Kılavuzu Karga Olanın


MERCEK


Barış Demirel / Barıştık Mı - T.E.A.R. – We Play 
Biraz da tanıdıklığı kullanarak başka bir yerden başlayacağız. Barış’ın bu albümünü bizler çok bekledik. Çıktı çıkacak derken askerlik falan uzadı da uzadı. Nihayet Ocak ayının ilk günlerinde, şansa da bakın hava karlanmaya başladığı sıralarda kartoneti ile standlarda yerini almaya başlayacak.

Altı şarkılık bu güzellikte Barış trompetini tek başına öne çıkartmadan, doğru sesleri kullanarak, kayıt sırasında beraber çalıştığı arkadaşlarının katkısını öne çıkartmaktan gocunmadan temiz bir albüm kaydetmiş. Zaten bunu albümün isminden anlayabilirsiniz. Tutkunu olduğu drone, shoegaze, alaturka ve Kuzey müziğini de zaten bu ekip ile beraber şarkılara yedirmeyi başarmış. Rammy Roo, Taner Yücel, Ege Türkmenler ve Aydın Türkoğlu ile kaydedilen albüme Sumru Ağıryürüyen’de sesi ile katkıda bulunmuş.

Konserlerinin patlama şarkısı “Aşk Fezalarında Meşk Astronotu”, Taner Yücel bestesi “Temmuz” ve insanın içinden bir şeyler ile dâhil olmak istediği “Beddua” dikkati çekenlerden. Daha önceden Kompile Karga 3 albümünde yayınlanan “Peri”nin Ömer Sarıgedik remiksi ise “Beddua” öncesi bir dinlenme gibi olmuş. Canlı performanslarında da neredeyse kayıtları kadar temiz çalan Barıştık Mı yeni albümü ile çizgisini daha da sağlamlaştırıyor. Trompeti ve vokali belli ki daha da olgunlaşmış bir Barış Demirel var.

Çeşitli Sanatçılar - Ses Kitabı Vol.1 – Müzik Hayvanı Kronovox Archives
Split bizim gibi müzik toplayıcılarının bazılarının tutkunu olduğu bir kavram. İki yüzünde de farklı ekiplerin olduğu bir 45’lik düşünün. Bunların birbiri ile müzikal anlamda alakası olmayabilir ama split’ler de genellikle anaakım endüstri içinde yer alamayacak işlerden oluşur. Mesela bir elektronik müzikçiyi hard-core punk bir ekip ile aynı plakta görebilirsiniz. İşte bazısı sanatsal-yaratıcı kaygılardan, bir kısmı da maddi zorunluluklardan bu şekilde yapılan üretimleri baz almış Ses Kitabı.

Serdar Kökçeoğlu’un yakınındaki müzisyenlere sunduğu projeler ile başlayıp gittikçe kendine has bir kimliğe oturan, Selin Özdamar’ın görselleri ile de kişiliği oturan bir dijital “label”a dönüştü. Her albümde farklı bir konu başlığı üzerine çalışan ekip, genellikle müzik ve sese farklı pencereden bakan, türler dışı işleri seçiyor. 

Müzik Hayvanı’nın bellek görevini gören yan kuruluşu Kronovox Archieves’in de gözünden kaçmayan Ses Kitabı artık seçme bir seri olarak Müzik Hayvanı sitesinden ücretsiz olarak yayınlandı. Memlekette deneysel işlerin toplandığı ender toplamalardan biri olarak görebileceğimiz Ses Kitabı Vol.1 (2011-2014), bu tip çalışmaların arşivlenmesi açısından önemli bir toplama. Genelde bu tip işlerle hep dirsek teması olan ses meraklılarından oluşan içeriğinde ses-müzik ve anlatım şekillerine 14 farklı bakış açısı ile keyifli bir dinleme deneyimi sunuyor.
seskitabi.com/ http://www.muzikhayvani.com/ 

YAYIN


Mecmuamıza zamanında katkı vermiş koku uzmanı Vedat Ozan’ın beklenen kitabı Kokular Kitabı Everest yayınları’ndan çıktı. Açık Radyo’daki “Koku” programından da aşina olduğumuz Ozan; kokunun mitoloji, kültürel tarih, kimya, ekonomi-politik, psikoloji, edebiyat, gündelik hayattaki karşılıklarını bizlerle paylaşıyor. Doğa’da birçok hayvanın esas duyusudur koku. Biz de biraz
dikkatimizi gözden buruna kaydırsak fena olmaz belki.
 

FİLM


Amerikalı yönetmen Paul Thomas Anderson sadece 44 yaşında olmasına rağmen koltuğunun altında muazzam bir külliyata sahip. Punch Drunk Love, Magnolia ve tabii ki There Will Be Blood bunların en göze çarpanları. Yönetmen 2012’deki “garip” The Master’dan sonra gene başrolde Joaquin Phoenix’in yer aldığı Inherent Vice ile karşımızda. Bayağı kalabalık ve popüler bir oyuncu kadrosuna sahip film, Thomas Pynchon’un 2009 tarihli romanından uyarlanmış. 1970’lerde geçen bu komedi-drama biraz kafası dumanlı bir özel dedektifin eski kız arkadaşın kocasını araken başında geçenleri anlatıyor. Phoenix’in yanı sıra Josh Brolin, Benicio Del Toro, Owen Wilson, Reese Witherspoon gibi isimler de yer alıyor. Hatta yan rollerde Martin Short ve müzisyen Joanna Newsom bile
var. Filme notlar farklı oldu ama Anderson’un kredisi bol haliyle. 

