Kılavuzu Karga Olanın


MERCEK



Hasar Tespiti – Ehl-i Keyf

“Biz bilmediğimiz sorudan başladık. İkili bir hayat bu, hasarsız yaşanmıyor. Bu albümden dökülenler, Ehl-i Keyf’in Rock’n Roll tedrisatından geçerken gazete kenarlarına, sigara paketlerine, fatura boşluklarına not ettiklerinin birikimi. Bitemeyen okul, itiraf edilemeyen aşk, gelmeyen terfi, boşanılamayan koca, durdurulamayan savaş, paylaşılamayan rüya, yakaya yapışan banka, ayakkabıya yapışan sakız… Biz hikâyeleri derleyip toparladık. Varsa yapılacak bir tespit, hasar hepimizindir.”



Ehl-i Keyf, ikinci albümleri Hasar Tespiti’ni de ilk albümleri gibi ücretsiz olarak yayınladı. Gürkan Akgün (gitar, vokal), Ali Fuat Başman (gitar), Akif Burak Atlar (gitar, geri vokal), Kerim Emre Türkoğlu (bas gitar) ve Arda Uyar’dan (davul) oluşan grup, bu albümde de rock ‘n’ roll’a devam ediyor. Eğlencelik, dinamik şarkılar, ama lafı gediğine koymayı da biliyorlar. Vokalin Bon Scott’ı andırması da ayrıca keyif verici. Biz “Gülizar” ve “Ah Güzel İstanbul”u beğendik. İndirin, bir bakın bakalım sizin favorileriniz hangileri olacak. Hasar Tespiti ve ilk albüm Yeraltından Notlar, www.hasartespiti.com ve www.ehlikeyf.com adreslerinden indirilebiliyor.

Gökyüzünde YeryüzüSapan

2010’un Ocak ayında yeniden kurulan Sapan, Baykal Ada (gitar, vokal), Cihan Deniz (bas gitar) ve Hikmet Altınyıldız’dan (davul, geri vokal) oluşan çekirdek kadrosuyla Türkçe, İngilizce ve Fransızca sözlerle besteler yapmaya başlamıştı. Üçlünün geçen ay çıkan ilk EP’sinde, bu bestelerden Türkçe sözlü dördüne yer verilmiş.


Sapan’ın müziğini en basit ifadeyle indie olarak tanımlayabiliriz, ama müzik yazarlarının indirgemeci zorlamasını da barındırır bu tanım. Bir hayli içsel bir yolculuk var bu EP’de. Sözler bu içselliğin en öne çıkan göstergesi iken, özellikle gitar tonları ve riff’ler sözlerle aynı rengi yakalamış. “Düşler ve Sözler”, “Che”, “Ukdem” ve “Kontrast” isimli şarkıların her biri, insanın içinde bulunduğu ve çoğunu da kendisinin yarattığı çelişkileri anlatmakta. Bu çelişkiler genel ve paralel bir ruh halini yansıtırken, konu oldukları durumlar şarkıdan şarkıya farklılık gösteriyor.

Gökyüzünde Yeryüzü, yeni bir grubun umut vaat eden bütünlüklü bir işi olmuş. Devamını bekliyoruz.

 

YAYIN


Kendi çapında artık adamakıılı efsaneye dönüşen yazar Neil Gaiman’ın 2001 tarihli eseri American Gods, Amerikan Tanrıları adıyla hem orijinal hem de Gaiman imzalı olarak İthaki Yayınları’ndan tekrar basıldı. Gaiman’ın en saygın işlerinden biri olarak görülen kitap, Gölge isimli anakarakterinin etrafında modern ve eski mitoloji ve fantezi türünün en iyi örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Yakın zamanda da televizyona uyarlanma hazırlığındaki eserin senaryosunda da Gaiman’ın katkıları olacak.

