NE ALIRSAN 10 SİMULACRA…


Burak Bayülgen
Abicim, lütfen para yoktu…”
Kural bu cicim, 5000 altını bağışlamayan yallah… ”
Vallahi söz haftaya 5000 altın bağışlayacağım. Lütfen beni klandan atmayın.”
Haaa. İyi de 5000 altını sen nereden bulacaksın? Kurt adamların bankasını mı soyacaksın?”
Yok be, abicim, her gün düzenli olarak insan avına çıkıyorum. Geceleri mezarlık bekçiliği yapıyorum. İki kurt adamla dövüştüm mü de, haftaya 15.000 altını garantilerim.”
Ya çok mu önemli senin klanda yer alman? Git gez, hava al, bisiklete bin, sinemaya git. Bak Twilight vampir üzerine.”
 
Bunları öğütleyen ve klanın veziri olan ben de kibrime yenildim. Dev aynasından bakmışım görünmeyen vampir yansımama.
Veee…
5000 altını bulamaz oldum. Kurt adamlara yalvardım bana saldırmayın diye.
Her gün hesabımı bir açıyorum, bir de bakmışım on tane kurt adam bulmuşlar benim gibi kibirli vampiri…
Altıncıklarım gitti, silah alamaz oldum, sığınağımı güçlendiremedim, e bir de klanda her hafta 5000 altın heba etmek koşulu olunca, kumar borcu gibi battım. Dibe vurdum. Sanal intiharı düşündüm. Hükümete yalvardım. Vampire bir iş, vampire bir altın diye. Tık yok.
 
Peki ben ne yaptım? Sanal zenginliğe bir süreliğine baybay dedim. Gezdim. Sahilde hava aldım. Bisiklete bindim. Her gün bir rock bar’a gittim. Efkarlı efkarlı, dibe vurmuş bir şekilde Mercyful Fate’in Return of the Vampire şarkısını dinleyerek bir bardak bira içtim (param ancak günde bir biraya yetiyordu). Bir gün yeniden zengin sanal bir vampir olarak geri döneceğimin şerefine… Ve söz verdim bir daha kimseye “git gez oğlum,” diye ahkam kesmeyeceğime. Biliyordum. Bir gün geri dönecektim…
 
Çünkü sanal kriz, şu günümüzün ekonomik krizine benzemiyor a dostlar. Sana geri dönme, intikam alma, yeniden iktidar olma dönemini vaat ediyor. Paran olmadığı ve mama alamadığın için kaybettiğin sanal köpeğine yeniden yaşam hakkı tanıyor. Yeni köpeğinin adını “Zombi” koyuyorsun.
 
Öyle ki sanal zengin olmayı gerçekten zengin olmaktan farklı algılıyorsun. Sanal paran çok daha iyi konuşuyor. Klanın oluyor, müridin oluyor, sana yalvaranlar oluyor. Sanal köpeğin “Zombi” sana itaat ediyor. Her gün sen online olunca sana sanal terliklerini getiriyor. Gerçek olsa bir milyonda bir kişiye rastlar böyle keyif, böyle hizmet. Ama online’da herkesin bir fırsatı var.
 
Sen bu sanal zenginlikten ötürü kibirleniyorsun, “git gez oğlum…” diye ahkam kesiyorsun.
Battın mı kumara yeniden bulaşıyorsun. Farklı bir hesapla, farklı bir kimlikle.
Vampirsen kurt adam oluyorsun bu kez. Eğer korsansan başka bir gemiye katılıyorsun.
Sanal emperyalizmi çok seviyorsun ama ne sağ var, ne de sol. Sanal ülkenin yerel seçim sıkıntısı yok.
Altının var, ülken var, savaşçıların var…
Sağ sol ideolojisini aşılamak için yapmıyorsun savaşları. İktidarını güçlendirmek için yapıyorsun sadece. Altın = iktidar.
 
Az çaba, sadece bir iki tıkla. Oh ne rahat! Kolay para,” deme sakın çünkü gerçekte nesin sen? Altın mı saçıyorsun? Yatırımlar mı yapıyorsun? Torpilin kimden? Yoksa harçlık mı biriktiriyorsun bir konsere gitmek için? Bilet fiyatı da pek kazık değil mi? Yok be abi, “hadi gel sanala geri dönelim”. Bedava download edelim, oyunda daha fazla tıklayalım, daha fazla savaşalım. Yine zengin olalım.
 
***
 
Ekonomik krizin teğet geçtiği internet fantezi oyunlarında altın ve para sanal kimliğin iktidarına destek veren nicelikler olduğunda riski bireye en zararsız hale getiren panzehirleri de yaratmış olmuyor mu? Öyle ki sanal kimlik bir simulacrum gibi gerçek kimliği elimine ederken, vampir en zengin ama en iktidarlı, kurt adam en vahşi ama en korkutucu olarak gerçek ile sanal arasına bir çizgi çekiyor. Böyle olunca gerçek var oluşunu sanal iktidara ve zenginliğe teslim ediyorsun.
 
Bak, işin gerçeğinde ne var? Muhtaçlara bağış yapanı var, hortumlayanı var, yakacak parası olmayanı var, “her şey bir risk, yatırım yapamam valla bu krizde,” diyeni var. “Çiftçi aç geziyor,” diye isyan edeni var. “Verdik ya,” diye cevap vereni de var. Var da var…
 
Halbuki gerçek arsaların, tarlaların, deniz manzaralı yalıların hiçbiri klanının ve sanal zenginliğinin yerini tutamaz. Vampir dostlarını, insan avını, hatta kurt adamları bile arayacaksın. Nerde korsanların hazinesi? Nerde gerçek para?
 
Her horoz kendi çöplüğünde ötermiş ya, sen gerçek zenginliği emin ol sanal zenginliğe tercih etmeyeceksin.
Altınları bir kez kaybettin mi yalvar yakar iş ve fırsat diye bağıracağına, sen en iyisi sanal evrende iki kolun bağlı otur. O altınları sanal mezarına götürürsün belki.
 
Sanal para birimi de simulacra olsun bundan böyle. “Gel abi, gel… hangi silahı alırsan 10 simulacra…”
 

 

burakbayulgen@yahoo.com