Görsel Kolaj: Emek Can

Hepinizin... Mark E. Smith


Murat Mrt Seçkin
Vasiyetimdir;

- Sıkılıp bunaldıkça basın küfürü.
- Kalan köpük dahi, birilerinden veya bir yerlerden beleş bile gelse biranı bırakma, son damlaya kadar bitir.
- Tekli viski at, üzerine fıstık ye.
- Okuyun lan, kitap okuyun, kusana kadar okuyun.
- Kendinizi büyük firmaların cafcaflı gibi gözüken köle sözleşmelerine kaptırmayın. İlla kaptıracağım diyorsanız da yolabildiğiniz kadar yolun. Çünkü siz ne kadar yolduysanız onlar sizin üzerinizden onun on katını kazanmış demektir.
- Elbiseye çok para harcama, başkaları için değil kendin için giyin, kimsenin zevkine göre hayatına yön verme, aynaya bakma, illa bakacaksan da kendini çok şaşırtma. Giyiminle değil, aklında süsle çevreni.
- Kitaplarını hep manzaralı pencerelerde, keyifli kafelerde okuma. Sanayi bölgelerinde, öksüz bırakılmış parklarda, esnaf lokantalarında takıl biraz. İstediğin hayatı değil, zaten içinde olduğun hayatı kabullen, onu güzelleştir.
- Birayı unutma.
- İkram edilen hiçbir sigaraya olumsuz yanıt verme, sen de fırsat buldukça ikram et, içmiyorsan bile taşı yanında, bir tiryakiyi mutlu edersin belki.
- Bir şeyi beğenmediysen söyle, içinde kalmasın.
- Aynı odada kalma sürekli, yer değiştir, ses ceketini değiştir ama içerideki ette hep aynı melodinin kalacağını unutma.
- Birayı hatırlatayım, bir de sigara...  

Mark E. Smith ve daimi bebeği The Fall ya da herkesin kullanmayı çok sevdiği “punk’ın en uzun soluklu ismi”. Aslında ne punk, ne post-punk ne de indie... Beraberinde ve devamında onlarca, belki yüzlerce grubu etkilemiş olsalar da, özellikle atarlı İngiliz “front-man”lerinin bir kısmına davranışları ile (istemeden de olsa) rol model olmuş olsa da, kendi adıma ne hâlâ başka bir The Fall, ne de bir diğer Mark E. Smith dinlemedim, görmedim. Uslanmaz ama araştırmaktan bıkmaz bir adamın tersliği ile misal Gallagher kardeşlerin kıllığını veya yaratılmış bir karakter olarak Johnny Rotten terbiyesizliğini aynı teraziye koysak, Smith her daim samimiyette ton farkı ile öne geçer. Belki siz de bu çok önemli ama önemli olduğu kadar da müzik çevresinde birçoğuna göre az tanınan adamın ardından ben ve benim gibi birtakım insanların neden güzel sözler söylediğini anlamıyor olabilirsiniz. Mühim değil, bazıları için değerli olan parlak, cilalı ve simlidir, kimi ise çamura ve pise bulaşmışı sever. Ben kirliyi sevdim ve pişman olmadım. Bir şekilde hayatlarına Mark E. Smith değen insanların da yüzündeki ifadeden, söyledikleri sözlerden anladığım kadarı ile onlar da şikâyetçi değil.
 
Teşekkürler Mark... muratmrtseckin@gmail.com