Fotoğraf: Murat MRT Seçkin

Jakuzi - Baktık Bir Şeyler Oluyor


Röportaj: Utkan Çınar & Murat MRT Seçkin
Muhabbetimize “tam bir yaz albümü” esprisiyle başlasak da, gerçekten de hit parçaları olan, gayet modern bir tavırla tınlayan, pek keyifli bir albüm Fantezi Müzik. Kutay Soyocak’ın yeni vokal tarzı ve güçlü besteleri, memleketin en yetenekli müzisyen ve prodüktörlerinden Taner Yücel’in dokunuşuyla birleşince, yılın şu ana kadarki en ilgi çekici işlerinden biri çıkmış ortaya. Hem albüm hem de Taner’in yeni plak şirketi Domuz Records’dan dem vurduğumuz, manik depresif havaların esiri altındaki Kadıköy’de bir çay bahçesindeki keyifli muhabbetten oluştu okuyacaklarınız. Ama okumadan önce albüme jakuzi.bandcamp.com adresinden bir bakın deriz.

Önce bir bu proje nasıl oluştu nasıl tanışıp biraraya geldiniz oradan başlayalım.
Kutay Soyocak: Benim önceden Peygamber Vitesi diye bir projem vardı, en son Ulu isimli albümü yayınladığımdan beri bir senedir bir şey yapmıyordum. Taner’le, Ulu’nun prodüktörü Utku Öğüt sayesinde bir tanışıklığımız oldu. Facebook’tan muhabbet ederek, müzik paylaşarak bir dostluğumuz başladı. İlk başta beraber bir şey yapma fikri aklımda yoktu. Taslakları paylaşıyordum, fikir danışıyordum. Artık bir şeyler yapmaya karar verdiğim zaman da Taner ile bunu konuştum.
Peygamber Vitesi’nden daha farklı, böyle synth-pop tarzında bir albüm yapmak fikri hep var mıydı kafanda, yoksa yolda gelişen bir durum mu oldu?
KS: Planlı bir şey olduğunu söyleyemem. Bunu da yapmak istiyorum tarzı bir durum değildi. Yaptığım işleri biraz çeşitlemek ve ilk başta müzik dinleyen birisi olarak kendi zevk dağarcığımı genişletmeye çabaladığım bir dönemdi. Bazı şeyler çok paralel gitti. Dinlediğim, sevdiğim şeyler etrafında gelişti. Ben de başta bilmiyordum. İşin içine synth’i katmak istiyordum ama new wave tabanlı nokta işi bir albüm yapma idealim yoktu.

Jakuzi’yi bir gruptan çok proje olarak mı görüyorsunuz?
KS: Proje odaklı çalışmayı daha sağlıklı buluyorum. Grup dinamiğinden besleniyor. Prodüktörlükten sonra Taner’in hissiyat anlamında da grup elemanlığına geçmesini düşünürsek, evet bir grup müziği. Mantıklı baktığın zaman da aslında bir proje.
Taner Yücel: Bizim grup olarak baktığımız ekiplere daha büyük saygımız var. O yüzden de grup diyemiyoruz kendimize. 2 veya 3 kişi yapıyor olmamız nedeniyle bir çekingenliğimiz var.


Kayıt süreci nasıl gelişti?
TY: Kutay önce stüdyoda “Her An Ölecek Gibi” şarkısına vokal, davul ve bas kaydı yapmıştı. “Ne yaparız bunla sence?” diye getirdi. Ben de bir anda mikse başladım kanal kanal görünce. Aslında o anda başladı proje diyebiliriz. Ben de duramadım, üstüne hemen klavyelere falan çaldım, baktık bir şeyler oluyor.
KS: İşi yürüten kısım benim Taner’e taslaklarla gelmemle oldu. Elim boş değildi, yönlendirebileceğimiz basit bir hamur vardı ortada. Taner’in de bunu nasıl geliştirebileceğimiz konusunda beni daha rahat anladığını düşünüyorum.
TY: Taslaklarla hiç dikte de etmedi Kutay. Akorları, sözleri de beraber tarttık bir grup gibi. 4 ay falan sürdü. Kışın kaydettik.