------------------------------------------------------------

Almanya’nın yetiştirdiği en büyük yazarlardan Heinrich Böll’ün 1950’de yayınladığı 2. kitabı Yolcu, Sparta’ya Varırsan Eğer Can Yayınları’ndan İlknur İgan’ın çevirisiyle çıktı. 2. Dünya Savaşı’nı ve sonrasını dünyada edebiyata en iyi döken isimlerden Böll, bu kitabında da daha dumanı üzerindeki savaşın etkilerini öykülerle anlatmış. Savaşın “küçük” insanlara etkilerini, savaşın yok ettiği mekânlardaki yaşam mücadelesini konu alan eser, Böll’ün erken dönem dilini tecrübe etmek için birebir.
------------------------------------------------------------
Genelde çocuk kitapları tanıtmıyoruz buralarda ama konu bir karga olunca es geçmek olmazdı. Nazlı Eray’ın yeni kitabı Karga Feramuz’un Aşkı Doğan Egmont’tan çıktı. 15 yaşlarındaki Nazlı’nın karga Feramuz’a ait bir günlüğü bulması ve onun kendi babaannesine âşık olduğunu öğrenmesiyle başlayan eser, genç kızın İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndeki heykellerle olan diyaloglarıyla devam ediyor. Çocuklarımıza kargaları sevdirmek için iyi bir fırsat.


 

SİNEMA



İzlandalı yönetmen Balthasar Kormakur, 2009’da Inhale ile başladığı Amerika macerasına Contraband ile devam ediyor. Gene 2009 tarihli ve başrolünü oynadığı Reykjavik-Rotterdam filminin Hollywood adaptasyonu olan filmde Mark Wahlberg, Kate Beckinsale, Giovani Ribisi gibi isimler yer almakta. Aksiyon-gerilim tarzındaki film, genelde Hollywood’da zorlanan İskandinav yönetmenler için bir test daha olacak. Evinde her zaman iyi işler çıkarmış Kormakur’un bu mücadelesine tanık olmak heyecan verici olabilir.
------------------------------------------------------------
Arkansas’lı genç auteur yönetmen Jeff Nichols, ilk filmi Shotgun Stories’den sonra yakınlarda Take Shelter’i sundu bizlere. Yönetmenin Boardwalk Empire’da harikalar yaratan ve yakında Superman’in de kötü adamı olacak aktör Michael Shannon ile yine biraraya geldiği film, kıyamet düşleri gören bir babanın ailesini koruma çabasını konu alıyor. 3. filmi Mud için de çalışmaya başlayan genç yönetmenin işlerini es geçmemeli.

 

DİZİ

 

Birkaç yıldır televizyon serilerinin artık sinema kadar önem kazandığından ve kalitelerinin arttığından bahseder dururuz. HBO’nun yeni dizisi Luck bunun artık tavan yaptığının bir kanıtı. Başrollerde Dustin Hoffman, Nick Nolte ve Dennis Farina’nın yer aldığını ve pilot bölümünü yapımcısı Michael Mann’ın çektiğini söylesek sanırız yeterli olur. At yarışı üzerine bir yapım olan ve bir hipodromda dönen dalavereleri konu eden Luck, bu yılın en dikkat çekici ve umut vaadeden işlerinden biri.



 

ALBÜM



The Black Keys hız kesmiyor. 2008’deki Attack & Release ile patlama yaptıktan sonra 2010’da Brothers’la en iyi albümlerini yayınlayan ikili şimdi de daha anakıma yaklaşan son işleri El Camino ile karşımızda. Albümde 4 dakikayı bulan sadece tek bir şarkı bulunması radyo dostu bolca hit barındırma iddiasının kanıtı. Açıkçası bu da adamın asabını bozabiliyor. Tabi Brothers’dan hemen sonra o kadar kaliteli bir iş beklemek mantıklı değil belki ama böyle yüzünü iyice popa dönmüş bir albüm de beklemezdik. Gene işçilik iyi, akılda kalıcı şarklılar barındırıyor ama geleceğe baktık hemen biz.
------------------------------------------------------------
Arizonalı efasene grup Calexico son dönemlerde sessizdi. Bunu Selections From Road Atlas: 1988-2011 toplamasıyla bozdular. Bir en iyiler toplamasından ziyade, turnelerde dağıttıkları ve kendi imkânlarıyla kotardıklar uzunçalarlardan, canlı kayıtlardan, stüdyo deneylerinden oluşan bu albüm, Calexico’nun her zaman göremediğimiz yönlerini bize tanıtıyor. Grubun öncelikle ne kadar yetenekli müzisyenlerden oluştuğunun kanıtı. İster Calexico takipçisi olun ister yeni tanışıyor olun, kesinlikle edinilmesi gereken çok önemli bir toplama.
------------------------------------------------------------
Kieran Hebden’in Four Tet olarak son yıllarda çıkardığı güzel albümlerin yanında efsane davulcu Steve Reid ile olan deneysel çalışmalarını da takip ediyorduk. 2006-2008 arası yayınladıkları 4 albüm müzik tarihine geçmiştir. Reid’in 2010’daki vefatı, elimizdeki Kieran Hebden / Steve Reid / Mats Gustafsson – Live at the South Bank albümünü daha da değerli kılıyor. 2009’da, Londra’da İsveçli saksofoncu Mats Gustafsson ile verdikleri konserin kayıtlarını içeren albüm, üç usta müzisyenin biraraya gelip amiyane tabirle süper takılmalarını barındırıyor. Tüm albümü bir oturuşta hatmetmek çok kolay değil belki ama son yılların en önemli ortaklıklarından birini de kutlamak gerek.
------------------------------------------------------------
Brian Fallon Amerika’nın en yeni frontmani. Springsteen’den ödünç duran güçlü sesi ve grubu The Gaslight Anthem ile yaptıkları işler onu Dave Matthews ve Springsteen ayarında bir noktalara getirdi. Tabii bu genç vokalistin içinde başka tatlar da yatması muhtemeldi. “Greg Dulli veya Tom Waits olma fantezisi” kendi tanımıyla. Gitar teknisyeni Ian Perkins ile biraraya gelip kurdukları The Horrible Crowes ile yayınladıkları albüm Elsie bunu başarıyor. Karanlık sözlerine rağmen pazar sabahları koyup keyifle dinleyebileceğimiz bir çalışma. Bir kulak vermeli.


