İSTİNAT DUVARI
Sezgi Davran
Denizden korkturmayın bizi
Memleketin 3 tarafının denizlerle çevrili olduğunu biliyoruz! Özellikle Marmara Denizi son yıllarda aktif olarak yolcu taşımacılığında önem kazandı. Bu önemle beraber güya en güvenli yolculuk diye düşünüdüğümüz bu sektörde kazaların artması maalesef bizi de şaşırtmıyor. En son Yalova - Pendik Feribotu’nun boşaltılışı sırasında arabaların denize düşmesi o hatta son iki haftadaki 2. kaza oldu. 2007’de hem Boğaz’da hem Marmara’da en az 3 tane deniz kazasını biliyoruz. Bu iş bu kadar zor olmamalı. Halatlar kopmamalı, yolcular durmayı beklemeden hareketlenmemeli, feribotlar gereksiz hızlara çıkmaya çalışmamalı. Şehir Hatları’nda zaten kelle koltukta bir minibüs hissiyatı içerisindeyiz. Bir gün bir felaketle karşılaşmamamıza az kaldı. Dünyada artık deniz kazası diye bir kavramın silindiği zamanlardayız.
Bakterili etler nerede?
Et ithalatı, hayvancılığın bitişi derken sonunda virüslü et skandalımız da patladı. Öncelikle Burger King isimli fast food firmasının 160 bin adet yani 12 ton hamburgeri piyasaya sürdüğü iddiaları hâlâ açıklığa kavuşmadı. Burger King firması salmonella ve listeria virüsü taşıyan etlerin piyasaya sürülmediğini iddia etse de Tarım Bakanlığı’ndan bu konuda bir doğrulama gelmedi. Etlerin Bursa’nın Karacabey ilçesinde bir Kangal Üretme Çiftliği’ne gönderildiği haberi ise skandalı büyüttü. 11 tonluk teslim listesini imzaladığını ancak sadece 1700 kg etin geldiğini belirten çiftlik sahibi, medyadaki haberleri gördükten sonra etleri köpeklerine yedirmediğini ve suç duyurusunda bulunduğunu söyledi. Öte yandan Türkiye’de bu tarz hastalık et ve hayvanların imhası için ise gerekli (2000 derecede yanan) fırınların bulunmadığı iddiası da başka bir konu. Yani kısaca şu an Türkiye’de 160 bin adet virüslü hamburger eti yenmiş olabilir ve bununla ilgili kimse bir şey bilmiyor veya söylemiyor. Tabii Burger King gibi bir firma bu durumdan suçlu bulunursa Türkiye’de tazminat ödeyip iş yapmaya devam edebilir mi? O da ayrı konu. Sefertası ve Slow Food hareketlerine daha da bir ilgi göstermenin vakti çoktan gelmişti zaten. Artık geçtiğini de söyleyebiliriz.
Bir başka haber; GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) içeren ürünlerle ilgi yeni yönetmelik de yürülüğe girdi. Buna göre GDO’lu bitki ve hayvan üretimi yasaklandı. Bebek mamaları ve küçük çocuk besinlerinde kullanımı da yasaklandı. Binde 9’luk GDO oranını aşan ürünler ise “genetik yapısı değiştirilmiştir” etiketiyle piyasaya sürülmek zorunda. De yukarıdaki gibi skandallardan sonra buna ne kadar güvenebiliriz?
Sendika Haktır!
UPS Türkiye 150 gün kadar önce sendikaya üye oldukları için 157 çalışanını işten çıkardı. Büyük ihtimalle böyle uluslararası bir tepki beklemiyorlardı karşılığında. TÜMTİS’in (Türkiye Motorlu Taşıt İşçileri Sendikası) 2007’de Mersin Limanı’nın özelleştirmesinden sonra başarıyla yürüttükleri örgütlenme çalışması ve 2009’da kazandıkları toplu sözleşme hakkından sonra UPS’in gözü korkmuş olmalıydı. Şimdi 1 Eylül günü ITF’in (Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federayonu) çağrısıyla ABD, İngiltere, Arjantin, Japonya, Hindistan, Norveç, Hong Kong gibi ülkelerde UPS’ye karşı dayanışma eylemleri düzenlendi. Bu eylemlerin başarısı TÜMTİS’e DHL, Fedex gibi firmaların işçilerinin ilgi göstermeye başlamasını sağladı. 15 Eylül’de yeni bir açıklama yayınlayan ITF Genel Sekreteri David Cockroft; “Bu çatışma TÜMTİS ve uluslararası mücadele için kilittir. Türkiye’deki meslektaşlarımızla beraber sağlam durmaya ve adalet için UPS baskısına karşı koordinasyonlu bir kampanya yürütmeye kararlıyız” açıklamasını yaptı. ITF’nin 6-12 Ekim arasındaki “saygı ve güvenlik” haftasında ise TÜMTİS’e destek ziyaretleri ve Türkiye’de ululararası toplantı düzenleneceği belirtildi.
Not: Üç maymun olmak lazım. Dikkatle bakarak, kulak kesilerek ve gördüğünü, duyduğunu söyleyerek. Bu sayfa müsait, söylemek isteyenlere.
info@kargamecmua.org