YAYIN
High Fidelity sayesinde neredeyse bir kuşağı etkileyen Nick Hornby’nin 2003 tarihli kitabı 31 Şarkı Betül Kadıoğlu’nun çevirisiyle Sel Yayıncılık’tan Türkçe’de. 26 denemeden oluşan kitap her bir denemeye bir veya birden fazla şarkı ile 31 adet şarkıya tamamlanıyor. Led Zeppelin’den Röyksopp’a, Rod Stewart’tan Suicide’a çok farklı tarzlardan şarkıların yeraldığı kitap; şarkılara tarz ırkçılığı yapmadan insanların duygusal ve özel hayatlarında yarattığı özgün etkilerle uğraşıyor. Kitap tanıtımında güzel demişler; “Müziğine sahip çıkanların, onları başkalarının sözlerine aldırmadan dinleyenlerin…” Bu arada, şu günlerde Hornby, Ben Folds ile beraber bir albüm hazırlığındaymış. Sözler Hornby’den, müzikler Folds’dan olacakmış.
İnsanlığın doğuşundan beri bilmediğimiz tek şey var: Ölüm. Eh, bilmediğimizden de korkarız. Agora Kitaplığı’nın Düşünce-Felsefe Dizisi’nden çıkan Kaan H. Öktem’in hazırladığı Ölüm Kitabı (Ölüm Düşüncesinin Temel Metinleri), ölüm düşüncesi hakkındaki ilk metinlerden biri olan Gılgamış Destanı’ndan günümüz eserlerine kadar klasikleşlmiş ölüm düşüncesi metinlerini biraraya getiriyor. Ölümü anlamak, anlamlandırmak ve anlatmak için kitaplığımız için önemli bir yayın olduğu ortada. Bir de Jacques Brel’in şarkısı vardır “My Death” diye, David Bowie pek güzel okur.
FİLM
Filmekimi 9. yılında yine önemli bir programla karşımızda. Tabii önce sadece Maçka ve Beyoğlu’na sıkışmış olmasını eleştirelim ama yine de iyi seçimleri ve haftaiçi gündüz indirimlerini övelim. Bu yıl efsane kategorisine girmiş birçok yönetmenin son filmleri programda yer alıyor: Ken Loach ve Tehlikeli Yol, Werner Herzog ve Benim Güzel Oğlum Ne Yaptın Sen?, Jean –Luc Godard ve yine daha önce bu sayfalarda tanıttığımız Sosyalizm ilk göze çarpanlar. İskandinav Sineması ise Balthasar Kormakur’un ABD yapımı Nefes Nefese’si, yeni gözağrımız Christoffer Boe’nin Her Şey Güzel Olacak’ı ve Daniel Alfredson’un artık fenomene dönüşen Millenium serisinden 2. filmi Ateşle Oynayan Kız’ı ile temsil ediliyor. Bunların dışında Robert Duvall ve Bill Murray’li komedi Mezara Kadar, Sylvain Chomet’nin Jacques Tati uyarlaması Sihirbaz, Phillip Seymour Hoffman’ın ilk yönetmenlik denemesi Jack’in Kayık Gezintisi, Duplass Kardeşler’in yeni karakomedisi Anneme Dokunma da ilgi çekici seçimler olabilir. Saydığımız üzere herkesin tadına uygun, çok dolu ve başarılı bir programı var Filmekimi’nin; vaktiniz varsa kaçırmayın.
DİZİ

ABD menşeili dizi sezonu Eylül’de açıldı. Olağan şüpheliler zaten yollarına devam ederken yaz ortasında başlayan ilginç bir yapımı seçtik bu sefer: Rubicon. American Policy Institute isimli bir “düşünce kuruluşu”nda haberalma analisti olarak çalışan Will Travers’in, akıl hocası David Hadas’ın şüpheli ölümüyle çalıştığı kuruluştan şüphelenmeye başlamasıyla rayına kurulan yapım, başarılı mekân seçimleri ve tanınmamış ama sağlam oyuncu kadrosuyla ümit vaad etmekte. Başlarda aksiyon eksikliği sizi yorsa da giderek yapbozun parçalarının birleşmesiyle ilgi çekici hale gelebiliyor. Hiçbir zaman büyük bir izleyici kitlesi olamayacaktır ancak takipçileri olacağından da eminiz.
ALBÜM
Memlekette yıllarca 1987 tarihli “La Bamba” isimli kırkbeşlikleriyle özdeşleştirilseler de, 30 yılı aşan kariyerlerinde çok önemli bir müzisyen grubu oldu Los Lobos. Olgunluk dönemlerinde ise harika işler yapmaya devam ediyorlar. Yeni albüm Tin Can Trust çoklukla gitarist David Hidalgo (yer yer akordeoncu ki bkz. Bob Dylan, “Together Through Life”) ve Louie Perez’in bestelerinin başı çektiği albüm yılın en başarılı LA bazlı rock albümü diyebiliriz.
Yine bu zamanlarda albümüne bir Los Lobos cover’ıyla başlayan biri de var: Robert Plant. Yeni grubu Band of Joy’un adını verdiği yeni albümüyle yine hayal kırıklığına uğratmıyor kimseyi. İyiden iyiye Nashville’li olduğunu, ki bir önceki Raising Sand bu konudaki başyapıtıydı, kanıtlayan prodüksiyonu ve Amerikalı Country sanatçılarından oluşan grubunun da yardımıyla güçlü bir şarkı listesi oluşturmuş. Bir Townes Van Zandt yorumu da katmış. Low cover’ları ve “Silver Rider” ise albümün zafer anları. Led Zep’in bir araya gelme tartışmaları köşede dursun, biz memnunuz gidişattan.


