KONTRAST
Okan Aydın
FAVORİ

Belle And Sebastian / Girls In Peacetime Want To Dance / Matador
‘90’ların ortasından bu yana kulaklarımıza zerkettikleri nahif melodilerle bezeli, kırılgan ve içedönük şarkılarıyla indie-pop’un en önemli gruplarından olan Belle And Sebastian, dört yıl aradan sonra çıkardıkları 9. stüdyo albümünde de aynı güzergahtan ilerlemeye devam ediyor. İskoçya orjinli grubun yeni çalışmasında prodüktör koltuğunda Animal Collective ve Gnarls Barkley gibi isimlerle çalışmış olan Bel Allen’ın iyi iş çıkardığını söylemek mümkün. İlk yarısı daha iç kıpırdatıcı olan albümde dans pistlerine göz kırpan parçalar (“The Party Line” , “Enter Sylvia Plath”) hemen dikkat çekiyor. Albümün kalanında varisleri sayabileceğimiz Smiths’in duygusallığıyla, Kings Of Convenience’ın sade dinginliği arasında gezinen çalışma, genelde ortalamanın üstü bir puan almayı hak ediyor. How To Dress Well’den Tom Krell bir demecinde “Popülist olmadan, pop yapmak istiyorum,” demişti;
Girls In Peacetime Want To Dance bu tanıma anlam kazandıran bir albüm. Ardımıza yaslanalım, etrafımızdaki grilerin de tadına vararak hayatı kendimiz ve etrafımızdakiler için biraz daha güzelleştirelim. Fonda da bu albüm çalabilir.
PLASE
Sleater-Kinney / No Cities To Love / Sub Pop
Yoksa siz de Sub Pop etiketini görünce ister istemez nabzı yükselenlerden misiniz ? Olmakta fayda var diyerekten yekten girelim konuya. ‘90’ların ortasında isyankâr punk ruhunun da desteklediği, feminist tavırlarıyla öne çıkan kadın gruplarından oluşan üçüncü dalga Riot Grrrl sahnesinin tam ortasında yer alan isimlerden biri olan Sleater-Kinney, tam tamına 10 yıllık bir sessizliğin ardından bizi yerimizde derdest etmek için geri dönmüş görünüyor. Çiğ gitar riff’leri, okkalı davullar, hınzır melodiler ve yırtıcı vokallerle bezeli bu enerji dolu albüm 2015’in en sağlam geri dönüşlerinden birini imliyor. Bunca yıl aradan sonra bu kadar temiz ve ferah tınlayabilmek hem bir haysiyet, hem de bir kalite meselesi, ki ikisi de Sleater-Kinney’de bol miktarda mevcut. Her iki vokalin de hâlâ yerli yerinde olması albüme hatırı sayılır bir katkı sağlıyor. Memleketin ahvali bu topraklardan niye sağlam punk grupları çıkmıyor dedirte dursun, biz öncelikle Sleater-Kinney ile kendimizden geçerek ve ardından da 15 yıl sonra tekrar biraraya geleceklerini açıklayan L7’ı bekleyerekten sıramızı savalım şimdilik.
SÜRPRİZ

Luke Abbott / Wysing Forest / Border Community
Elektronik müziğin genç ve mahir isimlerinden biri olan Luke Abbott’ı 2010 çıkışlı debut albümüyle ajandalarımıza not etmiştik. Dört yılın ardından yine Border Community etiketiyle arz-ı endam eden ikinci çalışma ambient referanslarla örülü, aksak ritimlerin ön planda olduğu etkileyici bir iş. Büyük bir kısmı canlı olarak kaydedilmiş parçaların içinde doğaçlama önemli bir yer tutuyor. Farklı ve çok katmanlı ses kurgusuyla yaratılan ana omurgayı besleyen minik synth melodileri parçalara ayrı bir güzellik katıyor. Albümün ortalarına doğru söz konusu arka plan minimal–minimal tekno diyebileceğimiz bir kıvama evriliyor. Albümün genelinde
Wysing Forest’ı benzerlerinden ayıran özellikler ses yelpazesinin genişliği, prodüksiyon mahareti ve farklı içerikler arasında yaratılan denge olarak özetlenebilir. Ayrıca parçaların adım adım gelişimi ve birbirine bağlanışı hafiften bir konsept albüm etkisi de yaratmıyor değil. Kıssadan hisse, Abbott ilk iki işiyle mercek altına alınması gereken isimlerden biri olarak zihinlerimize kazınıyor, sektirmeyelim!
Kontra Plak Adres: Tomtom Mah. Yeni Çarşı Cad. 60/A 34433 Beyoğlu, İstanbul www.kontrarecords.com
okan@kontrarecords.com