A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | SON LİSTE

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/123/4500" target="_blank" class="twitter">twitter

SON LİSTE


Nazlı Kalkan
“Bu kadar insan, bu soğuk havada, bu meydanda neden toplanmıșlar? Hepsi ikili, üçlü, beşli gruplar olmuş. Öbek öbek birbirleri ile konuşuyorlar. Daha da yakına gideyim...
Konuşurken ağızlarından buharlar çıkıyor. Birisi hakkında konuşuyorlar. Kimi konuşuyorlar? Ne konuşuyorlar? Anlayamıyorum. Azıcık ilerde bir kürsü kurulmuş. Belli ki birisi konuşma yapacak. Hah işte şu adam kürsüye geçiyor, bir şeyler anlatacak gibi. Birazcık daha durayım, şimdi anlarım meseleyi.
- Kıymetli dostlarım, bu gün özel kalem müdürümüz Fehmi Bey'in aramızdan ayrılıșının on üçüncü yılını anmak için burada toplandık. Sahi Fehmi Bey aramızdan niçin ayrılmıștı? Geçen yıl okuduğumuz listeden aklında bir șeyler kalanlar var mı içinizde?
 
Bu insanlar ne yapıyor burada Allah aşkına? Hepsi aynı anda kafalarını sağa sola sallayarak birbirlerine ‘cık cık’ ediyorlar. Hepsi çıldırmış olmalı ha ha ha.
- Biz değil efendim, siz çıldırmıș olmalısınız! Deminden beri inceden kısılmıș gözlerle, sözüm ona bilmiș bakışlarla kendi kendinize konuşarak bizim ne yaptığımızı anlatıp duruyorsunuz. Ve dahi kelime kelime söylediğim her şeyi tekrar ediyorsunuz. O kadar meraklıysanız her şeyi anlatmaya, șu yazıcıların yanına geçin de anlatın ne yaptığımızı. En azından devamlı konuşarak kafamızı şişirmezsiniz.”
 
Dedi kürsüdeki șișman adam.
Bunun üzerine kendi kendine konușan adam yanyana dizilmiş masalarda duran “yazıcıların” yanındaki yerini aldı, kendi kendine konuşmak yerine yazmaya başladı. Kürsüdeki șișman adam böylece konușmasına devam etti:
- Evet kıymetli dostlar, her yıl olduğu gibi bu yıl da Fehmi Bey’in aramızdan ne için ayrıldığını unutmuș bulunuyoruz. Neyse ki zat-ı alileri bizleri pekâlâ tanıyan ve her türlü ihtimali hesap eden mümtaz bir șahsiyete sahipti. Keza kıymetli beyni yüzünden olabilecek her şeyi hesaplamaktan bütün hayatını endişe ve elem içerisinde geçirmiş; bu sebebten damarlarında vuku bulan kuruma illetine tutulmuştu. Lakin ödediği bu bedele rağmen bizlere bırakmış olduğu miras sayesinde kendisinin aramızdan ayrılışının nedenlerini her yıl olduğu gibi bu yıl da yeniden hatırlayabiliyoruz.”
 
Kürsüdeki şişman adam önündeki dosyadan bir kağıt çıkardı. Boğazını temizledi, kalabalığa seslendi:
- Efendim hazırsanız okuyorum. Dikkatle dinleyiniz lütfen:
 