Çalımların hepsi size mi ait?
KS: Hepsini Taner çaldı.

Albümün yapımı sırasında sizi özellikle etkileyen yerli veya yabancı isimler oldu mu? İsteyen alttan alta arabesk tadı alabilirmiş gibi geliyor. Adı da Fantezi Müzik.
KS: Ben yerlide tıkanıyorum ama.
TY: Fantezi Müzik de Roxy Music’den çıkma aslında.
KS: Grubun adını mı Fantezi Müzik yapsak diye konuştuk.
TY: Çok kötü bir espri diye albüm ismi yaptık. (gülüyor)

Kapak fotoğrafı da güzel.
TY: Kapak fotoğrafını Berk Çakmakçı diye hem müzisyenliğini hem de görsel kafasını sevdiğimizi bir arkadaşımız çekti. Model de Bora Akıncıtürk. Maske de benim. Japonya’dan bir isteğin var mı diye sordular bana, BDSM maskesi dedim. Genelde Hentai ve BDSM maskesi istiyorum Japonya’ya gidenlerden.

Dünyada da son birkaç yıldır synthesiser’lı müziğe yoğun bir dönüş var. Hatta aramızda şakayla karışık “Kullanmayanı dövüyorlar” da deriz. Ama iyi sonuçlar da alındığı kesin. Tame Impala neredeyse Türkçe pop gibi tınlayan bir albüm yapabiliyor. Future Islands geliyor aklıma mesela. Yılın albümü seçilmişlerdi. Dünyadaki bu eğilimden etkilendiğinizi söyleyebilir miyiz?
TY: Tabii ki de. Dünyadaki bu rahat durum bizim de bir şeyler yapmamıza sebebiyet verdi. Ben senelerdir dinliyorum ve seviyorum bu tarzları. Kendi başıma yapsam parodi gibi olacaktı. Bunu da konuşmuştuk Kutay’la. Serbest atış bölgesi yarattı diyebilirim. Meşru kıldı.
KS: İnsanların bu tarz müziğe biraz daha hoşgörüyle bakmasının sebebi dünyadaki eğilimlerin yanı sıra, lokal sahne olarak baktığımızda, insanların son 5 senede yerleşen “temelsiz” akustik kavramından bunalmaları. Biraz daha sert tepkiyle karşılanır diye bekliyordum Jakuzi. İmitasyon bulurlar, daha uyarlama gibi düşünülebilir diye bekliyordum.
TY: Kendine çok ciddiye alan singer / songwriter durumlardan…

Bu kendini ciddiye alma konusu önemli aslında. Bir problem olarak var.
KS: Arasında gidip geldiğimiz iki nokta vardı. Taner’in dediği gibi, kendini çok ciddiye alan müzik ile gene son 5 senede suyu çıkmış müzik ile mizah birlikteliğini dengelemekle alakalı iki parametre vardı. O pasif agresif tavrı tercih etmeyip, parodi bir oluşum da olmamak adına ortasını bulmaya çalıştık.
TY: Üstümüze olmayacak bir kostümü devam ettirmek istemiyorduk. Evde neye gülüp neden hüzünleniyorsak öyle olsun dedik.

Hem “Koca bir Saçmalık” hem de “Bir Düşmanın Var”da bildiğimizden farklı bir vokalin var. Bir efekt kullandınız mı? Kalın geliyor?
KS: Vokalimi farklı kullanmak istediğim için öyle. Bir şey kullanmadık. Eski vokal tarzımdan sıkılmıştım, kendini ciddiye alan bir hava da vardı. Muhattabı belirsiz ve özneldi.