Kanadalı Stephen McBean’in iki projesi The Pink Mountaintops ve Black Mountain, son yılların yeni-saykodelia ve neo-progressive patlaması içinde önemli yerleri olan gruplar. Ülkemizde pek tanınmasalarda önce daha deneysel The Pink Mountaintops, ardından yeni ve 3. albümleri Wilderness Heart ile Black Mountain bu işleri iyi kıvırıyor. Black Mountain’ı takip edenler için en iyi albümleri olduğunu da söyleyebiliriz. Hatta abartırsak The Black Keys’e yakın tatları yakaladıklarını da söyleyebiliriz. Vokalist Amber Webber’ın katkıları ve McBean hafif gelişkin vokali ile şu ana kadar ki en sert ama en ulaşılabilir çalışmaları. Duymadıysanız atlayın deriz.
Arjantin asıllı İsveçli Jose Gonzalez’in grubu Junip’i ilk kez 2006’daki EP’leri Black Refuge ve içindeki pek başarılı “The Ghost of Tom Joad” yorumu ile duymuştuk. Daha sonra Gonzalez uluslararası bir şöhret olarak yoluna devam etti. O projeyi rafa kaldırdığını düşünürken davulcu Elias Araya ve klavyeci Tobias Winterkorn ile beraber ilk albümleri Fields’i yayınladılar. Gonzalez’in ayırdedici vokalini duyduğunuzda farklı bir müzik ummak zor ama hem synth’lerin yerli yerinde kullanılması ve stilistik davullar, Gonzalez’in müziğini zenginleştiriyor. Hatta bizce böyle devam etsinler yollarına, daha iyi.
KONSER
İKSV’nin Salon’u bu senenin konser ortamı olacağa benzer. İstanbul tarihinin en hareketli Ekim aylarından birine imza atıyorlar. Eylül ayında Medeski Martin ve Wood ile sezonu açan mekâan, 8 Ekim’de yeni albümleri Our Inventions hiç fena olmayan yetenekli Alman indietronic dörtlüsü Lali Puna’yı, 9 Ekim’de artık tanıtıma ihtiyacı olmayan The Notwist’i, 15 Ekim’de 2008’de Babylon’da ilgi çekici bir performans sunmuş olan Fransız electro-dub gurubu Ez3kiel’i, 22 Ekim’de 2009 yılında Inspiration Information 4 isimli harika bir albüme imza atan Finlandiyalı müzisyen Jimi Tenor ve davul efsanesi Tony Allen’ı, 23 Ekim’de ise 2006’da yayınladıkları Berlin menşeili albümleri Drum’s Not Dead ile deneysel indie rock’ın yıldızları haline gelen ve son albümleri Sisterworld’ü bu Mart’ta yayınlamış Liars’ı konuk edecek. Konser başlangıçları 22:30. http://www.saloniksv.com/
ETKİNLİK

Gezegen tarihinin en sıcak 10 yılı ve 6 ayını geride bırakmışız. Kış artık nostaljik bir kavram olmaya başladı. 350 Hemen Şimdi hareketi, ki adını atmosferde olması gereken karbondioksit miktarından almakta, 10 Ekim 2010 (10/10/10) tarihinde herkesi Taksim’deki “eylemce”ye çağırıyor. Saat 15:00’te Galatasaray’dan Taksim’e yürüyüşle başlayacak etkinlik, 16:00 dan itibaren Meydan’da sergi, konuşmalar ve şenlikle devam edecek. Dünya ile aynı anda düzenlenecek küresel etkinliğin İstanbul ayağına Noam Chomsky ve Nobel ödüllü hukukçu Richard Falk da katılacak. Orada olmamak için bir bahaneniz olmamalı. Daha ayrıntılı bilgi için; www.350.org www.350hemensimdi.org
SERGİ
Mecmuanın Ağustos-Eylül 2009 sayısında Yıldırım Arıcı’nın kaleminden yer verdiğimiz usta heykeltraş İlhan Koman’ın yaşadığı ve çalıştığı gemi Hulda’nın Stokholm’den İstanbul’a yolculuğu, şimdi sergiye dönüştü. Yine Arıcı’nın küratörlüğünde açılan sergi, Koman’ın bilinen 10 işinin yanında Candaş Şişman’ın ustaya ithafen ürettiği video çalışması ve yolculuğun karelerinden oluşuyor. 31 Ekim’e kadar açık kalacak sergi, yeni çağdaş sanat mekânımız Plato Sanat’ta izlenebilir.
WEB
Faruk Geyran ve Cem Kayıran’ın taze hayata geçirdiği online dergi Offprint’e bir göz atmanızı tavsiye ederiz. “Kızlar Erkeklerden Hoşlanıyormuş!” başlıklı kafabindünya röportajıyla dikkatimizi çeken dergi, pek kayıt cihazı uzatılmayan isimlerle yaptığı röportajlarla öne çıksa da; Barkın Ergin, Greta Morgan, Okan Kaya, David Hoyle gibi yerli yabancı müzisyenlerin müzik üzerine yazılarına da yer veriyor. Keyif işi ama keyfe keder değil. http://offprint.net