Oyuncu 5
Utkan Çınar
BENEDICT CUMBERBATCH
Kariyerleri çıkışta olan genç (tabii ki sinema sektörüne göre) oyuncular serimize Michael Shannon, Paul Dano, Tom Hardy ve Mia Wasikowska’nın ardından belki Sherlock nedeniyle aralarında en çok tanınan isim olan Benedict Cumberbatch ile devam ediyoruz.
Kimdir? İngiliz, oyuncu bir anne-babanın (Timothy Carlton – Wanda Wentham) 37 yaşındaki oğulları. Genç yaşta tiyatro; Tibet’te geçen bir yıl. Elbow’dan Guy Garvey ve Sigor Ros’tan Jonsi’ye hayranlık.
İlk nerede? Cumberbatch’in tiyatro tabanlı oyunculuk kariyerinin sinemaya girişi oldukça geç gerçekleşiyor aslında. Ama dikkat çeken ilk oyunculuğunun 2004’te BBC için çekilen televizyon filmi Hawking’de olduğunu söyleyebiliriz. Stephen Hawking’in hastalığının başlangıç dönemi ve Big Bang teorisini kanıtlaması zamanlarını anlatan yapım Cumberbatch’in biopik oynama konusundaki başarısını gösterirken teatral ve fiziksel oyunculuk yeteneği de gözlerden kaçmıyordu. 2 ay evvel bu köşenin konuğu olan Tom Hardy ile beraber oynadıkları Stuart: A Life Backwards’da da Hardy’i tamamlayan performansı da yabana atılmamalıydı.
Repütasyon? Sherlock desek yerinde olur. Yıllarca yapımcıların uyarlamaktan vazgeçemediği karakter ve hikâyeleri, bu 3’er bölümlük seriler halinde 3 sezon yayınlanan yapıtta Cumberbatch tarafından gayet yeni ve özgün bir şekilde oynandı. Ben ne kadar Amerika’daki yeni Sherlock uyarlaması Elementary’deki Jonny Lee Miller’ın Sherlock’unu daha da sevsem de bu yapım hem Cumberbatch’i tüm dünyaya tanıttı hem de onun büyük prodüksiyonlarda gözükmesine olanak tanıdı. Bu arada Atlantik’in iki köşesinde Sherlock olarak boy gösteren Miller ve Cumberbatch’in Danny Boyle’un büyük Frankenstein prodüksiyonunda da “Yaratık” ve Frankenstein olarak dönüşümlü yer aldığını ve sinemalarda da gösterilen bu oyunun çok profesyonel olmayan çekimlerinin de internette bulunabildiğini söylemeli. Cumberbatch’in “Yaratık”ı onun fiziksel oyuculuk konsuunda hakikaten de çok öneml bir yerde olduğunu kanıtlıyor.
Şovu? Henüz bir başyapıtta yer aldığını söylemek zor. Bunun nedeni arasından seçim yapabileceğimiz kadar çok başrolü olmaması belki. Sherlock’ta kesinlikle parladığını söyleyebiliriz. Çoğu kişiyi ters köşeye yaratan bir Holmes yorumuydu onunki. Ve hedefine de ulaştı. 2013’te şu ana kadarki en ciddi Hollywood başrolü ise Julian Assange’ı oynadığı The Fifth Estate oldu. Assange’ın bizzat kendisinin de haklı olarak sertçe eleştirdiği filmde yer alması ne kadar doğruydu tartışılır. Cumberbatch’in “ilk” Hollywood denemesinin de bu olması gayet büyük bir talihsizlik. Gene de çekimler sırasında Assange ile diyaloğunu sürdürmesi ve Wikileaks’i destekleyen açıklamalar yapması artı puanlar oldu. Gene hiç bulaşmasa olurdu sanki. Oyunculuğa dönersek ise filmdeki tek iyi şeyin Cumberbatch olduğunu söylemek abartı olmaz sanırım.
Artı / Eksi? Demin bahsettiğim fiziksel görünüş ve bunu kullanması en büyük artılarından. Danny Boyle’un Frankenstein’ında ve çoğu karakterinde bunu gayet etkileyici bir şekilde kullanıyor. Biopik geçmişinin fazlalığı kılık meselesinde de onu ustalık kıvamına getirmekte. Sesi de teatral geçmişinin etkisiyle her sahneyi dolduran bir kuvvette. Metot kullanıyorsa bile bunu belli etmeme gibi bir yeteneği de var. Ama her oyuncunun ister istemez girdiği “karakter rolü” sınıflandırmasından kaçamadığı roller var Cumberbatch’in. Ödüller de alan Parade’s End’deki gibi eski zaman İngiliz burjuva rolleri veya Tinker Tailor Soldier Spy’da şahit olduğumuz “bürokrat”ımsı karakterler onun en kolay yüzdüğü sular. Geldiği noktada bundan kaçınmalı. Ayrıca gene göze batan bir özelliği olan “seyirci ile ahbaplık” durumu da zamanla değişmeli. Misal gene yer aldığı büyük prodüksiyonlardan 12 Years A Slave’deki karakteri bunun en net örneklerinden. Ya da 2010’da gene BBC ile kotardığı Van Gogh canlandırması-belgeselindeki performanslarında, oynadığı kişiyle seyircinin özdeşmesi için çok çaba harcıyor gibi. Bizim gibi Brecht fanlarının ayıpladığı bir durumdur bu. Sanırım sinema tecrübesi arttıkça bunun üstünden gelecektir. Hobbit ve Star Trek gibi filmlerindeki rolleri ise daha önce bu köşenin neredeyse her konuğu için söylediğimiz gibi eğleneceği alanlardır. Kimsenin aldığı parada gözümüz yok.
Beklenti? Biopiklerin aranılan adamı olmaya devam edecek gibi gözüküyor önümüzdeki zamanda. Beatles’ın menejeri Brian Epstein, pek ünlü İngiliz şifreci Alan Turing, gene İngliz kâşif Percy Fawcett ve ünlü fotoğrafçı Eadweard Muybridge’in hikâyelerini anlatan filmlerinde bu karakterleri oynaması bekleniyor. İyi işler çıkaracaktır tabii ki ama özgün hikâyelere de yer kalacak mı bekleyip göreceğiz.
khgv@hotmail.com