İstinat Duvarı


Yeni İçişleri Bakanımız hayırlı olsun


İdris Naim Şahin yerine göreve başlayan eski İstanbul valisi, yeni bakanımız Muammer Güler hakkında Sol Gazetesi bir hatırlatma yazısı yayımladı. Oradan alıntılıyoruz:
•Kamuoyu Muammer Güler’i daha ziyade 1 Mayıslarla tanıdı. 1 Mayıs’a katılımın engellemesi yönünde yaptığı provokatif açıklamalarla dikkat çekiyordu. 2007 1 Mayıs’ından başlayarak İstanbul’u neredeyse esir bir şehre dönüştüren uygulamaların ilk elden sorumlusuydu. 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı’nda kutlanması yönünde ilk ciddi girişimin gündeme taşındığı 2007 1 Mayıs’ı, İstanbul’da yaşamın felce uğratılmasıyla hafızalara kazındı. Beşiktaş-Şişli-Taksim güzergâhı başta, tüm şehri etkisine alan bir polis terörüne şahit olundu. Vali Güler, 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlamak üzere diğer şehirlerden yola çıkan otobüslere henüz İstanbul sınırlarından içeriye giremeden saldırılmasına karar verenler arasındaydı. Çok sayıda kişi polis saldırıları nedeniyle yaralandı, bine yakın kişi gözaltına alındı. Polisin kullandığı biber gazı, bir vatandaşın ölümüne yol açtı.
•“Orantılı güç kullanımı”nın ilk kez telaffuz edildiği 2008 1 Mayıs’ında, DİSK Genel Merkezi ve ÖDP İstanbul İl Binası’na polis saldırısı düzenlenmiş, Şişli Etfal Hastanesi Acil Servisi’ne gaz bombası atılması, turistlerin de polis şiddetinden payını alması, yazar Masis Kürkçügil’in bir polis tarafından tokatlanması, Vali Güler ve Emniyet Müdürü Cerrah’a yönelik tepkilerin zirve yapmasına yol açmıştı.
•Bostancı’da Devrimci Karargah Örgütü’ne yapılan operasyonda yoldan geçen ve operasyonu izleyen bir gencin yaşamını yitirmesi sonucunda, aynı operasyonda kurşun yarası alan NTV kameramanı İlhan Kandaz, Vali Güler’e dava açacağını söyleyerek Güler ve emniyet güçlerinin ihmaline dikkat çekmişti. Aynı günlerde bir mahallede binaların ekiplerce yıkılmasına direnenlere müdahale eden polisin kullandığı biber gazından, aralarında bebeklerin de bulunduğu çok sayıda insan etkilenmiş, bir okula da müdahele sırasında gaz bombası atılmıştı.
•Hrant Dink’in ölümüne neden olan suikasttan önce İstanbul Valiliğine çağırılarak tehdit edilmesi, Muammer Güler’in bu cinayetteki sorumluluğunun tartışılmasına neden oldu.
•İstanbul Valiliği görevi süresince partizan bir portre çizdi. AKP propogandası yapılan bir kitapçığın, yetki alanındaki İstanbul İl Özel İdaresi tarafından basılmasına göz yumduğu ve bu kitapçığa önsöz yazdığı için Vali Güler hakkında Yargıtay tarafından soruşturma açıldı.

Davamız Hâlâ Sürdürülüyor


Pınar Selek Davası’nda 24 Ocak’ta alınan karar, saçmalıklar dizisinde Kafka’nın Dava’sını bile geride bıraktı. Hala Tanığız Platformu’nun Pınar Selek’in müebbet hapis cezası almasından sonra yaptığı açıklamaya katılıyor ve aynen paylaşıyoruz:
“Gerek duruşma salonunda olan bizlerin gerekse Türkiye ve Dünya kamuoyunun büyük infialle izlediği bu hukuk katliamındaki son kararın bizler için zerre kadar kıymeti yoktur. Söz konusu karar hukuken de yok hükmündedir. Zira aynı yerel mahkeme hem beraatte direnme hem bozmaya uyma şeklinde birbirine taban tabana zıt iki ayrı hüküm kurmaktan çekinmemiştir. Dolayısıyla bizler 9 Şubat 2011’deki son beraat kararının arkasındayız.”
 

“Dikkat Polis Geliyor”


MAZLUM-DER ve Baran Tursun Vakfı, polis memurlarının silah kullanma yetkisini arttıran ve yaşam hakkı ihlallerine yol açan Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nda (PVSK) değişiklik yapılması talebi ile Türkiye genelinde “Dikkat Polis Geliyor” kampanyası başlattı. Kampanyaya MAZLUM-DER Diyarbakır şubesinde okunan basın açıklamasıyla başlandı. İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUM-DER) Diyarbakır Şube Başkanı Abdurrahim Ay, PVSK’da yapılan değişiklikten sonra polisin keyfi şekilde silah kullanmaya başladığını ve bu soruna karşı kamuoyunda farkındalık yaratmayı amaçladıklarını söyledi. İzmir Bornova’da 25 Kasım 2007’de arkadaşlarıyla birlikte arabayla giderken arabanın arkasından açılan ateş sonucu kafasına isabet eden kurşunla ölen Baran Tursun’un babası ve Uluslararası Baran Tursun Vakfı Başkanı Mehmet Tursun yürütecekleri çalışmalar neticesinde yasa tasarılarının kanunlaşması durumunda polislerin bir daha kolayca çocuklarımızı öldüremeyeceğini söyledi. (bianet.org)
 

İntihar Askerliğin Doğalı mı?


19 – 23 Ocak tarihleri arasında 5 askerin daha intihar etmesi sonucu bir süredir gündemde olan konu artık ihmale mahal verilmemesi gereken bir düzeye ulaştı. Askeri kaynaklara göre son 3 yılda 323 asker şehit oldu. 230 asker ise intihar etti. Rakamlar gerçekten kaygı verici. Asker Hakları oluşumu, “Her gün binlerce sahipsiz asker en üst kademeden en alt rütbeliye katmerli olarak hakaret, dayak, işkence, tehdit görmeye devam ediyor. Bu intiharları anlamak için çaresizlik silsilesini görmek, çözümlemek gerekiyor,” açıklamasında bulundu.