KONSER



Yılın elektronik alanında en iyi albümlerinden Looping State of Mind’ı yayınlayan İsveçli The Field (Axel Willner), bir başka ekol DJ MIA ile çalışmalarından tanıdığımız Diplo ile Babylon’da olacak. Böyle iki üstdüzey isim aynı akşamda tüm techno sevenleri mest edecektir. Ne zamandır özledik dans etmeyi deyip duruyordunuz, işte size şans. 14 Ocak Cumartesi 22:00 Babylon
------------------------------------------------------------
2005’teki harika We Have Sound ile radarlarımıza giren Tom Vek’ten uzun zamandır ses soluk çıkmıyordu, ta ki bu yıl yayınladığı ikinci albümü Leisure Seizure’a kadar. Birçok otorite tarafından (biz de dahil) yılın en başarılı çalışmalarından biri olarak gösterilen albümün turnesinde Vek İstanbul’a da uğruyor. Farklı türlerden aldığı öğelerle hem garaj rock hem elektronik virajlarında dans ettirebilitesi yüksek müzik yapan bu yetenekli ismin konserinde salonu doldurmalı. 21 Ocak Cumartesi 23:30 Ghetto


------------------------------------------------------------
Artık adı ustalar arasında yeralan İskoç şarkıcı / şarkıyazarı King Creosote nam-ı diğer Kenny Marshall, Brian Eno ve Coldplay ile yaptığı çalışmalardan bildiğimiz elektronikçi Jon Hopkins ile beraber yayınladıkları Diamond Mine albümünün turnesinde İstanbul’dalar. Mercury Prize adaylığı da kazanan albüm, 1995’ten beri kendi şirketinden onlarca albüm çıkarmış Marshall’ın en önemli işlerinden biri olarak kabul ediliyor. 13 Ocak Cuma 21:30 Salon


  SERGİ



Sasha Tamarin’in “Israeli Reality” adlı sergisi, Genç Fotoğraf İnisiyatifi’nin 4. sergisi olarak 16 Aralık Cuma akşamı GFI Gallery’de açılmıştı. 16 Şubat’a kadar sürecek sergideki işleriyle ilgili olarak Tamarin; “Vadedilmiş topraklara ayak bastığımda, alışması zor olan sert bir gerçekle karşılaştım. Çalışmamda, İsrail toplumunun çeşitli ‘tip’lerini incelemeye giriştim, oralı ama hâlâ yerel olmayan bir gözlemci olarak, kendi bakış açımla onlarla tartıştım. İş sürecinde, beyaz bir çarşaf ve kamera ile ülkeyi dolaştım. Değişik kökenlerden, yaş ve sosyal statüden karakterleri gözledim. Beyaz arkaplan, özneyi orjinal çevresinden ayırdetmemizi sağladı; satirik ve bazen ironik bir şekilde onları aynı seviyede tuttu,” diyor.