ARANIZDAN AYRILMA NEDENLERİM:
1. Ahir ömrümde 45 yaşıma gelinceye kadar kendime söz verdiğim halde sosyetenin içerisinde bir gün medeniyeti bir yana bırakıp “Ehhh! Yeter be! Kesin sesinizi!” deyip ağız tadıyla bir bağırıp küfredemediğim; nezaketi bir an olsun elden bırakmaktan ölesiye korktuğum için aranızdan ayrılıyorum.
2. Karım Nezaket “Herkese iyi görünür de bana gelince anamdan emdiğim sütü burnumdan getirirsin, nasıl birisi olduğunu bilsinler. Biraz da onlara cevap versene!” dediği için aranızdan ayrılıyorum.
3. Yazdığım evvelki maddenin karım Nezaket’i ölümümden sorumlu tutarak onu ipe gönderme ihtimalini göz önünde bulundurmam hasebiyle üzerini karaladıktan sonra böylesi bir liste yapmakla samimiyeti elden bırakmamanın sorumluluğunun yükü ile karaladığım maddeyi yeniden yazdığıma tanık olduğunuz üzere; yaptığım her şeyde herkesi memnun etmeye çalışan, tüm olasılıkları ve bütün değişkenleri düşünerek ter içinde kalan benliğimden kurtulmak istediğim için aranızdan ayrılıyorum.
4. Aslında “samimi olduğum nazımı çeker” inancı adı altında, karım Nezaket’e bu minvalde haksızlık ettiğimi her fark ettiğimde hissettiğim nedameti ve benliğimdeki çirkinliğin acı tadını kendi başıma almak zorunda kaldığım için aranızdan ayrılıyorum.
5. Bilgelik ve cahillik, iyilik ve kötülük, tevazu ve narsistlik, merhamet ve acımasızlık, itiraf ve inkâr, latiflik ve zalimlik sarkacında sıkışıp kalan benliğimden kurtulmak istediğim; şu âlemdeki her maddenin varmak istediği kararlılık haline bir türlü varamadığım ve ahir ömrümde ne olacağına hâlâ karar kılamamış kimyevi bir terkip gibi hissettiğim için aranızdan ayrılıyorum.
6. Aranızdan ayrılmadan önce -“Ölmeden evvel hâlâ yapılabilecek onlarca şey vardır” vecizesine uyarak- yapılabilecek hiçbir şeyi yapamadığım için ve hayatımda yerinde duran her şeyden ziyade; masamın üzerindeki kalemliği dahi değiştiremediğim için aranızdan ayrılıyorum.
7. Burada geçen her gün, dünyanın atmosferi ciğerlerime zerk ettikçe daha da dünyalı olarak medenileştiğimden içimdeki gerçek ben’i her gün daha fazla saklamak zorunda kaldığım; daha fazla medenileştikçe saklamak zorunda kaldığım ben, içimde daha da fazla büyüdüğü ve her gün daha kaygan bir hal aldığı için aranızdan ayrılıyorum.
8. Her birine gülümseyerek “olur” dediğim ani planlarınıza, aslında içinizden çoğunuz ile hiç birlikte olmak ve o masalarda oturmak istemediğim halde nedenini bilmediğim bir sebepten sizleri reddedemeyerek o masalardan kalkmayı becerememe sorunuma kimsenin incinmesine mahal vermeyecek kökten bir çare bulduğumu düşündüğüm için topyekün aranızdan ayrılıyorum. 
9. İçinizden birisi bir soru sorduğunda, birinizle ilgili bir münakaşam olduğunda, dolaylı mesajlar içeren sohbetler ettiğimde, verdiğim hiçbir tepkiden ve yaptığım hiçbir konuşmadan bir türlü tatmin olamadığım; söylemediğim sözlerden ve vermediğim tepkilerden devamlı pişman olduğum ve dahi “Keşke söyleseydim,” diye düşündüğüm o sözlerden düşüncemde bile bir türlü emin olamadığım için aranızdan ayrılıyorum.
10. Benliğim var oldukça ölmeyecek olan sevilme, göz önünde olma, takdir edilmeye dair sefil ihtiyaçlarım minik çevrem tarafından çoğu zaman karşılansa da her seferinde daha fazlasına ihtiyaç duyduğu halde; sorsalar “Asla ihtiyacım yok,” diyen ve kendisini inkâr eden benliğimin zavallığına tahammül edemediğim için aranızdan ayrılıyorum.
11. Yanımdan, kenarımdan, kafamın üzerinden hızlıca geçen zamanın gerilimi yetmiyormuş gibi oturduğum, durduğum, uzandığım yattığım her yerde, yatak odamda, yazıhanemde, tuvallette kapımın her an bir amir tarafından aniden açılarak yaptığımdan farkında olmadığım hatalarımın bağırılarak bir bir yüzüme vurulmasının ardından sıkı bir dayak yiyeceğimden korktuğum bu hayatın tehlikesine ve bu gergin bekleyişe ruhum artık dayanamadığı için aranızdan ayrılıyorum.
12. Yıllardır kendimi iyi bir insan olmak için paraladığım halde bir türlü iyi bir insanmışım gibi hissedemediğim için aranızdan ayrılıyorum.
13. Hayatım boyunca faideli bir insanmışım gibi hissetmek amacıyla yaptığım her şeyin işe yarar olduğunu kendime ispatlamak amacıyla hiçbir manası olmadığı halde devamlı bir mana arayarak yaşadığım hayatın güzelliğini mahvettiğim için aranizdan ayrılıyorum. Halbu ki yağmurun hiçbir manası yoktu, güzelliği de buradan geliyordu.
14. Şimdi gitme zamandır. Her sabah lanet ederek bindiğiniz otobüslere ve taksilere bir sabah elinizde çantanızla bir daha dönmemek üzere binmekle bütün bu vücut hapishanesinden kurtulmanın özgürlüğü pek mi pek latif bir his olduğu için aranızdan ayrılıyorum.
 
Kürsüdeki adam listeyi okurken, kalabalık kâh güldü, kâh ağladı, kâh oturdu, kâh kalktı. Liste bittiğinde ise hiç bir şey söylemeden donup kaldılar. Zira seramoni gereği listenin okunmasının hemen akabinde Fehmi Bey için on dakikalık saygı duruşu vardı. Saygı duruşu bittikten sonra hiçbir şey demeden herkes bir bir dağıldı. Kürsüdeki adam dosyasını alarak bir yere yetişmesi gerekiyor gibi hızlıca alandan uzaklaştı. Sanki hiç kimse buraya hiç gelmemiş gibiydi. En sonunda bir adam çıkıp biz “yazıcıların” yazdığı kağıtları sırayla toplayarak içinde ateş yanan varile attı.
 
Sonra biz de gittik.  nazlikalkan8@gmail.com