Chris Cornell'in Ardından
“ Birçok ölüme tanık olduk ve sonra alıştık. Andrew, Kurt, Shannon, Layne, Scott derken kadehimizi kaldırdık, müziklerini dinledik. Chris öldüğünde o çark durdu benim için. Mevsimler devrilse de, geride kalacağım. Bir arkadaş için en güzel sözlerle albüm yaptığın gün yerin ayrıldı. Şu an mum ışığında ısınsam da, yanmak için çok soğuk hissediyorum. Gerçek bir efsane ile doğup büyüdüğüm için şanslıyım yine de... Şu an güneş düşük ve duvarlar ruhumu kırmaya çalışıyor. Şimdi ay dolu, dört duvarlı dünyam ve gözlerindeki gözyaşları dışında bu gece hiçbir şey görmeyeceğim... „
Hakan Akçay
“ Gece saat 2 ya da 3 olmalı. MTV 120 Minutes programı açık. Salonda sadece TV ışığı. Boş boş ekrana bakıyorum. Sonra ‘Jesus Christ Pose’ çalmaya başlıyor. Gömüldüğüm koltuktan kalkıp TV’ye doğru bir iki adım atıyorum. Parça bitene kadar gözümü ayıramıyorum. Bitiyor, önceki halime dönemiyorum.
Mutsuz ve öfkeliydim. Kurt, Chris, Eddie, Layne... Ne dediklerini anlayıp anlamamak önemli değildi. Tamı tamına hissettiklerimin müziğini yapıyorlardı. Hepsiyle arkadaş oldum.
Chris Andrew’la cennete selam yollamıştı ama o zamanlar hiçbirimiz bilemiyorduk gelecek günleri. Ha, her birimizin intihara meyilli olduğu ya da denediği gerçek. Kurt kafasına sıktı sonra. Boşluk. Anlamsızlık. Mutsuz ve öfkeliydik. Teker teker overdose’dan ya da intihar ederek ölmeye başladığımızda anladım biraz, bir kısmımız buradan çıkamayacaktık.
‘Ne güzel gülerdi...’, ‘Herkes mutlu olurdu onu görünce...’, ‘Otostopla gecenin bir vakti karşıya geçmiştik...’, ‘Çok güzel kızdı...’ Ara sıra hatırlayınca yüzlerini, cümleler geliyor aklıma, yarım yarım. Biz de öldük. Ama geçti gitti değil mi o günler?
Chris’in ölümü her şeyi, hepsini hatırlatıyor şimdi. Mutsuzluk ve öfke, geçici değil. „
Tayfun Polat
“ Ölüm hep yakında ve hayat için çabalanıyor. Bu çabanın anlamının kaybolduğu zamanlar, denemek için deneniyor, yaşamak için yaşanıyor, ölmek için ölünüyor. Kendimizi saklanmış veya kaybolmuş buluyoruz. Başkasına ulaşamayacak kadar uzakta...
Benim için, acil durumlarda kırılan camın arkasında duruyor Chris Cornell’in müziği. Kaçış yolunu göstermesi için değil de, problemlerle tanışmak ve arkadaş olmak için. Karanlık günlerde, dünya tepetaklak olduğunda, ‘Bi değişiklik fena olmazdı,’ diyecek gücü hissetmek için. Toplum beni kustuğunda, yerde kurumak yerine, ‘The Day I Tried To Live’ dinleyip, ona kustuğunu geri yedirmeyi istemek için. Bazen de varoluşa gerektiği kadar haykıramadığımda, bunu benim yerime yapması için... ve daha sayısız sebep.
Onu bir yazıyla anmak istemiyorum. Yıllar boyu neler yaptığından da bahsetmek istemiyorum. Chris Cornell’in sanatının gerçekliği hep beni büyüler ve o gerçekler şu sıralar sevenlerinin canını acıtıyor.
Eğer diz çökmek isteyen varsa, Chris Cornell için dua etsin. Ben kendisine çok teşekkür ediyorum. Şampiyon… „
Deniz M. Bolayır