Sanatta Politik Doğruculuğu Deşifre Etmek

Fırat Arapoğlu

Sanatta Politik Doğruculuğu Deşifre Etmek

Sanat dünyası, genellikle, sermaye, cinsiyet ve sınıf çelişkilerinin varlığının, sanatın varlığından ayrı birer olgu olduğunu kabul etmeye / ettirmeye meyilli. Bunu yaparken de, kimi sanat dallarını ve sanatçılarını üst bir statüye yükseltmekte; kimi sanatçı ve üretimlerini ise daha düşük bir statüde değerlendirmektedir. İşte tam da bu noktada, sistemin yücelttiği sanat üretimlerinin ve sanatçılarının karşısında, mikro çıkışlı ırk ve cinsiyete dayalı çelişkiler gibi konuları sorgulamaya başlayan çalışmalar, sistemin erkek egemen yapısını gün yüzüne çıkarmaya başlamaktadır. Bunu sanatta sorgulayan, özellikle 1960 sonrasının feminist, aktivist, politik sanatçı girişimleri ve sanatçıları, hem daha önce düşük statülü olarak kabul edilen kadın, öteki, Kürt, zenci üretimlerini (dikiş-nakış, rap müzik, geleneksel sanat formlarının içerimi vb.) sanat repertuarının içerisine dahil etmeye başlamış hem de “öteki” sanatçının statüsünü yükseltilmesine çalışmışlardır. Ama bunlar henüz arzu edilen seviyeye gelmiş değildir, bundan dolayı genelde toplumlarda özelde Türkiye’de sanat “erkeksi, ciddi ve ağırbaşlı” değerler ile yerleşik kaldıkça, Türkiye’nin sanatçılarının bu yöndeki girişimlerinin artarak devam edeceğini varsaymak olasıdır.

Peki başlangıcından bu yana nedir sanatın sorguladığı “öteki” konular: Göç, ikonografik sahneleri tersyüz etmeler, cinsel kimlik ilk akla gelenlerden. Tabii bunları ele alırken, mesela, göç teması / göçmenlik deneyiminin, –mış gibi yapma niteliği taşımaması da gerekli. İlk aklıma gelen isimlerden birisi bu bağlamda Şükran Moral ya da Shirin Neshat. Her ikisinin çalışmalarında örneğin, gelenek ve çağdaşlık, kent kültürü ve göçmenlik konularını görebilmek mümkün.

Bu tip sanatçıların çalışmalarında sistemin “çatlak” olarak adlandırdığı unsurlarına, kenardakilere, marjinal(lik)lere odaklanılmaktadır ve bu odaklanma, sistemdeki çelişkilerin varlığını ifşa ederken, yarattığı saldırılar aslında sanatın, sanat tarihinin savunma mekanizmalarını da zafiyete uğratmaktadır. Post-modern düşüncede mekânlar arası ilişkilere olan saldırı, iktidar ve beden üzerinde kurulan disiplinlere de yansımıştır. Çünkü, modernizme göre kentli kültür içerisindeki marjinallikler ayıklanmalı ve ötekileştirilmeli, hatta yok edilmelidir. İşte son Uluslararası İstanbul Bienali’nde Kutluğ Ataman’ın “Sağlık Raporu” diğer bir çalışması toplumda “politik doğruculuk” tezlerinin aksine ezilenleri, ezilmeye çalışanları görünür kılma arzusundan hareket etmektedir. Bu tip çalışmalar, beden ve toplumsal cinsiyet olguları içerisinde dayatılan normların bir eleştirisidir. Sanatçı, gay’lere sürekli i.ne diyen maskülen bir toplumun yüzünü açığa vurarak gay ve travestilik gerçekliklerine görünürlük kazandırmaktadır.

Canan gibi isimlerin toplumun marjinalliklerine işlerken her birine eşit mesafede yaklaşmaları ve böylece sanatçıyı, toplumdan ayrı bir estetik bakış olduğunu, kendisi dışında bir şeye referans vermeyen sanat olduğunu iddia eden modernist tavırdan ayırmakta olmalarını önemsemekteyim. Tüm yaşantılardan / yaşananlardan ve toplumsal olgulardan muaf bir üst-söylemsel estetik kriter olamaz, eğer var olduğu iddia ediliyorsa, o zaman kadınların, altsınıfların ya da altkültürlerin beğenilerinden ayrı bir totaliter normlar, değerler sistemi inşa edilmiştir ya da yürürlüktedir.

Feminist kuramın, 1970’lerden bu yana sanat dünyasının içsel yapısını deşifre etmeye çalışmakta olması ve bu yapının, erkek egemen, heteroseksüel ve beyaz ve Avrupa / ABD merkezli inşa edilmesini yapı-bozuma uğratması, politik doğruculuk eksenindeki liberal ikiyüzlülüklere bir darbe indirmenin en açık stratejisidir. Feminist sanatçılar da, gay / lezbiyen kuramcılar, Marksist eleştiri, çokkültürlülük teorisyenleri ile beraber bu yapıyı yapısöküme uğratarak deşifre etmişlerdir / etmektedirler. Fakat ne var ki, Christine Nelson’un 1997 tarihli “Man Ray’in İronisi”nde olduğu tarzda, henüz Türkiye Sanatı’nın öncüllerinin ve “erkek avangardlarının” eleştirisine girişilmemiştir.

firat.arapoglu@gmail.com