Savaşa yatırılan paralarla barış satın alınabilir mi?
Nilüfer Uğur-Dalay
Türkçe’de para ile ilgili yerleşmiş çok sayıda deyim ve atasözü var. Gündelik dilimizde kullandığımız bu deyim ve atasözlerinin ardında mutlak yaşanmış gerçeklikler, deneyimler saklı.
Örneğin “Para dediğin el kiri”.
Hindistan Stratejik Öngörü Grubu 2008 yılında yaptığı araştırma sonucunu Ocak 2009’da açıkladığında, Orta Doğu’daki son 20 yılda yaşanan savaş, işgal ve çatışmaların maliyetinin 12 trilyon dolar olduğunu öğrendik. BBC’den aldığımız bu habere göre bu rakam bölgede İsrail’in Arap komşuları ile arasındaki anlaşmazlık, Irak savaşı, İran ile İsrail arasındaki gerginlik, Orta Doğu'da El Kaide faaliyetleri ile Filistin'de El Fetih ile Hamas arasındaki anlaşmazlığın maliyetlerinin toplamını kapsıyor. Demek ki bölge ülkelerinin seçimi aslında çatışma, tarafların yıkımı ile barışın vadettikleri arasında seçim. Kullanılan bu para ellerimizi kirletmemiş olsa, bölge ülkelerinin gayri safi yurt içi hasılalarında yüzde 2'lik büyümeye denk gelen bir fırsat maliyeti kaybı olmayacak, çatışma ve savaşların bölgede yol açtığı çevre felaketleri, su kaynakları üzerine etkisi, ormansızlaşma gibi etmenlerin getirdiği maddi kayıplar ortaya çıkmayacak.
Örneğin “Para ile imanın kimde olduğu bilinmez”.
Oysa bilinir. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) tarafından yayımlanan 2008 yılında açıklanan yıllık rapora göre, dünyada askeri harcamalar son 10 yıl içinde yüzde 45 oranında artmış. 2007 yılında askeri harcamalar bir önceki yıla göre yüzde 6 artarak 1.339 trilyon dolara yükselmiş. Bu rakam, dünyadaki gayri safi iç hasılanın yüzde 2.5’ine karşılık geliyor ve silahlanmaya kişi başına yılda 202 dolar harcanıyormuş. Bu paraları kimin harcadığına gelince sırasıyla; ABD: 547 milyar dolar, İngiltere: 59.7 milyar dolar, Çin: 58.3 milyar dolar, Fransa: 53.6 milyar dolar, Japonya: 43.6 milyar dolar, Almanya: 36.9 milyar dolar, Rusya: 35.4 milyar dolar, S. Arabistan: 33.8 milyar dolar, İtalya: 33.1 milyar dolar, Hindistan: 24.2 milyar dolar. ABD bu harcama rakamı ile tüm dünyadaki harcamaların yüzde 45’ini oluşturuyor, o bir “para babası”. Neden ABD bu kadar “para dökmek” derdinde? Nasıl “parasını sokağa atmak” için bu kadar gönüllü? Rapora göre, dünyadaki askeri harcamalardaki artışının nedenleri ulusal dış politikalardan geçiyor, gerçek ya da hayali tehditler yaratılmasından geçiyor, silahlı çatışmalardan ve “çok taraflı barış operasyonlarına katkıda bulunma politikalarından” geçiyor. Özetle “Teröre karşı küresel savaş” yalanından kaynaklanıyor. Yani hedef her zamanki gibi “paran varsa cümle alem kulun, paran yoksa tımarhane yolun”, dünyaya egemenlik kurma hayalleri, hedefleri.
ABD “Paraya para demiyor”.
Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz, Irak işgalinin gerçek maliyetini hesaplamak için 2005'te başladığı çalışmayı bitirdi ve bir kitap olarak yayımladı. Stiglitz'in hesaplamaları 5 yıl süren işgalin sadece ABD açısından maliyetinin 3 trilyon dolar olduğunu ortaya koyuyor. Kitabının ismi de 3 Trilyon Dolarlık Savaş. Bu rakam yalnızca ABD’ye olan parasal maliyet. Hem kendi ülkesinde hem de Irak başta olmak üzere bölgede yarattığı yıkım, ölüm, şiddet, savaşın gelecek kuşaklara maliyeti bu rakama dahil değil. Irak savaşının 6'ncı yılına girildiği 2008'de, bu ülkede harcanan aylık para miktarı geçen yıllara göre 3 kat artacak. George Bush yönetiminin Irak ve Afganistan savaşının 2008 mali yılı sonuna kadar hesap edilen maliyeti 845 milyar dolarlık bir bütçe gerektiriyor. Bu miktar askeri operasyonları, büyükelçilik, tekrar yapılanma ve savaşla ilgili diğer harcamaları içeriyor. İşgalin sadece ABD'ye maliyeti 3 trilyon dolar. İşgale katılan diğer ülkeler açısından maliyet, bir 3 trilyon doları daha buluyor. Üç trilyon rakamı önümüzdeki 50 yıl boyunca yaralıların tedavisi ve ölüm tazminatlarını da giriyor.
