Bu Sırada Gerçek Dünyada
Oral Zeren
Baştan söyleyeyim, lisede matematik okuyup ilk üniversite sınavında yönlendirmelerle mühendislikler yazıp kazanamamış, istemsizce iktisat fakültesi bitirmiş bir insanım. Yani bilimle, takipçilik ve kullanıcılık dışında, bir beceri bağım yok. Hasbelkader iyi öğrendiğim yabancı dil ile (bir şey değil, İngilizce) tercihlerim ve doğuştan oluşmuş bazı imkânlarım sayesinde çokça olan boş zamanlarımda, sosyal medya ve internet üzerinde karşılaştığım anlık bilimsel gelişmeleri takip etmek, okumak, çevremle paylaşıp onların da olan biteni koşuşturmaları arasında takip edebilmesine yardımcı olmaya çalışmak ve kendi çapımda bu yeni buluşların / gelişmelerin gelecekte neye yarayacağını anlayıp yorumlamak da gündelik keyfim.Bilgi / bilim alanını hayvanat bahçesi gibi tellerin arkasından izlememiz için adeta paçalarımızdan çeken şu ortamda, Bu Sırada Gerçek Dünyada neler olup bitiyoru güncel olarak takip etmek, kendimiz için olmasa da insanlık için bazı umutların yeşermesine sebep olabiliyor, en azından benim içimde, zaman zaman. Sizlerde de belki bir şeyler oluşturur diye, olan biten içinden bence etkileyici olanları ve yine bence gelecekte yaratması muhtemel etkilerini kısaca sizlerle paylaşmaya çalışacağım. (Bilgilerin güncelliğine olabildiğince özen gösterecek olmakla birlikte, yer yer uzun süredir var olan ama çoğunluğun farkında olmadığını düşündüğüm gelişmeler de bu satırlarda yer alabilir.)
UNC Chapel Hill (Kuzey Karolayna Üniversitesi) bünyesinde çalışan bir grup bilim insanı, güneş enerjisi alanında uzun süredir kullanılan ve elektron ayrıştırma adı verilen bir teknolojiyi radyoaktif atıklara uygulayarak, yarattığı nükleer atıkların yıkıcılığı dışında sahip olduğumuz en büyük enerji kaynağı olan nükleer enerjinin kullanımında yeni bir sayfa açtılar. Bu yeni uygulamayı gerçekleştiren ekibin lideri Tom Meyer, “Nükleer atık sorununu çözebilmek için, Americium (Atom no 95) problemini çözmek gerekiyordu,” diye özetliyor yaptıkları işi.
Günümüzde var olan teknolojiler ile nükleer atıklardan Plutonyum ve Uranyumu ayrıştırmak ve zararsız hale getirmek mümkün. Yıkıcı etkileri yüzlerce yıl sürebilen nükleer atıklardaki asıl sorun Americium bileşenini ayrıştırmak ve izole edebilmek. İşte bu bilim ekibi, güneş enerjisi ile enerji elde edilen sistemlerde uzun süredir kullanılan (su moleküllerini ayrıştıran) elektron ayrıştırma yöntemini daha ileri taşıyarak, suya göre bölünmesi çok daha zor olan Amiricium maddesini parçalamayı ve oluşan Plutonyum ve Uranyum karakterindeki 3 elektronu “temizlemeyi” başardılar.
Peki, bu ne demek?
* Öncelikle, nükleer enerji alanında en büyük sorun olarak karşımızda duran ve sistemin döngüleştirilememesi diye adlandırılan durum ortadan kalkıyor. Yani, hammadde / enerji / atık / hammadde diye düşünürsek, geri dönüşüm, nükleer enerjide de mümkün hale geliyor.
* Mevcut şartlarda uzay araştırmalarında kullanılabilir boyuta getirilebilmiş olmasa da, yakın gelecekte o filmlerde gördüğümüz uzay araçlarının nükleer füzyon enerjisi ile çok uzun yolculuklar yapabilmesi hayali gerçeğe dönüşmeye bir adım daha yakın. En büyük hedefi hâlâ Mars’a ulaşmak vs olan bir tür için gerçekten dev bir adım.
* Ve sayemizde mevcut enerji kaynakları hep daha zarar verici şekilde tükenmekte olan dünyamızda, halen zararları ve tehlikeleri sebebiyle karşı çıktığımız, ancak sahip olduğumuz en yüksek ve sonsuz güç kaynağı olduğunu da bildiğimiz nükleer enerjinin kullanımına da bir nebze daha olumlu bakmamız yakın gelecekte mümkün olacak.
Haydi, şimdi boncukları dizmeye devam...
(Kaynak: http://futurism.com/cracking-americium-problem-researchers-find-way-safely-store-nuclear-waste/) ozerenhtc@gmail.com