“Bir Düşmanım Var”da mükemmeliyetçilik illetinden bahsediyorsun. Gerçekten yaratım sürecinde insanı zorlayan bir şey. Şarkıda da bu konuda samimi bir serzenişin var. Bu albüm sırasında dert oldu mu sana? Şarkıların bitmemesi?
KS: Oldu kesin. (gülüyor) Albüm bence çok üzücü bir albüm. Günah çıkarmam mı diyeyim? Gördüğümle hissettiğim arasında hep bir kopukluk vardı. O dönem de bazı şeyler ters gidiyordu. Sözleri yazarken de sıkıntımı gerçekten söyleyeyim istedim. Eskiden bir edebi tercihim vardı. Kapalı demek istemem ama birçok insana farklı şeyler hissettirsin isterdim. Burada sadece tek bir şey hissettirmek istedim. Ne kadar boktan hissettiğimi. (gülüyor)
TY: Kayıt yapamadığımız oldu. “Hissiyatı olmuyor bunun,” deyip, ara verip, 4-5 bira içip bir yerlerde, geri dönüp denediğimiz oldu.
KS: Taner kayıtlarda bana bir nevi vokal koçluğu da yaptı. Vokal yönlendirmesinde de çok katkısı var. Böylelikle eskiden kalan birçok şeyi törpüledim. Sözlerde kendimi anlatabildiğimi rahatlıkla söyleyebilirim

Konserlerde nasıl bir kurulum düşünüyorsunuz. Bir konser grubunuz olacak mı?
TY: Bilgisayar tabanlı olacak. 3 kişi olacağız. Can Kalyoncu davulcumuz olacak. Yarı elektronik, yarı akustik davul setup’ıyla çalacak. Ben bass çalacağım. Kutay da vokal ve clap’lerde. (gülüyor)

Albümün yayını bandcamp dışında olacak mı?
TY: Kaset formatında basılacak. CD veya LP düşünmüyoruz. Dijitalde de istediği bedeli verebiliyor dinleyici. İsterse “0” da yazıp yüksek kalitede edinebiliyor mp3 ve flac olarak. En kaliteli ses sunumu Bandcamp’te. Geçen sene de 1,5 milyon dolar ödemiş müzisyenlere.

Domuz Records’a gelelim. Jakuzi oradan çıkan 2. albüm oldu. Çıkışını ve hikâyesini merak ederiz.
TY: Reklam ve sinema sektörüyle çalışıyordum ben. Oradaki yasal süreçlerin can sıkıcılığını görünce, öyle bir şey yapalım ki eşle dostla; bandroldür, eser bildirimidir gibi süreçlere bulaşmadan kendi yağımızda kavrulan bir şey çıkartalım istedim. Bir insanın müzik yapıp elinde görmesi çok önemli bir şey. Elimde birikmiş konsept konsept, dosyalarca albüm var. Bu durumda bir sürü müzisyenin olduğunu biliyorum çevrede. Yakında basacağım bir sürü şey. Line-up beni çok heyecanlandırıyor.

Belli bir tarza yönelmek söz konusu mu?
TY: Hayır tam tersi. Bir sürü severek takip ettiğim label var ama beni rahatsız eden genel bir tarz yaklaşımları da var. Mr. Bungle dinlemeyi seven insanlarız. Bir yandan caz da, death metal de, noise da… Her türlü renkten haz duyan insanların seveceği bir şey olsun istiyorum. Her basılan sanatçının da söz sahibi olmasını, ben merkezli dönmemesini istiyorum. İşte Özgün (Semerci), Kutay ve daha önce de beraber çalıştığım Ahmet Bilgiç karar mekanizmasına fikirlerini sunuyorlar. Şu an bir grubun daha miksiyle uğraşıyorum. Bir de Domuz Records sadece kaset ve Bandcamp ile yayın yapacak.

Bandcamp’ten memnun musunuz?
TY: Çok memnunum ben. Para verip alan dinleyiciye “supporter”, yani destekçi diye yaklaşan bir üslubu var. Fan olarak göstermiyorlar orada.

En keyifli soruya gelelim. Bu aralar ne dinliyorsunuz?
KS: Gary Numan dinliyorum. Juana Molina, bir süredir çok dinliyorum.
TY: Oingo Boingo çok dinliyoruz, seviyoruz. Ben şu aralar saplantılı bir şekilde GG Allin dinliyorum, Expose Yourself toplamasını. info@kargamecmua.org