Tek arkadaşım ben miyim?*: The Dandy Warhols
Utkan Çınar
The Dandy Warhols’un kariyerini ikiye ayırmak çok kolay. Portland, Oregon’dan hiç kimselerken Vodafone firması reklamlarında “Bohemian Like You” isimli kırkbeşliklerini kullanmaya karar verdiğinde her şey değişti. Ondan sonra, 2001’de, çıktıkları Avrupa turnesinde en popüler gruptular. Bu iyi mi oldu? Maalesef hayır. O zamandan beri düzgün, aşağı giden bir eğriyle müziklerinin özgünlüğü ve kalitesi düşmeye devam etti. Grubu en başından beri takip eden biri olarak ve yeni yayınlanan toplamaları The Capitol Years 1995-2007 eşliğinde biraz hikâyelerine gözatacağız.Öncelikle The Dandy Warhols’u keşfetmek, takip etmek kolaydı. Çok keyifli bir isimleri olduğu gerçeği var. Sonra Lou Weed diye bir şarkıları vardı ilk albümlerinde. 1995’te yayınladıkları ilk albümlerinin adı ise Dandy’s Rule! Ok? (Dandy’ler harika! Tamam mı?) idi. Tabii grunge ve Brit-pop döneminde 8-10 dakikalık öksürük şurubu eşliğinde rahatça dinleyebileceğiniz saykodelik şarkıları olmasıydı. Zia McCabe gibi bir klavyecileri olmasıydı. (‘90’ların Melissa Auf Der Maur ile en kuul ablalarından olan McCabe’i “...The Last Junkie On Earth”ün klibinde görüp de hastası olmayan yoktu. Ayrıca 2005 senesinde hamileyken çıplak pozlar verdiğini de unutmayalım.)
Geldikleri yer olan “Güller Şehri” Portland’ın (ki Modest Mouse, Elliott Smith gibi isimlerin memleketi olmasının yanı sıra aktif volkan Mount Hood’a da ev sahipliği yapmaktadır) Amerika’nın az nüfuslu, göz önünde olmayan bir şehri oluşu ve arkadaşların kimyasallara olan pek yakın ilgileri kanımca başyapıt olan ilk iki albümlerinde rahatça hissedilmektedir. Dandy’s Rule! Ok?’den sonra yayınladıkları 1997 tarihli The Dandy Warhols Come Down onların yine bence en iyi albümleri olmakla beraber “Not If You Were”, “…The Last Junkie On Earth”, “Everday Should Be A Holiday”, “Good Morning” gibi modern Velvet Underground diyebileceğimiz bir pop sound’uyla yoğurulmuş kırkbeşlikleri şöhretin kapılarını çalmalarına yetti. Egzantrik vokalist ve şarkıyazarı Courtney-Courtney Taylor’ın (konuşma sesi en güzel adamlardandır) karizması da buna oldukça yardımcı oldu. Bu “Sweet Jane” soslu kırkbeşliklerin yanı sıra “Be-In”, “Green, I Love You” gibi şarkılar ise grubun saykodelik, bol tekrarlı, düşük BPM’li punk tavrını en iyi yansıtan örneklerdendi.
Gelelim 2000’e. Milenyum Dandy’lere pek yaradı. Çıkış kırkbeşliği “Get Off”la beraber yeni albüm Thirteen Tales of Urban Bohemia indie çevrelerinde bomba gibi patladı. Onları sevmemizi sağlayan egzantriklikleri bu albümde de kendini göstermiş, albümün ilk 3 şarkısına sırayla “Godless” (Tanrısız), Muhammed ve Nietzche isimlerini koymuşlar, yazının başında belirttiğim “Bohemian Like You” ile de starlığın kapılarını açmışlardı. Sundance’te en iyi belgesel ödülünü de alan Ondi Timoner imzalı, Dandy’ler ve The Brian Jonestown Massacre’ın 7 yıllık kariyerlerine odaklanan Dig! isimli filmde de görebileceğiniz üzere gücü ele geçirmişler, A sınıfı olmuşlardı.
Thirteen Tales…’in başarısı onlara Nick Rhodes ve Tony Visconti ile çalışma şansını verdi ve 2003’te Welcome To The Monkey House’u yayınladılar. Kurt Vonnegut’tan esinlenme isim ve Velvet Underground’a göndeme yapan kapağıyla çok umutlandırsa da dramatik bir şekilde synth-popa yönelmeleri ve saykodeliya damarını bir yana bırakmaları hayal kırıklığı yaratmıştı. “You Were The Last High” gibi güzel bir radyo hitine imza atsalar da beklentileri karşıladıklarını söylemek mümkün değildi.
2004 yılı iki toplama The Black Album (Prince’e kes), Come On Feel The Dandy Warhols, eskiye ağıt olmaktan öteye gidemedi. 2005’te memleketlerinde kurdukları Odditorium isimli stüdyolarından çıkma ilk Odditorium or Warlords of Mars yayınlandı. Synth’ten gitar bazlı işlere dönüştü bu belki ama tren kaçmış gibiydi. Bundan sonrası ise sadece albümlerin isimlerini ve tarihlerini yazmak olur.Her şeye rağmen The Dandy Warhols gerçektir. İlk 3 albümleri tarihe geçmiştir. Hatta şu son yıllardaki indie ve saykodelia furyası sırasında çıksalardı çok farklı ve kanımca daha saygın bir yerde olacakları kesin gibiydi.
*Be-in isimli şarkılarının nakaratından
khgv@hotmail.com