Felsefi 1 Bilimkurgu Romanı üzerine Sergi Denemesi ya da Ubik Project
Rafet Arslan
Benim gibi gerek okur, gerek de yazar ve sanatçı olarak öznel imgesinin gelişiminde P.K. Dick’ten fazlasıyla etkilenmiş, hatta büyülenmiş biri için bu metni yazmak bir hayli zor. Tüm 2011 yılının yazı boyunca, Übik üzerine bir görsel dünya yaratmak ve nihayetine bir sergi yapmak fikri ile gezen biri olarak, dostum Alper T. İnce’nin “Tamam o zaman, harekete geçelim” desteğiyle bu delice işe dalmış biri olarakta...
Her ne kadar üstad P. K. Dick son 40 yılın düşünsel / imgesel dünyasında fazlasıyla etkili olsa da; onun ve yarattığı evrenin ülkemizde alımlanabildiğinden bahsetmek güç. Baudrillard’dan Jameson’a, Zizek’ten Kellner’e çağıl düşünürlerin mercek altına aldığı, ondan yola çıkarak kavramlar ürettiği, 68’in kuşağının bağrına bastığı, Cyberpunk’ların “baba”ları ilan ettiği, füturistlerin ve mimarların tasarımlarında ufuk açmış bir yaratıcıdan söz ediyoruz. Kısa öykücü, romancı, metafizikçi, aktivist, deli, dahi ya da P.K.D.
Sonsuzluk, Tüketim ve Entropi Üzerine Bir Sergi
İnsan birini ne kadar sever, kıymet verirse, ona dair yapacağı her şeye de bir o kadar özenir. Bizim için de süreç farklı olmadı, sorumluluk gerektiren, önemli bir işin altına girdiğimizin farkındaydık. Bu yüzden salt bir sergi ötesinde Ubik fenomenini ve P.K. Dick’in evrenini merkeze alan bir proje tasarladık. Konuya ilgili sanatçı arkadaşlara çağrı yaparak bir çalışma grubu kurduk ve Eylül ayından beri yaptığımız toplantılarla Ubik Projesi’ni yapılandırmaya soyunduk.
Kitabı okuyanlar, okumayanlar vardı, Ubik proje sürecinde topluca bir okundu, üzerine tartışmalar yapıldı ve ortaya çıkan flyer, sticker, eksizlerle ile Ubik Project “kolej basketbol takımı” ilk görsel meyvelerini verdi. Bu ürünleirn bir kısmı sokakları süslerken, bir kısmı da metinler ile birlikte projenin web “blog”unu oluşturdu. Sevgili Açık Radyo vasıtasıyla projenin geniş kapsamlı bir sunumu ardından; Kasım ayında Karga’da, Aralık’ta ise Peyote’de birer performans gecesine proje grubu imza attı. Sergi öncesi ise bir Ubik Project “özel” fanzini hazırlıkları sürüyor. DDR müzik topluluğundan tanıyacağınız, dostumuz Can Batukan’ın projeye verdiği destek ile ortaya çıkan “Ubik ya da Hasar Tespiti” adlı 6 dakika 15 saniyelik kayıt, projenin seslerinden biri oldu.
Sonuçta benzeri ülkede yapılmamış, bir “ilk” projeye soyunmuştuk; bir romanı sergileştirmeye. Bu yüzden sergiyi yerelle sınırlı tutmayıp dünyanın çeşitli köşelerinden Ubik’e dair üretim yapan sanatçılara ulaşmaya çalıştık. Bu çabamızsonucu Hannah M.G Shapiro ve Andre Buran sergiye dahil oldu.

