A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Only variable references should be returned by reference

Filename: core/Common.php

Line Number: 257

karga | KOKUSU ÇIKMIŞ ŞEYLER: Liste var, liste var.

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Use of undefined constant REQUEST_URI - assumed 'REQUEST_URI'

Filename: views/dergi_view.php

Line Number: 102

http://www.kargamecmua.org/dergi/sayi/123/4504" target="_blank" class="twitter">twitter

KOKUSU ÇIKMIŞ ŞEYLER: Liste var, liste var.


Vedat Ozan
Her sektörde o sektöre ilişkin analiz yapan şirketler tarafından yıllık ciro listeleri yayınlanıyor. Bu listelere ulaşmak da vasat insan için kolay değil. Zira listelemeleri yapan şirketlerden bu hizmeti almak oldukça yüksek bir bedel karşılığında mümkün olabiliyor. Bu listelere bakarak şirket büyüklüklerini görebiliyor, “hammadde pazarı” veya “bitmiş ürün pazarı” hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Ancak koku sektöründeki hammadde tedarikçileri listesi, ikinci bahsettiğim “bitmiş ürün” pazarı hakkında fikir vermekten biraz uzak kalıyor. Neden? Anlatayım.
 
Şöyle bir düşünelim: Dünyada ne kadar karabiber üretildiğini bilebilsek, bu bize içine karabiber katılan yemeklerin miktarıyla ilgili bir bilgi verir mi? Elbette hayır. Neden? Çünkü dünyanın hangi köşesinde, herhangi bir mutfakta kaynamakta olan hangi yemeğin içine ne kadar karabiber konulduğunu bilemeyiz ve bu da bizim toplam karabiberli yemek miktarına ulaşmamızın önünde bir engel oluşturur.
 
Bu örnekten yola çıkarak konumuza gelelim. Dünya üzerindeki koku hammaddesi üreticilerinin cirolarını bilebilmemiz de, aynı karabiber-karabiberli yemek örneğinde olduğu gibi bize toplam kokulu ürün pazarı hakkında bilgi vermekten uzak kalıyor. Üstelik karabiberin yoğun evsel kullanımı olduğunu düşünürsek bu benzetmemiz dahi biraz arızalı kalıyor. Zira koku hammaddesi evsel kullanıma açık bir ürün değil; başka ürünlerin üretimi için bir girdi olarak kullanılıyor.
 
Üreticilerin cirolarını biliyoruz. Hatta bakın, kaba bir listesi yanda ve önde gelen üreticiler sıralanmış. Aslında belki on küsur isme bile gerek bile yok, zira ilk beş firma zaten toplam küresel cironun %60’dan fazlasını gerçekleştiriyor. Gene de tabloya sadık kalarak firma sayısını 10’a çıkardığımızda toplam kokulu hammadde cirosunun yaklaşık %80’ine ulaşmış oluyoruz. Geri kalan %20’lik ciroyu ise irili ufaklı, yerel veya küresel yüzlerce firma aralarında paylaşıyorlar.
Ancak hammadde sektörünün cirosundan hareketle o hammaddelerin içine dahil olduğu ürünlerin toplam cirosuna dair bir çıkarımda bulunamıyoruz. Bunun pek çok sebebi var. İlk başta bilmemiz gereken şu ki, her ne kadar “koku” dediğimizde aklımıza parfümler geliyorsa da aslında parfümler toplam pazarın içinde çok küçük bir kısma tekabül ediyorlar. En iyimser tahminle de toplam kokulu ürün pazarının %10’una bile ulaşabilmeleri mümkün değil. Onun dışında dev bir kokulu dünya mevcut ve o dünyanın içinde de ayakkabı boyasından öksürük şurubuna, cikletten çamaşır yumuşatıcısına binlerce kokulu ürün yer alıyor. Keza parfümleri 30/50/75 ml ölçeğinde ambalajlarla satın alırken pazarın ezici çoğunluğunu oluşturan diğer ürünleri kilolarca, litrelerce tüketiyoruz.
 
Gene unutmamamız gereken bir nokta daha var. Her ne kadar biz sadece burnumuzla koku aldığımızı sanıyorsak da işin aslı öyle değil; damak üzerinden de koku alıyoruz. Damak üzerinden aldığımız koku bize yediğimizi veya içtiğimizi tanımlama imkânı veriyor, devamında da o gıdayla ilişkilendirdiğimiz bir haz veya keyif algısı oluşturuyor. Burnunuz tıkalıyken yemek yediğinizi hayal ederseniz veya “tadını” sevmediğiniz bir şurubu içebilmek için burnunuzu tıkamak zorunda kaldığınızı düşünürseniz, neyi kastetmek istediğim daha anlamlı hale gelecek.
 
İşte bu nedenle koku hammaddeleri sadece cilt veya başka bir yüzeye uygulanan ürünlerde kullanılmak için üretilmiyorlar. Bunların bir kısmı yenilebilir ve içilebilir ürünlerde lezzet algısını oluşturan içerik, yani “aroma” oluyorlar.
 
Bırakın her akşam soframıza konuk ettiğimiz temel besinleri, sodalı içecekler, dondurmalar, pastacılık ürünleri, şekerlemeler, atıştırmalıklar, yıllık zaman dilimlerinde kilo veya litrelerce tüketilen ürünler, içlerine aroma dahil edilmediğinde bizim için bir anlam ifade etmiyorlar. Beyaz şekerle naneli şekerin arasındaki anlam ve duygu farkına, ilkinden farklı olarak ikincisinin içine katılan nane aroması sebep oluyor. O nane aromasının yokluğunda ikinci ürüne birincisinden kat be kat fazla bedel ödememiz, ağız kokumuzda hoşluk yaratması gibi işlevsel bir beklentiye girmemiz anlamsız kalıyor; böyle bir ürün de haliyle satamıyor.
 
Gelelim bütün bunları neden anlattığımıza. Parfüm dışında, aromaları da dahil ettiğimiz koskoca ürün grubunda, bitmiş ürün içinde koku hammaddesi kullanım oranı oldukça düşük. Yani bir vücut şampuanı veya sodalı içecekte kullanılan koku hammaddesi için “yüzde”li rakamlardan bile söz etmek mümkün değil, “binde”, hatta bazı ürünlerde “on binde”li oranlarla kullanılıyorlar. Bu da hammaddeden bitmiş kokulu ürüne, yani naneden naneli şekere veya portakal çiçeğinden portakal çiçekli duş jeline geçtiğinizde, parasal karşılığına ulaşabilmek için binle, on binle çarpım yapmanız gerektiği anlamına geliyor. Sizi bilemem ama, benim hesap makinemde o kadar çok sıfır yok. vedato@yahoo.com