KURUŞ İLE GUDİK


Leo Malandro
Para ötekileştirir mi hocam?: M.Ş.E., bu hafta itibariyle gazetenin birine verdiği bir demeçte, katledilen iki kızdan yola çıkarak; üniversiteli kızları “hayat kadını” olarak nitelendirmiş.
 
Yani, ezcümle falan filan diye lafı gevelemeden ol zatın mânâ etmeye çalıştığının açık mealini söylecek olursak; kendisi kardeşinizi, kızınızı, yeğeninizi ayan beyan orospu olarak nitelendirmiş bulunuyor, bu “son Osmanlı” efendisi…
 
Peki birileri kalkışsa, üstelik bu kişi bir köşe yazarı olarak fikirlerini tüm Türkiye’ye yaymak amacı ile bir köşe sahibi olsa (hats off to İletişim Hukuku’nun Temel İlkeleri), “sizin kadınlarınız da poğaça, kısır derken götlü göbekli yer elmasına benzer bizce. Aman iyi ki örtü ile izole ediyorsunuz da göz zevkimiz bozulmuyor,” dese… Hoşuna gider mi ekürisinin? Diyeni de demokratik bulur mu? Üstelik, böyle bir densizlik Allah aşkına kimin hoşuna gider? Kim buna hak verir? Ama emin olun ki mutlaka birilerinin işine yarar…
 
Ötekileştirmek, hayatta en ucuz maliyetli faaliyettir. Laf para etmez; lafı ortalığa saçar saçar ve sonra da yandaşlarından getirisini toplarsın. En tehlikeli tüccar tipi ise “ama sen onu ötekileştiriyorsun,” diyen neo libera-ivediklerin arasından aköz aköz veya ardıç ardıç çıkar ki, bunlar maltız mangalı gibi ortam yaratıp göbeğinde birbirini yakan korları seyreyler de eğlenir durur. “Maltıza bir iki, maltıza bir iki,” diye ortalığı kızıştırıp seyir bedeli olarak biletinizi kesiverirler. Hem kelp, hem kene olmayı eş zamanlı başarmış liberal tipi anca anca bu cenahtan çıkar. Tarih, maalesef aksini ispat etmiyor.
 
Botanik ilmine göre, “Gudikgiller” bir tür tohumsaçmaz ot cinsi olup, çeperinde var olan bitki ve ağaçların dip besinlerinden nemalanan asalak tipi bitkilerdir… Etrafını çapalamaya kalkarsan kurumaktan korktuğu için illâ bir Allah vergen varlığa yapışmak, mücadele etsen de var olmak zorundadır bunlar… Patlıcan dibinde biten penis başlı nematodların yeğeni oluyor kendileri ve hemcinsleri. Kafasını koparsan da yine bitiyor yerli yerinde.
 
Şimdi, bahçede demokrasi var diyecek olup da “Ekin Sapı Devrimi” yazarı Masanobu Fukuoka’nın “hiçbirşeye müdahale etme” mottolu radikal tarım metodolojisini benimsersen, bahçede biten bu penis başlı gudik çıkıntılara hiç dokunmaman, liberallerin libidik anlayışına göre “onun da var olma ve söz söyleme hakkı”na saygı duyman gerekiyor. Lakin, bu başı penise benzergiller; ya bin paraya önlerine kuru mama atanlara yaranacak lafları ipe diziyor ya da herkesi enayi sanıyor.
 
Kalpten inanıyorum ki, herkesin varoluşuna ve farklılıklarına sonuna kadar tahammül etmemiz gerekiyor. Bu konuda motoru yakmaya kadar zorlamamız gerekiyor kendimizi. En uyuşamadıklarımızla oturup sohbet etmemiz şart bence… Bize en aykırı gelen sözleri, itina ile dinlemeliyiz. Bu insan kalbi taşıyan herkesin görevi ama sevgiline, kızına orospu diyen ve alıp gitme konusunda habire başkalarının anası ile meşgul olan bir zihniyete tolerans benzini göstermek konusunda, inanın ki kimse liberaller ve muhafazakârlar kadar atadan domuz dölü mamulü değil…
 
Tıpkı, if-tih-ariye eşliğinde (s)açılım yaptıktan sonra, cemevlerine “cümbüşevi” diyen soydaşı gibi.
 
Minik bıyıklı bu nematodlar; hakikaten müdahale etmezsen bahçeni zehirliyor.
 
Çapa: Fiyatı, sapı ile beraber 10 TL.
Çak çapayı, kopar kökünden…
(Çapa ile darbe olmas, brothers.)
 
Para saptırır mı hocam?: Saptırır balam… İster “ne abede, ne abe; dam bağımsız Düriye,” diyerek Cumhuriyetçi kisvesi altında arsa pazarla ve kazandıkça komisyon al; ister dindoş ol ve o ağlak suratlı avanene iş bağla, ister milliyetçilik duyarlılığınla ihaleleri üç çengele tak, ister eski demirkıratlardan teneke yıldızlar kırptır, ister köhne beyaz güvercinlerin tüylerinden kafana giyeceğin yepyeni bir şapka arzula… İster, bilmem kaç milyon yeni lirayı zimmetine geçirip üstelik bundan mahkûm olduktan sonra milli ve kıllî ekonomi hamleleri safsataları ile meydanlarda tadı kabak vermiş kadayıf tepsilerinin altını karart.
 
Parayı gören az biraz sapıtır, balam.
 
Ama karma, yine karma!
Ve yine Earl…!
 
Para bizi Cihangir’e götürür mü hacım?: Önce Nouma ol, olamadıysan da kendini bil…
 
Geçenlerde F&B uzmanı hocam dedi ki: “Bak, bu domates… Şimdi izle ve gör. Eğer bu domatesi… Şöyle soyarsam, bak… Firem şu kadar. Şöyle soyar da marul yapraklarına dolarsam, kazancım bu kadar”. Kase başına maliyet hesabı…
 
Seyyar pilavcılar bilir bunu… Wink wink!
 
Param yoksa öleyim mi bacım?:
  1. Ananı da al ve öl
  2. Ananla ortak, sıvı yumurta işine gir
  3. Ananla mitinge katıl, adam başı 30 TL (sandviç + poşet çay dahil)
  4. Oy ne siçumdur, beyaz eşya alayım anana”
  5. Heçbiri
 
Yeri gelmişken;
Yeni 1 TL
En çakmasından Osmanlı tuğrasına benziyor.
Aşar, öşür ve mültezim…
www.myspace.com/leomalandro