Meksikalı usta yönetmen Alejandro Inarritu’nun bu sene Venedik Film Festivali’nde prömiyerini yaptığı son filmi Birdman, onu daha önce keşfe çıkmadığı sulara götürüyor. 21 Grams, Babel, Biutiful gibi sert dramalarla karşımıza çıkan Inarritu’nun son filmi, Michael Keaton başrolünde iyi iş çıkardığı bir kara komedi. Keaton (kendi hayatına biraz göndermeli şekilde) zamanında Birdman isimli bir çizgi roman uyarlamasındaki başrolüyle üne kavuşmuş ardından da bu filmin laneti altına girmiş bir oyuncudur. Saygınlık kazanma denemesi ortalığı karıştıracaktır. Birdman çok iyi eleştiriler aldı ve Keaton’ın yanı sıra Edward Norton, Zach Galifianakis, Naomi Watts gibi isimlerle güçlü bir kadroya sahip. Kaçırılmaması gereken bir Hollywood eleştirisi. 

DİZİ


2013’te aramızdan ayrılan önemli Amerikalı yazar Elmore Leonard’ın uyarlamaları (Get Shorty!, 3:10 to Yuma, Jackie Brown) hep iyi sonuçlar verdi. “Fire in the Hole” isimli kısa öyküsünden Graham Yost’un yarattığı Justified ise 6 güzel sezondan sonra ekranlara veda ediyor. Timothy Olymphant’ın tam tadında oynadığı Raylan Givens’in memleketi Kentucky’de aşiretvari suçlularla olan 
mücadelesi Boyd Crowder ve Wynn Duffy’nin başı çektiği unutulmaz karakterler ve güzel müziklerle eğlendirdi bizi. Umarız son sezon da şanına yakışır bir şekilde devam eder ve gene umarız ki güzel, tatminkâr bir final bekliyordur bizleri.  

ALBÜM


2014 yılında adına duyuran belki de en enteresan grup Sleaford Mods. 40’lı yaşlarını geçmiş iki öfkeli İngiliz’den oluşan grup; punk, hip hop, spoken word karması minimal müzikleri ve grubun vokal ve söz işlerini üstlenen Jason Williamson’un güncel yaşam tarzlarına lafını çekinmeden giydiren sözleri ile hem eğlenceli hem de zamanın ruhuna uygun bir müzik yapıyorlar. 2014’te bir EP (Tiswas), bir toplama (Chubbed Up) ve bir de albüm (Divide and Exit) yayınladılar. Şu konformist dönemlerde kesinlikle özlediğimiz bir tavır. 

İyi müzisyenden iyi prodüktör olur mu? Ya da tersi? U2’nun en iyi zamanları, Peter Gabriel, Bob Dylan gibi efsanelerle çalışmış Daniel Lanois’in solo kariyeri biraz tartışmaya açık olmuştur hep. “Acadie”, “Here is What is” gibi güzel şarkılara sahip işlerin yanı sıra klasik şarkı formatından çok sound denemeleri yaptığı albümleri de var. Son albümü Flesh and Machine de bu 2. formata
giriyor. 2005’deki Belladonna’yı hatırlatan çalışma Lanois’den bekleyebileceğimiz ses manzaralarına sahip. Bir Terence Malick filmine soundtrack olma kapasitesine sahip. Meraklı kulaklara göre.

Röyksopp dosyası kapandı. Norveçli melankolik elektronikçiler Svein Berge ve Torbjorn Bruntland, 15 senelik kariyerlerinde düşük tempolu, chill-out tarzı müzikleri ve “What Else is There” gibi büyük bir hit ile arkalarında 5 iyi albüm bıraktılar. Son çalışma ise manidar isimli The Inevitable End. 2005’te muazzam bir başarı yakalayan The Understanding’in yanından geçemiyor tabii. Kendi sound’larından yorulmuş halleri hissediliyor. Gene de melankolik kuzeyli synth-pop imzalarını son bir kez bizlerle paylaşıyorlar. Son şarkılarının da dediği gibi bizden de “Thank You.” 

KONSER


Minnesota müzik gruplarıyla ünlü bir mekân değil. Alan Sparhawk ve Mimi Parker, Low adı altında 20 yıldır oraların en önemli grubu olarak müzik yapıyor. Kendileri reddetse de slowcore ve indie tarzı
olarak etiketlenen müzikleri son yıllarda Americana ve alt. country’e de göz kırpıyor. 2013 tarihli son albümleri The Invisible Way, Wilco’dan tanıdığımız Jeff Tweedy’nin prodüksiyonunda kariyerlerinin
en öne çıkan çalışmalarından biriydi. Memlekette de bu tarz grupları pek görme şansı bulamıyoruz normalde. Ayın önemli performansları. 21-22 Ocak, Salon İKSV // 21:30 

SERGİ


Yunan Sanatçı Manolis Anastasakos’un “Personhood II” isimli solo sergisi “10 Ocak – 9 Mart 2015” tarihleri arasında gerçekleşiyor. Sanatçı işlerinde Yunanistan’ın IMF ve AB denetimi altında kaldığı 2010 yılı dönemine ve medyanın kışkırtmaları ile sağlanan gerilimli “isyan” atmosferine ayna tutuyor. Bu ortamın insan davranışları, içsel düşünceler ve duygulardaki yansımalarını belgeliyor. Açlık korkusu ve ekonomik gerilemeden kaynaklı toplumdaki sosyal huzursuzlukların yansımalarına odaklanan sergi Pazar ve Pazartesi hariç her gün 11.00-18.00 saatleri arasında Yeldeğirmeni’nde konumlanan Hush’da gezilebilir.