İllüstrasyon: Susana Bouroncle

uçan söz


yenal yergün
asker savaşa ölmeyeceğine dair bir inançla gider. cerrah operasyona hastasını kurtaracağı inancıyla başlar. mümin bu hayatın sınav, sonrakinin ödül veya ceza olduğuna inanır. gece göğüne yeterince bakan oralarda yaşandığına inanır. yeterince inanıldığı sürece her şeyin olabileceğine inanılır. rastlantılara inanılır veya inanılmaz. ölmeyeceğimize dair inancımız olmasa yaşayamayız. bütün inanışlarda ölümden sonra yola bir şekilde devam edilmesi bu yüzden. sonrasının hiçlik olduğuna inananlar da var elbet. bu inançla yaşayan kendisine bile inanmaz zaten. ya da ilim insanı olur, cümleyi kendine inandırır. velhasıl, inancımızla varız.
 
peki inanmazsak ne olur? bi bok olmaz. dünya tarihi inanmadan yapılan işlerle dolu. çoğu zaman yaptığın işe değil, yapabileceğine inanmak yeterli. hani derler ya; sen başla gerisi gelir diye, inanmadan başlamış olsan bile, yapabildiğini gördükçe inanma refleksi de geliştirebilirsen o işin iyi olmaması için hiçbir sebep kalmaz. inanmazsan sadece yapmış olursun, inançla yaparsan iyi yapmış. iyi bir şeyler yapmak umurumda değil diyorsan da zorlayan yok ya, inanma kardeşim! işini yap yeter.
 
inancı iş bağlamından kaydırıp biraz da uhrevi patinaj yaptırmak niyetindeyim. neresinden tutacağımı bilemediğimden kaya kaya ölüm temasından girmiş bulundum. nasıldı o söz? hani hiç ölmeyecekmiş gibi bişi yap, yarın ölecekmişsin gibi başka bişi yap!? inancı bundan daha iyi açıklayan bir deyiş olabilir mi? “bişi”lerin yerine istediğini koy. hadi çalış ve seviş olsun. ama haram ye ve ibadet et de olabilir misal. ya da ahkâm kes ve yalan söyle. ne biliim, tepin ve tıkın da olur. isteyen örnekleri çoğaltır. her durumda yapılan işe duyulan bir inanç var. bir gün öleceğini bilsen de, kendini ölümsüz sansan da (ya da en azından sırrı bulunana kadar yaşayacağına da inansan) ne yapmak istiyorsan yap ama o işi inanarak yap demeye getiriyor diye sallıyorum. tutarsa ne âlâ.
 
şaka bir yana, derdim sadece kurumsal dinler değil, tüm kurumlar tarafından insanların inançlarının sömürülmesi. sömürülmemek için hiçbir şeye inanmamak gerekiyor gibi paranoyak bir sonuca varmak bile mümkün. ya da hiçbir kuruma bulaşmadan yaşamak. ama bu durumda da bir paranoyaklık var. en azından kişilere inanarak üstesinden gelinebilir belki. ama inanılan kişi de bir sömürgeci çıkarsa büyük hayal kırıklığı riski var. velakin bu inanç ve hayal kardeşler yine el ele verip üstesinden gelir tüm zorlukların. ne de olsa ölene kadar yaşayacağız. gerisi “palabra”. yenyerg@hotmail.com