Kılavuzu Karga Olanın
YAYIN
Geçtiğimiz Kasım ayında Avrupa Birliği Edebiyat Ödülü’nü kazanan 13 kişiden biri olan öykü yazarı Birgül Oğuz’un ikinci öykü kitabı Hah, Metis Yayınları’ndan dördüncü baskısını yaptı. Yas etrafında toplanmış 8 öykü içeren Hah, dilini şimdiden kurmuş ve oturtmuş bir yazarın cesurca bir kalkışması aynı zamanda. Temsil, telafi ve idrak edilemez olanı temsil, telafi ve idrak etmeye kalkışıyor çünkü. “...Troçki’den arta kalan kedi biçimindeki boşluğu seyretmeye başladığımızda, bizi kardeş kılan ve bir arada tutan yasanın nasıl da dağılgan bir kimya olduğunu anladım.”
FİLM
Herhalde Güney Afrikalı yönetmen Neil Blomkamp’ın ismini zikrettiğimizde çoğumuz aynı cevabı verir. “İlk filmi District 9 harikaydı ama ardından gelen Matt Damon’lı Elysium o kadar değildi.” 35’lik
genç yeteneğin 3. filmi yine aynı ve ustası olduğu sularda. Terminatör-Robocop hikâyeleri karşımı bir bilimkurgu olan Chappie, öncelikle gene harika tasarımlar vaat ediyor. Başrolde de enteresan bir Hugh Jackman görüyoruz. Blomkamp’ın has oyuncusu Sharlto Copley ve Sigourney Weaver de diğer önemli isimler. Elysium’dan sonra daha temkinli yaklaşacağımız kesin de 2000’lerde çekilmiş her Robocop veya Terminatör filminden daha iyi olması mümkün gibi. Bir de adam robot dizayn etmeyi biliyor.
Ocak ayının son haftasında düzenlenen Sundance Film Festivali’nde prömiyerini yapan iki ilgi çekici yapıma dikkat çekmek isteriz. İlki bir belgesel. The Wolfpack çok ilgi çekici ama bir yandan da iç karartıcı bir toplumsal deney aslında. Yönetmeni Crystal Moselle’in bu ilk çalışması; 6 erkek bir de zihinsel engelli kız kardeşten oluşan Angulo ailesini konu alıyor. Babaları Oscar, çocuklarının New York’taki evlerinden “güvende olmaları” için çıkmalarına izin vermez ve böylece kardeşler dış dünyayı sinema üzerinden deneyimlerler. Bazı filmleri baştan sonra oynayabilen Angulo kardeşlerin hikâyesi çok sınırlarda bir deney, böyle bir şeyi de kim ne kadar kabullenebilir orası ayrı konu. Diğer filmimiz ise bu aralar severek izlediğimiz Michael Fassbender ve Avustralyalı genç yetenek Kodi Smit-McPhee’nin başrollerini paylaştığı Slow West. Adından anlaşılacağı üzere bir western olan yapım Yeni Zelanda ve İskoçya’da çekilmiş. John MacLean’in bu ilk yönetmenlik denemesinde son yıllarda gördüğümüz “kanlı” westernlerin aksine 16 yaşındaki bir çocuğun aşkını araması konu ediliyor. Hemi de bir de Ben Mendelsohn var. Referanslar sağlam, takipte kalınmalı.
DİZİ
Haberi olmayan kalmamıştır herhalde ama bundan başlamak lazım. Televizyon tarihinin en başarılı dizilerinden Breaking Bad’in spin-off’u olarak hayatına başlayacak Better Call Saul’un üzerindeki baskı pek fazla. Bir teknik direktörden Barcelona’dan sonra Elche’yi de şampiyon yapmasını istemek gibi. Vince Gilligan ve ekibi bu projeye temkinli yaklaşıyor gibi gözüküyor. Dizide, Bob Odenkirk’ün Breaking Bad’deki Saul Goodman karakterinin 6 yıl önceki yaşamına konuk olacağız. Haberler ilerleyen zamanlarda Breaking Bad ekibinden isimlerin de diziye konuk olabileceği yönünde. Estetik anlamda ise Breaking Bad’e göre daha durağan bir kamera kullanımı tercih edilmiş. 8 Şubat’ta başlayacak yapımı kesinlikle seyredeceğiz ve çok da beğenmek istiyoruz. (Şu yazıda bile ne kadar çok Breaking Bad dediğimize bakarak baskıyı anlayabiliriz.)