Kişisel Ubik Evrenleri
2002 yılında roman çıkar çıkmaz okuyan, büyülenen ve neredeyse 2 yılda bir tekrar okuyan benim için kişisel Ubik evrenini anlatması da bir hayli zor. 2009 yılı boyunca Kadıköy duvarlarına yaptığım “Ubik” yazılamaları aklıma düşüyor; mesela. Ubik için bendeki sembol görselin ne olduğuna dair uzun düşünme seanslarım sonucunda aklıma takılıp kalan çocukluğumun “sinyal yok” televizyon ekranlarını yeniden üretmeye giriştim. Karıncalanmış ya da “colorbox” ekranlar, bana öznenin sonsuzlukla girdiği iletişim çabasını düşündürüyor. Karıncalaşmış bir ekrana Ubik sprey sıksak bile elde edebileceğimiz şey, parlak ve rengarenk bir “sinyal yok” ya da iletişimsizlik ekranı. Sonrası ise Borges’in hikâyesinden zihnimde canlanan Tanrı’nın 100 adının yasaklanması ve koca Hallac-ı Mansur’un “en el hak” okuması; sonsuzluğu...
Fazla uzatmayayım, bu benim Ubik okumamdı; projedeki tüm arkadaşlar kendi Ubik imgelerini, görsel dünyalarını tek tek oluşturdular. Örnek vermek gerekirse:
Merve Şendil: Ubik evreninden kendi düş evrenine sızan imgelerden minik Ubik odasını tasarlıyor. Nahif olduğu kadar tekinsiz, kişisel olduğu kadar galaktik bir “içsel oda”.

OnstOn / Can Yeşiloğlu: “Gezegen içi, dışı ve paralelindeki belirsizliklerin, insan üzerindeki derinliği bilinmeyen karanlıkla ilişkisine, gerçek hayatta yaşamış telepatlar ve hikâyeleri üzerinden kafa yormak istedim. Ubik projesinin bilim-kurgu ve gerçek hayat arasındaki kısa yola dikkat çekmek için uygun bir platform olduğunu düşünüyorum.”
Ali Mete Sancaktaroğlu / Defter Kazıyıcılar Kooperatifi: “Ubik Project” kapsamında defter kazıyıcılar kooperatifi; tüketim toplumunu ve bireylerini, insanoğlunun en temel ihtiyaçlarından biri olan barınma hakkı ve konut sorununu, sokakta bizleri her an çevrelemeye çalışan muhafazakârlık ve mahalle baskısını, hemen hemen her şeyin sadece endüstri için kullanılmasına çanak tutan yaşadığımız an’a ve kapitalizmin tüm uzuvlarına ters açıdan bakarak günlük hayata ve sorunlarına yakınlaşmayı, tartışmayı, düşünmeyi ev ödevi saydı, görev edindi ve kapkara bira şişelerini ve tütün paketlerini, melamini ve çocukları, ev anahtarını, sanal dünyayı ve bilgisayarı, barkodları ve suretleri plastikleştirerek sergi alanına taşımaya çalıştı.
Eda Gecikmez / Ubik – Hayatı Kolaylaştıran Sprey!: “Kendinizi yorgun, bitkin, yalnız, aşırı duyarlı, kederli, güçsüz ve de çaresiz hissediyorsanız; üzerinizde kocaman bir ağırlık varsa; geçmişe sürüklenmeden kurtulamıyorsanız; zaman ve mekân algınızı yitirdiyseniz; iyimser olamıyor, moraliniz hep bozuksa; üzerinizdekiler paçavra gibi geliyorsa; varlığınızı kimseye hissettirmemek, hatta görünmez olmayı diliyorsanız Ubik sprey kullanmalısınız. Romanda Ubik sprey, zaman ve mekânın değişen gerçekliği karşısında varlık sorunu yaşayanaların yardımına yetişir ve onları tüm belirsizliklere karşı korur. Gerçekleştirdiğim sokak performanslarında yeniden ürettiğim sprey şişesini aynı argüman ile halka tanıtıyor ve onları Ubik’i denemeye davet ediyorum.”
Sonuçta sanatçıların okuması farklı, bu okumalar onların öznel dünyalarını, düşlerini ya da kabuslarını yansıtsa da, Ubik sprey “olası her dünyada” talimatlara göre kullanıldığında zararsızdır!
Ubik Project / Periferi Kolektif
4 Ocak/28 Ocak 2012
Hayaka Artı: Çukurcuma Cad. 19/A, Tophane-İstanbul
http://ubikproject.blogspot.com/
http://soundcloud.com/alpha60-1/ubik-ya-da-hasar-tespiti baypersembe@gmail.com