Endüstriyel Spora Karşı Gazozuna...


Kargaspor

Johan Cruijff: Futbolun Aklı


2002 Dünya Kupası sırasında İstiklal Caddesi’nde futbolla alakalı ikonik fotoğraflar cadde boyunca büyük boylarda sergilenmekteydi. Galatasaray’ın orada ise Cruijff vardı. 1974 Dünya Kupası’nda takım arkadaşlarıyla poker oynamaktaydı ağzında sigarasıyla. Bir film sahnesiydi adeta. Rock veya film yıldızlarının en cool fotoğraflarını düşünün. Ötesiydi.

Bu yazıya bakacak gözlerin çoğunun ardında bir championship / football manager geçmişi vardır. Oyunu bilmeyenler için; orada oyuncuların özellikleri fiziksel, teknik, mental olarak ayrılmıştır. Genelde ilk önce hızlı, iyi bitirici, güçlü olma özelliklerine bakılır ama mental özellikler de önemlidir. Eğer Cruijff günümüzde oynasaydı mental özellikleriyle herkesi solda sıfır bırakacak bir konumda olurdu. Adam total futbolun sahadaki en önemli lideri olmuş, Hollanda’yı sıfırdan dünyanın en önemli futbol ülkelerinden biri arasına sokmuş, Franco’nun Real Madrid’ine karşı Barcelona’ya ve Katalonya’ya muazzam başarılar yaşatmış, sadece takımlarını başarıya ulaştırmamış, geriye de günümüzde hâlâ etkisini kaybetmemiş bir futbol felsefesi bırakmış. Daha ne olsun?

Türkiye Basını: Türkiye’den Avrupa’ya gidebilecek hangi oyuncular var sizce?
Cruijff: Türkiye Avrupa’da değil mi?

Arkasında kendi başına devam edebilen bir miras bırakabilmesi onu çok ayrı bir yere koyuyor. Cruijff’un Guardiola ile konuştuğu fotoğraflara bakın. O konuşmalar yıllar sonra tarihin en iyi takımlarından biri olarak görülen Xavi’li Barcelona’nın temelini atmıştır. ‘80’lerde Ajax’ın başındayken kurduğu Rijkaard’lı, Witschge’li, Blind’li sistem de 1995’te kupayı kazanmıştı. “İyi futbolcudan iyi hoca olmaz” tezini de tek başına çürütmüştür zaten. 1990’larda 4 yıl üst üste şampiyon olan muazzam Barcelona’da da yıldızlarla çalışamama mitini çürütmüştür. Şimdi dönüp Koeman, Laudrup, Romario, Stoichkov gibi isimleri düşünüce ağzı sulanıyor insanın. Barcelona’da biraz daha kalmasını ve Ronaldo ile çalışma, Xavi’yi, Iniesta’ı çalıştırma şansı bulmasını isterdik tabii. Ama o görevi zaten kendi adamlarına bırakmıştı. Futbol hâlâ onun fikirleriyle yürüyor ve seyredilmeye değer bir spor olarak hayatını sürdürebiliyor.

Cruijff: Futbol oynamak basittir. Ama basit futbol oynamak en zorudur.

Oyuncu olarak, daha sonra Marco Van Basten ve Dennis Bergkamp’da da gördüğümüz futbolun baleye göz kırpan estetiğinin de Cruijff’da izleri bulunur. O ünlü Cruijff dönüşünün yanı sıra şimdilerde belki Eden Hazard’da örneğini görebileceğimiz yağ gibi akarak karşı kaleye gitmesi, havada asılı kalarak attığı goller, Cruijff’a yetişememiş kuşağın elindeki görsel hazinelerden. Zaten Pele’den çok Cruijff ve Best’i merak ederiz hep.

Cruijff’unki kusursuz bir kariyeri olmadı tabii. Daha Almanlar topa dokunmadan penaltı yaptırdığı 1974 finalini kaybetmesi, 1994’te Milan’dan Şampiyonlar Ligi finalinde 4 yemesi (gerçi o gün Dejan Savicevic bir günlüğüne tarihin en iyi futbolcusu oluvermişti) hayal kırıklıkları oldu. Sivri dili, aşırı rekabetçiliği ve sigara zevki başına dertler açtı. Ama arkasından bakınca şu an futbolda yenilikçi ve güzel ne varsa bunda Cruijff’un katkısı herkesten çoktur diyebiliriz. Bir de 1984’te, 37 yaşında, içinde doğduğu Ajax’a kızıp gidip kariyerinin son sezonunda Gullit’li Feyenoord’la lig-kupa dublesi yapması da Maradona’nın Napoli’yi şampiyon yapması kadar özeldir. info@kargamecmua.org