Will Forte’yi Saturday Night Live’dan biliyoruz. Çok öne çıkan bir isim olmasa da MacGruber isimli McGyver uyarlamasıyla dikkatleri çekmiş ve de güldürmüş bir adamdı. Sonra Nebraska geldi. Alexandre Payne’in bu güzel filminde Bruce Dern’e karşı şaşırtıcı derecede iyi bir iş çıkarmıştı. Forte’nin yeni dizi projesi gene 22 dakikalık bir komedi. Last Man On Earth, adı üzerinde dünya üzerinde kalan son adamın hikâyesi. Forte’nin ayrıca fikir babası olduğu yapım bu tarz bir konuya mizahi açıdan yaklaşarak gayet iyi yapıyor. Zira saçmasapan fütüristik bilim-kurgulardan sıtkımız sıyrılmıştı. Dizi 1 Mart’ta başlayacak ve umutlu olduğumuz bir yapım. Tabii zamanında bu konuya değinmiş olan 1985 tarihli Yeni Zelanda yapımı The Quiet Ones’a da dikkat çekmeden geçmeyelim.
ALBÜM
Kaliforniya’lı şarkıcı / şarkıyazarı ve daha da önemlisi gitarist Blake Mills, 2014’ün son günlerinin armağanı oldu bize. 28 yaşındaki Mills’in 2. albümü Heigh Ho değerli bir müzisyenle karşı karşıya olduğumuzu kanıtlayan bir çalışma. Dawes’un ilk versiyonunda yer almış ardından Fiona Apple, Julian Casablancas, Band Of Horses gibi isimlerin turne gitaristliği işleriyle meşgul olmuş müzisyen, 2010’da Break Mirrors ile solo kariyerine başlamıştı. Yeni albümünde Don Was, Jim Keltner, Benmont Tench, Jon Brion, Fiona Apple gibi isimlerle çalışma şansı yakalamış ve bunun da hakkını vermiş. Country’e meyil eden bir tarzı var belki ama bize Joe Henry’i de hatırlattı. Daha öğrenme sürecindeki bu genç adamdan daha çok güzel şeyler duyacağız gibimize geliyor.

İzlanda’nın milli değeri Björk’ten, ne yalan söyleyelim, biraz uzaklaşmıştık son yıllarda. ‘90’ların sonu ve 2000’lerin başında özgün sound’uyla büyük işlere imza atan müzisyen yaklaşım olarak kaliteli ama biraz kendini tekrar eden çalışmalar yayınlamıştı. Yeni ve 22 yıllık solo kariyerindeki 9. albümü Vulnicura, Björk’ün de yeni bir sound peşinde koştuğunu gösteriyor. 1985’li prodüktör The Haxan Cloak ve Kanye West, FKA Twigs ile çalışmış 1990’lı Arca’nın desteğiyle albümünü hazırlaması da bunu kanıtlıyor. Tabii Björk’ün neredeyse hiç değişmeyen vokal tarzı gene hayranı olmayanların müziğe odaklanmasını zorlaştırabilir. Ama yine de 50’sine merdiven dayamış bu artık efsane diyebileceğimiz müzisyenin yeni şeyler denemesi ve bundan da iyi sonuçlar alabilmesi önemli. Ayrıca David Attenborough’yu seveni biz de severiz.
KONSER
Borusan Müzik Evi 2015’e de Nova Muzak Serisi’nin 15. performansı olacak Earth konseriyle, ayın en önemli canlı etkinliğiyle gene hızlı giriyor. Tür yaratıcısı bir grup olan Earth, Drone Metal denen
tarzın en önemli temsilcisi 1989’dan beri. Seattle çıkışlı Dylan Carlson’un bu 26 yıllık dönemde liderliğini yaptığı, çokça da eleman değiştirmiş grup, 2014’te Mark Lanegan gibi bir ismin de katkısıyla pek başarılı, Primitive and Deadly isimli 8. albümlerini yayınlamıştı. Earth dinlemek için çok iyi bir zaman; kaçırmayın. 28 Şubat, Cumartesi, 22:00 // Borusan Müzik Evi