İSTİNAT DUVARI
Sezgi Davran
Beş yıldır aynı yerdeyiz!
26 Aralık’ta yapılan Hrant Dink davasının ardından Hrant’ın Arkadaşları’nın yaptığı basın açıklamasından:
“Beş yıldır bizde biriken anılardır, acılardır ve tükenmez sabrımızdır… Beş değil doksan beş yıl geçse de bu sabrı besleyen öfkemizdir; adalet inancımızdır! Biz adaleti sizlerin kurduğu binaların duvarları arasında mı, yoksa kırıntısına bile değer verdiğimiz vicdanlarda mı arıyoruz; bunu geçmişte öğrenemediyseniz bile şu son beş yılda iyice öğrenmiş olmanız lazım…
Bizimle alay etmeyi bırakın artık! Cevap verin; Katillerimiz nerede?
Kan adaletle susar.
Yüz bin vicdan sahibinin elleri üstünde taşıdığı arkadaşımızın o son uzun yolculuğu bu ülkenin çürümüş adalet duygusunu, köhne, karanlık ve yalanlarla dolu geçmişini gömmek içindi. İşte bu yüzden o denli dik ve onurluydu… İşte bu yüzden hâlâ kulaklarda yankılanıyor ‘Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeni’yiz’ sözü…”
Baskıhane!
Gazete “baskısı” akıl almaz boyutlarda değişiyor. Son tutuklamalarla cezaevindeki gazeteci sayısı 100’ü buldu. Yıldırmak, gözdağı vermek ve susturmak! Halkın %50’si bunu istemedi mi? Nur içinde yat sevgili Aziz Nesin. Sokakta gazete satan çocukları görebiliyor musunuz?
Aynı şeyi söylüyor hepsi: “Yazmıyor, yazmıyor… Hiçbir halt yazmıyor!” Tıpkı Vatan Gazetesi’nin kendi muhabirinin tutuklanmasını bile görmezden geldiği gibi.
Neler oluyor?
Gecekondular, gökdelenler, 3. köprü, Marmaray, kentsel dönüşüm… İstanbul’da olup bitmekte olanları mercek altına alıp, sorgulayıp, farkındalık yaratmak için yapılmış bir belgesel Ekümenopolis. İstanbul üzerine verilen kararlarda bizlerin de söz sahibi olması gerektiği aşikâr. Bu sebeple, çekilen bu filmin kolektif bir biçimde dağıtıma sokulması için desteğe ihtiyaçları var. Seyirci kalıp kalmamak arasında tercih sizin.
www.ekumenopolis.net
www.projemefon.com
Hele gelin bir konuşalım canım…
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Akkuyu nükleer santralini yapacak şirketten Mersinlileri nükleere ikna etmek için bilgilendirme birimleri kurmasını istiyor.
Şöyle bir hatırlatmada fayda var: Burası Türkiye! Yani, ameliyatta hastanın midesinde havlu, makas unutulduğu, içinde kreş, okul, hastane gibi devlete ait binaların bile depremde yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu, altyapı çalışmaları sebebiyle açılan logarlara, çukurlara sayısız insanın canını bıraktığı bir ülkede nükleer santralin bırakalım çevreye zararını (çevre kimin umurunda!) olası bir kazada vereceği zararı Viyana Üniversitesi şöyle özetliyor:
“Akkuyu’da kurulması planlanan santralde bir kaza olması halinde ilk olarak Mersin ve çevre iller, kazadan bir hafta sonra tüm Türkiye, 15 gün sonraysa Türkiye’nin tüm komşuları, Doğu Avrupa, Kafkaslar’a kadar geniş bir bölge radyoaktif maddelerin etkisi altında kalacak. Kaza sonrasında örneğin Ankara’da yaşayan bir insan bir yılda alması gereken radyoaktif dozun 60 katını bir ayda alıyor.”
info@kargamecmua.org