ABD “parasını sokağa mı atıyor”?
ABD bu işi hep yapıyor. Çünkü o “paranın gittiğine bakma, işinin bittiğine bak,” diyor ve egemenlik kurma hayalinden hiç vaz geçmiyor. O geçmişte Vietnam’da da böyle “paralarını denize atmıştı”. Ama Irak’ta harcadıkları Vietnam'da 12 yılda harcadıklarından daha fazla. ABD’nin Irak ve Afganistan'da aylık olarak harcadıkları, Birleşmiş Milletler'in bütçe toplamı olan 26 milyar dolar gibi bir miktara karşılık geliyor.
“Para parayı çeker” ve “parayı veren düdüğü çalar”.
Guardian gazetesinin 2008 yılında açıkladığına göre işgalin rakamlarla anlatımı şöyle;
16 milyar $: Afganistan ve Irak'taki işgalin ABD'ye aylık maliyeti.
138 $: İşgalin işletme maliyetleri için ABD'de her hanenin her ay ödediği para.
19,3 milyar $: Halliburton'ın Irak'ta çalışmak için aldığı para.
25 milyar $: İşgalin sonuçlarından biri olan yükselen petrol fiyatının ABD'ye yıllık maliyeti
3 trilyon $: Bush'un Irak macerasının sadece ABD'ye gerçek maliyetinin muhafazakar bir tahmini
5 milyar $: Irak'ta 10 günlük işgal maliyeti.
1 trilyon $: Savaşı finanse etmek için borç alınan paranın 2017 yılına kadar ödenecek faiz tutarı.
Yüzde 3: Petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle 13 Afrika ülkesinin gelirlerindeki düşüş. (TK)
“Para gözlü” ve egemenlik hırslı ABD kendi halkından ve dünya halkından “para sızdırarak”, silah ve enerji tacirlerine “para yedirerek” işgali “paraya çevirmek” peşinde.
ABD'de 2008 yılında Kongre'de yayınlanan bir raporda, Irak ve Afganistan'daki savaşların maliyetinin tahmin edilenden iki kat fazlaya çıktığı belirtiliyor. O yıllardaki rakamlarla Irak ve Afganistan'daki savaşın dört kişilik bir Amerikan ailesine maliyetinin 20 bin dolar olduğu saptamasına yer veriliyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde ise bu rakamın 46 bin doları aşacağı, savaşların toplam maliyetinin de 3,5 trilyon olacağı tahmin ediliyor.
Harcanan her bir trilyonun alternatif kullanımı konusunda ekonomist Stiglitz ve Bilmes'in hesapları 1 triyon doların şu anlama geldiğini ortaya koyuyor: 8 milyon yeni konut, 15 milyon öğretmen, bir yıl boyunca 530 milyon çocuk için sağlık hizmeti, 43 milyon öğrenci için üniversite bursu.
Yine 2003 yılında Beyaz Saray'da Ulusal Güvenlik Bütçesi yetkilisi olarak çalışan Gordon Adams'ın yaptığı araştırmaya ve 2008 yılında yayınlanan bir rapora göre Irak'ın işgalinin ABD'ye maliyetinin dakikada 250 bin dolar olduğu açıklandı. Her yıl Pentagon için ayrılan bütçenin yüzde 75'inin harcandığı Irak'ın yeniden yapılandırılması için gerekli olan para miktarına yönelik tahminler de tutmadı. Elektrik, su, ulaşım, eğitim, sağlık ve güvenlik konularını içine alan yeniden yapılandırmanın Dünya Bankası 36 milyar, ABD ise 50 milyar dolar tutacağını bildirmişti. Ancak rapora göre, 103 milyar dolar harcanmasına rağmen hâlâ bir ilerleme kaydedilebilmiş değildi.
