Cukkalı Harikalar Kumpanyası

Serkan Kafalı

"para, sevmesini bilmeyen kadınlardan alınacak intikamın kilididir."
(bir ediz hun filminden)
 
para silahtir. insan sağlığını, canını, dinini, şerefini para ile korur.”
-Süfyân-ı Sevrî-
 
""toplum para üzerine kurulduğu müddetçe, bizim yeterli paramız olmayacak."
aralık 95 paris grevinde dağıtılan bir bildirgeden
 
paranın ne olduğu değil de ne olması gerektiğine verilecek cevap, hayata dair, hayatı nasıl gördüğüne dair, bir insanın meşrebini en dolaysız yansıtabilecek beyanlardan biridir. zaman herkesin, her şeyin çehresinde izini bıraktığı gibi, paranın da yüzüne imzasını atmıştır. Para, bir değişim değeri yaratmaktan ötesine, hem de çok ötesine evrilmiştir zaman içinde. Para artık, ekmek, su gibi insanın hayatta kalması için bulup buluşturması gereken, ömrünü idame ettirmek için elinde olması gereken hayati bir nesnedir. Karmaşıklaşan insan hayatını düzenlemek için varolan devlet, madde bağımlısı, hoyrat ve sonsuz umursamaz bir babaya dönüştüğünden beri, insanın vahşi doğayı anlamak için belgesel seyretmeye olan ihtiyacı da tamamen ortadan kalktı maalesef. İçinde yaşadığımız vahşi doğa belgeselinde piyasa ekonomisi afrika savanlarının, şirketler de National Geographic’in “Built for the Kill” isimli yapımındaki her cinsten avcının eşdeğeridir. Devlete vatandaşlık bağıyla doğumuyla birlikte bağlanan bir insan, yetişkinliğe ulaştığında beslenmek, sağlık sorunlarını çözmek, giyinmek, geceleri kendine üstü kapalı uyuyacak bir yer bulmak için, yani en temel ve en basit ihtiyaçlarını karşılamak için bu savanın binbir avcısıyla mücadele etmek zorunda kalacaksa para da devlet de ortaya çıkış noktalarından çok başka yerlere gitmişler demektir. Hatta eli arttırıp şöyle de diyebiliriz: bir devletin toprağı olarak ilan ettiği yerde tek bir vatandaşı dahi aç kalıyorsa, üstüne insana yakışır bir kıyafet geçiremiyor, gece olduğunda makul, sıcak ve kuru bir yerde uyuyamıyorsa, devlet çoktan kendi varlık sebebine ihanet etmeye başlamıştır. Haliyle de insan hayatıyla vahşi doğa belgeselleri arasındaki fark ihmal edilebilir bir düzeye yaklaşmıştır. Vahşi doğa için dillendirilen güçlü olanın hayatta kalması, zayıf olanın yok olup gitmesi prensibi, bugünün insan hayatına da hiç zorluk çekilmeden uyarlanabilir.
 
Halin böyle olması, ve piyasa ekonomisi denen balta girmemiş ormanın tüm dünyayı sardığı günümüz hayatında emeğe bedelinin biçilmesi de somut karşılıktan çoktan kopmuştur. İki lafı bir araya getirirken akılyürtütmenin, yazının, felsefenin canına okuyan ama tanınan, köşe yazarları, ya da televizyonda program yapan kişiler, gazetedeki muhabirlerden, set çalışanlarından, yani somut olarak ürünün var edilmesi sürecinin temelinde yer alanlardan fersah fersah çok para kazanmaktadırlar. Orta karar bir futbolcu, bir işçinin, mühendisin, bankacının iş hayatı boyunca kazanmayı hayal dahi edemeyeceği parayı birkaç sene içinde kazanabilmektedir. İlk anda akla gelen örneklere beş para etmez şarkılarla meşhur olan pop müzik şarkıcılarını ve öz olarak çok benzer başkalarını da eklemek mümkün. Kazanılan paranın hak edilmesi, yani genel ahlaki anlayışa göre anlamlı bulunmasında kullanılan ölçütler ana akım anlayış tarafından türlü bahanelerle de akılcılık sınırlarına çekilmekte elbette. Çünkü emeğin kaç para ettiğinin ölçütü, somut olarak hayatta neye karşılık geldiğinden çok, kaça satılabildiği üstünden belirlendiğinden beri insan hayatı vahşi doğaya gitgide daha çok benzemeye başladı. Hayatın gerçekleri, hayatın hakikatinden kopmaya başlamışsa eğer, insan da hayvani güdüleri üstünden tanımlanmaya başlanmış demektir çünkü. Gerçekler sığdır, bir durumun analiziyle çerçevesi çizilebilir, duruma ve zamana bağımlıdır, hakikat ise insanlık tarihinin başlangıcından itibaren anlaşılmaya başlayan, insana en yaklaşan noktadan bulur kaynağını; edebiyat ve felsefenin bu yüzden bir anlamı vardır, iyisi, niteliklisi nerdeyse hiçbir zaman para etmese de.
 
Aslında bu yazının kapsamında değinilenler basit bir durumun altını çiziyor; insanın ne kadar insan olduğu, temel ihtiyaçlarıyla ilgili olarak imkanlarının sınırları elinde ne kadar parası olduğuyla ilişkili artık. Burada dehşet verici bir durum görmüyorsanız şu basit soruya vahşi kapitalizmin kıymet-i harbiyesi olmayan ezberi dışından cevap vermeyi deneyebilirsiniz. Gayet sıradan bir orta sınıf mensubu olarak evinize yemek sipariş ettiğinizde, siz o yemeğinizi getiren servis elemanından temel ihtiyaçlarınızı karşılama bağlamında neden daha şanslı olmalısınız? Makul bir eğitimi olan, bir ofiste mesaili çalışan biri, kendisinden belki de daha uzun ve daha zor şartlarda çalışan birinden hayat içinde daha üstün ve imkanlı durumda olmasını nasıl bir vicdan rasyonalize edebilir?
 
Hali vakti yerinde tabirinin yalnızca parasal refah anlamında kullanılması boşuna değil elbette. Köleliğin yasal olduğu devrirlerdeki kadar aleni olmasa da insan hayatı bedeli biçilebilen bir meta çok zamandır. Rabbime sordum, cukkayı sağlam tut dedi.
 

* Alıntılar Ekşi Sözlük’ün para maddesindendir. 

werelone@gmail.com