle: “Allah canımı alsa da kurtulsam sizden.”
İki gün önce söylendi, sevgilim: “Kendine yararlı olmaya başladığında, çevrendekilere de yararlı olursun.” O yüzden tenkit ediyormuş beni. Önce kendime sonra çevremdekilere (ona) yararlı olayım diye.

Diyor ki: “İstediğim sadece sorumluluklarını bilen, koruyan, kollayan, güçlü bir erkek.”

Ve tartışmanın sonlarına doğru: “Acıyorum seninle geçen zamanıma, düzelir bir şeyler diye biriktirdiğim umuduma, sevgime...”

Siz anlayın artık ne kadar büyük bir hayal kırıklığı olduğumu. Yaklaşık 4 senedir birlikte olduğum kadının ağzından dökülüyor bu sözler.

Anneme geri dönelim: “Sizden bir bok olmaz.”

Evet bizden bir bok olmaz. En azından sipariş edilen türden bir bok olmaz. Oturup gecesini gündüzüne katmaz mesela; istemediği bir işte, sevmediği derslerde başarılı olmak için. Şöyle “çakı” gibi de olmaz. Uyuşuk uyanır, uyuşuk yaşar ve muhtemelen uyuşuk gider...

Annem tekrar araya giriyor: “Yüreğimi kuruttunuz.”

Sizce bu kadar lafı hak edecek ne yapıyorum ben? Neden koca bir hayal kırıklığıyım?

Bana doğmadan biçtikleri don yüzünden tabii ki!

Bana sormadan edindikleri beklentileri yüzünden.

Annem beni, “Bakın bu da benim oğlumun pipisi,” demek için büyütmediğini, her seferinde direterek söylese de içten içe “elalem ne der”, “bak Selma teyzenin oğluna” kafasında sürekli. Her söylediği şeyin, her akılverişinin alt metni beni bu klişelerin kapısına çıkarıyor.

Benim, o istedikleri, arzu ettikleri ben olamayacağımı anlamadıkları sürece yaşadıkları hayal kırıklığı her gün, her an çatırdıyarak yüreklerinin derinine doğru yol alacak.

Özür dilerim.

Çok enteresandır, ben onların isteklerini, hayal kırıklıklarının sebebini anlasam da, bunu onların başedilmez ezberine bağlayıp anlayış göstersem de, onlar beni bir türlü anlamıyor.

Bu biraz bencillik galiba?

Yok, sorsanız benimki bencillik... Kendi “şey”imin keyfine yaşamaktan başka bir şey bilmiyorum ben.

Gariptir, hayat benim hayatım, hayal kırıklığını yaşayan onlar!