HADİ YAAA
"Değerli kardeşlerim dedik ki biz bu sıfırları atacağız....eskiden 1 milyon TL.'ye tuvalete gidiyordunuz. Biz geldik, sıfırları attık şimdi 1TL.'ye giriyorsunuz...Liranın değerini arttırdık, onurunu kazandırdık...biz buyuz işte...(?)"
Önemli bir yöneticimiz başarısını böyle tuhaf bir şekilde övüyor. O tüm bunları anlatırken cebimden çıkarttığım paralara bakıyorum. Tam bir ay boyunca düzensiz bir hayat, uykusuz geceler ve bol asabiyet ile örülmüş bir iş hayatının karşılığı olan paraya. Doğru eskiden milyarlar, yüzmilyonlar alırken nasıl oluyorsa şimdi binler, yüzler alıyoruz sevgili şefim. Ne kadar mantıklı değil mi. Biz buyuz, tüm dünyadaki o bizler, biz bizleri böyle eblek bir hale getirmeyi başardı işte. Yaşasın paradan sıfır gitti, artık daha rahat toplama yapacağız. Kartuşlar daha geç bitecek, bazı yerlerde küfür, aşağılama niyetli bir simgeye dönşen sıfırlar, hayatımızdan biraz olsun uzaklaşacak. Ahlakımız düzelecek, ne güzel.
Aslında yazarken kafamda bambaşka bir yazı vardı, ancak hafta sonu bir kaç gazete de yukarıdaki konuşmayı okuyunca kafamın tası attı, gitti duvara çarptı, arkasından tekrar kafama cuk diye oturdu.
Hepimiz farkındayız yeni bir buhrana doğru tatlı tatlı ilerliyoruz. İktidarından, muhalefetine, yeraltından, ana akımına herkes ya maske takıyor ya da lüzumsuz bir felaket tellalığına girişiyor. Lüzumsuz çünkü bu memlekette birşeylere karşı çıkıpta çok ortalıkta gözükenlerin hepsi bana istismar filmlerindeki karakterler gibi geliyor. Kendi lükslerine ulaşana kadar içimizi, hayatımızı sömürmeye, bizmiş gibi davranmaya devam edecekler. Ne güzeldir ki kapitalizm bizim uğraşmamıza gerek kalmadan kendi kendini rezil edebilecek kıvama geldi. İyi de ne işe yaradı? Sanki bu ilk defa mi oluyor. Bir zombiyi öldürüp sekiz kez daha hayata geri getirirseniz olacak şey budur. Sürekli çürük kokan ekonomiyi daha kaç defa pasta gibi sunabilirler ki önümüze?
Ama sunuyorlar değil mi? Yıllarca her hafta sonu alman pastası yedim...nasıl oldu bilmiyorum ama hep bir şekilde denk geldi. Alman pastası güzel bir pastadır. Bilmeyenlere basit bir şekilde açıklayayım; Pandispanya hamuru içerisinde şık bir krema, üzerinde bol pudra şekeri...o kadar. Güzeldir ama çabuk bozulur ve bozulduğu zamanda gerçekten çekilmez bir tadı olur. Bize yapılan da bu işte her seferinde cebimizdeki para çalınıyor, yok ediliyor, öğütülüyor, biz yine de çözüm olabilecek yönlere değil hep o bozuk pastayı aldığımız dükkana yöneliyoruz. Pasta o kadar bağımlılık yapıyor ki bir süre sonra otomatikleşip, sabit fikirli oluyoruz bu konuda. Tatlı güzel ama sadece o kadar, yoğun tüketiminde yarattığı mide sorunlarını çok çabuk unutup tekrar tekrar satın alıyoruz.
Belki bir ara o pastaları, onları hazırlayanların suratına patlatsak ve sonrasında yepyeni tariflerin peşinde koştursak daha hoş olmaz mı? En azından bir denesek pek şık olur sanki. Ekşi kremanın tadına, boşa giden yorgunlukların acısına bir baksalar onlar da hatalarının farkına varırlar.
İşini kaybedip kazancını sıfıra düşüren-borçlanan insanları dürüst bulmayan, cebinde parası olmayanları sadece halk olarak gören, insan olarak değer vermeyen, adım attığımız her yeri rantiye alanına çevirenlerin masal dünyasında yaşıyoruz. Başarılı olmak zengin olmak demek, tüketim gücünü kaybettiysen neredeyse vatan hainisin, parlak ekrana çıkan ileri görüşlü sanatçılarımız hepimizi şikayetçilik ve tembellikle suçlamayı hak görüyor, değerin yok, şikayet ediyorsan zaten küfürü hak ediyorsun. Hani derler ya para pul oldu diye...gerçekten oluyormuş...işimiz çok zor, "...ama bizim suçumuz yok...tüm dünyada böyle kardeşim...(!)"
murt111@hotmail.com