“Para isteme benden buz gibi soğurum senden”
Amerikan yönetiminin 2009 yılı için Kongre'den talep ettiği 3,1 trilyon dolarlık rekor bütçede 500 milyar dolardan fazla bölüm Savunma Bakanlığına ayrıldı. Beyaz Saray'ın Ekim 2008/Eylül 2009 bütçe dönemi için Kongre'den onaylanmasını istediği 3,1 trilyon dolarlık bütçe paketinde aslan payı 515 milyar dolarla Savunma Bakanlığının olurken, Bush yönetimi ayrıca Irak ve Afganistan'daki savaşların finansmanı için vergi yılının ilk ayları ile yeni yönetimin geleceği Ocak 2009'a kadar 70 milyar dolar talep etti. Pentagon için talep edilen bütçe miktarında bir öncekine göre yüzde 7,5 ve 2001'den bu yana da yüzde 74 artış olduğu görüldü.
Türkiye’de durum ne derseniz; “paran kadar konuş”.
Yaklaşık 700.000 kişilik ordusu olan Turkiye'nin askeri harcamaları son dört yıl içerisinde $20-25 milyar dolar arasında değişmiş. Gayri safi milli hasıla içerisinde payı % 5 ile % 7 arasında değişerek, sağlık ve eğitim gibi insani harcamalara ayrılan paylara yakın durumda. Askeri harcamalarla ekonomik büyüme arasındaki ilişkide; Amerika gibi silah harcamaları ile ordu mensuplarına ödenen ücretlerin yurt içinde kaldığı ülkelerde pozitif bir ilişki varken, Türkiye gibi, askeri harcamaların yurt dışından silah alarak ithalatınızı arttırdığınızda milli gelirin azaldığı, dış ticaret açığının büyüdüğü, büyümenin azaldığı bir tablo ile karşılaşıyorsunuz.
Türkiye ekonomisinde tartışmasız büyük etkilere sahip IMF politikalarına baktığımızda, borç vermek için her türlü şartın ileri sürüldüğü, vergilerin arttırılmasının, ücretlerin düşürülmesinin, devletin küçülmesinin, kamu harcamalarının azaltılmasının, eğitim ve sağlık harcamalarının kısılmasının istendiği anlaşmalarda silah alımları için yapılan harcamaların azaltılmasını konusunda herhangi bir talebe rastlamıyoruz. Çünkü olar için “Paranın yüzü sıcak”, bizler için de para; ateş, silah, savaş demek.
İstemiyor, çünkü silah satışlarını ABD, Britanya, Fransa ve Almanya gibi ülkeler yapıyor ve Türkiye silah alımlarını azaltırsa silah ihraç eden ülke ödemeler bilançoları bozulabilir. Küresel savunma sanayinde 2003-2007 yılları arasında, dünyanın en çok silah ithal eden ülkeleri sıralamasında Türkiye 9'uncu sırada yer aldı.
2008 Yılı sonunda başbakan yardımcısının açıklamasına göre 1984 yılından bu yana süren iç savaşta Türkiye'nin hesaplanabilir terör kaybı 1 trilyon dolar ve bu bela başında olmasa bu bütçe ile 10 tane GAP projesi bitebilir. Oysa Türkiye’nin üç kronik sorunu, Kıbrıs, Yunanistan ve PKK ile olan sorunlarını siyasi anlamda barışcıl çözümler uygulamaya koyulduğunda, bu sorunlarda barışçı sürece girildiğinde; savunma harcamaları azalacak, ekonomi ancak altyapı, eğitim, sağlık gibi yapısal ekonomik reformlar yapılarak büyüyecek, can yakıcı işsizlik sorunu da ancak ve ancak ekonomi büyürse çözülecektir.
2008 Yılında 240'tan fazla örgüt "Anne, Yenidoğan ve Çocuk Sağlığı Ortaklığı" kurdu ve G8 ülkelerine çağrıda bulundu; iki buçuk günlük askeri harcamalarından vazgeçmenin her yıl altı milyon anne ve çocuğun hayatını kurtaracağını anımsattı. Bu yılda 10,2 milyar dolar demek. Çağrı metni, Binyıl Kalkınma Hedefleri arasında bulunan 2015'e kadar çocuk ölümlerinin azaltılması ve anne sağlığının iyileştirilmesi için yılda 10,2 milyar dolar ek bağışa ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Bu miktar, dünyanın iki buçuk günlük toplam askeri harcamalarına denk.
“Para ile değil sıra ile”. Evet önceliğimiz askeri harcamalar değil. Öncelikli sıramız savaş değil barış, ölüm değil hayat. Çünkü gördük ki; yıllardır uygulanan korku, kuşku, kaygı politikaları “para etmedi”, silaha ve savaşa yatırılan paralarla barış, adalet, huzur satın alınamadı.
nilufer@att.net