GÜVEN ŞART
Murat Yiğit
“Güven” kelimesinin benim için sözlük anlamı şu: Vedat Türkali’nin 1999 yılında yayınlanan romanı. Bunu söylememin sebebi, Güven’in, Türk sol hareketleri üzerine kafa yoran, amaca yani devrime ulaşamama nedenlerini anlamak isteyen sosyalistlerin, özellikle romanın anlatıldığı 1935-45 yılları arasında TKP’nin ve genel olarak sosyalist hareketin içinde bulunduğu fikir ve eylem durumunu açıklığa kavuşturması bakımından okumaları gereken bir kitap olması. Bu gerekliliği yaratan en önemli nedenlerden ilki TKP hakkında Komitern tarafından alınan “desantralizasyon” kararının ilk kez bu romanda yayınlanması, ikincisi Vedat Türkali’nin anlattığı dönemi bizzat yaşamış olması, üçüncüsü ise romanda anlattığı siyasi isimlerin (Zeki Baştımar, İsmail Bilen, Hikmet Kıvılcımlı gibi) gerçek kişiler olmasıdır.
Romanda bahsi geçen desantralizasyon kararı aslında 1935-45 arası sosyalist hareketin muallakta kalan gelişimini anlamaya yarayacak önemli göstergeler sunar. Roman, pasifize olmuş TKP’yi arayan gençler üzerinden yürür. Buradaki Türkoloji bölümü öğrencisi Turgut, Vedat Türkali’nin ta kendisidir. Partiyi arayan gençler zar zor Rahmi Usta’ya ulaşırlar. Rahmi Usta da partilidir fakat karardan haberdar olduğu için gençleri yönlendirmekte isteksizdir. Bu sebepten ötürü parti içinde bir kaos yaşanır, kimse ne yapacağını bilemez. İşte bu noktada yazar Komitern’in kararını Rahmi’nin ağzından açıklar. Komitern, TKP’yi halkla yakın ilişki kuramamakla suçlar ve aydınlanmacı olarak gördükleri Kemalist yönetimle iyi geçinmelerini salık verir. Romanı önemli yapan nokta budur. TKP’nin Komitern kararı karşısında gösterdiği sinik tavır, karara da yol açan “örgütlenememe” hali romanı bir özeleştiri yapmak için yararlı bir kaynağa dönüştürür. Tabii böyle görmek isteyene... Zira sol çevrelerin büyük bir kısmınca roman, karanlık günlerde TKP’nin şanlı direnişi olarak algılanır. Bunda, romanda anlatılan polis baskısı, MAH (MİT) ile ilişkili iş adamları, Almanya’ya yaptığı ihracatla ya da Varlık Vergisi’yle kısa yoldan zengin olan CHP’li vekillerin olumsuz hâli etkili olabilir. Yani örgütün üzerindeki baskı çok fazladır. Fakat yazarın anlattığı örgütsel hâl hiç de iç açıcı değildir. Parti ile ilgili yazılan gerçekler karşısında eleştiri yapmamak adeta imkânsızdır. İşte buradan bakıldığında romanın önemi, Türkiye’deki tüm sosyalist hareketlerin kronikleşen problemi olan halkla kopukluğu ortaya koymasındadır.
Desantralizasyon kararı dışında Vedat Türkali’nin o dönemi bizzat yaşamış olması ve TKP’nin içinde bulunması anlattıklarını daha önemli kılar. Çünkü yazar, partide olanları anlatırken okuyucuya dışarıdan, objektif bakabileceği bir alan bırakır. 1938 tutuklamalarından sonra partinin Nâzım’a yaptığı haksızlığın, örgüt içindeki muhalif sesler tarafından Komitern aracılığıyla nasıl bastırıldığı görüldüğünde, “neden olmadı” sorusuna verilecek yanıt için kuvvetli bir noktaya daha ulaşılabilir. Yine partiden bazı isimlerin malum karar doğrultusunda Atatürk’e sıcak bakıp, Mustafa Suphi’nin ölümünü bile gerici dedikleri Kazım Karabekir’in üzerine yıkmaları, parti içindeki tutarsızlığı ve Komitern’in parti üzerindeki tek yetkili organ olduğunu gösterir.
Tüm bunlarla beraber şu soru sorulabilir: “Nasıl bir okuma yapılmalı Güven’e?” Yazarın çizdiği karanlık ve baskıcı Kemalist iktidarı eleştirip dönemin sosyalist şahsiyetlerini mi yüceltmeli, yoksa partinin içinde bulunduğu aciz durumu tespit ederek yanlışları mı ortaya koymalı? İkinci okuma daha mantıklı, zira Vedat Türkali’nin diğer romanları Bir Gün Tek Başına, Mavi Karanlık ve Kayıp Romanlar ile birlikte bir okuma yapıldığında, solun içinde bulunduğu “sakat” hâlleri anlamak çok daha kolaylaşır. Artık bir sosyalist olarak, sürekli uygulanan baskıdan yakınmak ve ajitasyon yapmak yerine, yapılan yanlışları görmek ve bunları düzeltmek daha gereklidir. Güven bu yüzden değerlidir ve aslında Vedat Türkali’nin ciddi anlamda örgütsel özeleştiri yaptığı bir romandır. Bu roman, Türk sosyalist hareketinin, özellikle ilk dönemde lokomotif güç olarak görülen TKP’nin eksik yönlerini belgelerle ortaya koyar ve bu durum okuyucuya objektif bir tahlil yapabilme olanağı sunar. Aynı zamanda Güven, romanı şanlı bir direniş romanı olarak gören Sovyetik zihniyetteki sosyalistler için de her zaman bu eleştirel hâliyle ajan provokatörlük yapmaya devam edebilecektir. Yeni ve sağlıklı bir sosyalizm için GÜVEN ŞART.
ist_galata@hotmail.com