Prefab Sprout: Yaşlı Sihirbaz
Prefab Sprout ile yollarımızın kesişmesi internet ve mp3’ün henüz icat olmadığı; albümlerin baştan aşağı, bitmek tükenmeksizin dinlendiği yıllara rastlıyor. Bir başka İngiliz, The Smiths’in odalarımızın müzikal atmosferini ele geçirdiği yıllarda, Steve McQueen vesilesi ile tanıştı çoğumuz Sprout ile… Grubun ikinci albümü Steve McQueen, yayınlanma tarihi olan 1985’i birkaç yıl geçe müzikal külliyatıma dâhil oldu, baş köşeye kuruldu ve o gün bugündür oradan hiç kımıldamadı. Her daim taze, güncel, zamansız ve muhteşem bir kayıt.
Tıpkı Mazzy Star ve My Bloody Valentine’ın geri dönüş albümleri gibi, 2013’ün güzel sürprizlerinden biri yeni Prefab Sprout albümü... Crimson / Red külliyatın dokuzuncu albümü. Her ne kadar Prefab Sprout albümü olarak isimlendirilse de, Crimson / Red her şeyiyle Paddy McAloon’un şahsi emek ve üretiminin neticesi: tüm enstrümanlar McAloon tarafından çalındığı gibi, tüm vokaller de onun tarafından üstlenilmiş.
Prefab Sprout, ‘70’li yılların sonlarında, Paddy (grubun her şeyi) ve biraderi Martin (bas gitar) tarafından kuruluyor. Bu ikiliye, özellikle prodüktör Thomas Dolby ve erken dönem kayıtlarının muhteşem vokallerinin sahibi Wendy Smith’in katkılarına özel bir parantez açmak lazım. 1984 senesinde yayınlanan Swoon ve “garip” isimli ilk single “Lions in My Own Garden – Exit Someone” ile ufak çaplı bir ilgi uyandırıyor grup (“garip” isim olayı sonradan aydınlandı gerçi: şarkı “kız meselesi” ile alakalı imiş, İngiltere’nin ovalarından Fransa’nın Limoges kentine göçen o zamanki sevgilisine akrostiş yoluyla bir serzenişmiş ilk şarkının mevzusu). Ama asıl gürültü bir sene sonrasında Steve McQueen ile kopuyor. Halen müzikal hafızanın en müstesna yapıtlarından biri olarak sayılması gereken bir albüm.
Seksenli yılların sonu -bir daha hiç tekrarlanmayacak şekilde- hareketli yıllar Sprout için: birer yıl ara ile 3 albüm yayınlıyorlar. Grubun halen en çok bilinen single’ı “The King of Rock’n Roll”u barındıran From Langley Park to Memphis (‘88), pek kıymeti bilinmeyen Protest Songs (‘89) ve halen grubun Steve McQueen ile birlikte zirvesi sayılan Jordan: The Comeback (‘90). Takip eden doksanlı yıllar eski albümlerle idare ettiğimiz bir evre oluyor. Bu on yıllık dönemde tek bir yeni Prefab Sprout kaydı yayınlandı, Andromeda Heights (‘97). 1992 senesinde kaydedilen demo’ların hasadını ancak 2009 senesinde dinleyebildik (Let’s Change the World with Music). Özellikle Jordan: The Comeback ve sonrasındaki Andromeda Heights ile Prefab Sprout kayıtları daha orkestral, daha yaylılar odaklı ve klasik pop formatından zamana ve coğrafyaya daha yatay yayılan bir formata evrildi. Bu şarkı yazım biçimi, Paddy McAloon’un, Prefab Sprout ismi ile değil, kendi ismi ile yayınladığı I Trawl the Megahertz (2002) ile zirvesine ulaştığı söylenebilir.
Geçtiğimiz ay yayınlanan Crimson / Red, son dönem kayıtlarından çok, Jordan zamanı havasına öykünen bir albüm. Bu albüm, artık 56 yaşına gelmiş, ciddi sağlık sorunları ile boğuşan (bir kulağı işitme yetisini kaybetti birkaç sene önce) McAloon’un Jordan’dan bu yana kotardığı en tutarlı, en tatmin edici kayıt. Bir kuyum işleme sanatçısının titizliği ile partisyonların biraraya geldiği, ışıl ışıl “The Best Jewel Thief in the World” ile açılıyor albüm. Ardından gelen ve en iyi Prefab Sprout şarkıları arasında yer alabilecek “List of Impossible Things” erken bir yaz akşamı serinliğinde akıp gidiyor. Albümü tanıtmakla görevlendirilen single “Devil Came a Calling”, Paddy McAloon’un hikâye anlatılan şarkı sözlerine (bkz. “Black Diamond Bay” – Bob Dylan) bir göz kırpması.
Paddy McAloon bir arşiv adamı; çekmecesinin en kuytu köşelerinden bile birkaç albüm çıkarabilecek bir şahsiyet. Crimson / Red’deki şarkılar, çoğunlukla ‘90’lı yılların sonunda yazmış olduğu kompozisyonların hasadından oluşuyor. Bir de varlıklarından haberdar olduğumuz ancak henüz gün yüzü görmemiş maketler var: ‘86 senesinden bu yana üzerinde çalıştığı bir Noel albümü, Zorro The Fox isimli fantastik bir konsept albüm ve müzikli dünya tarihi olarak tasarlanan Earth: The Story So Far bildiklerimizden birkaçı. Bu albümleri bir gün elimizde tutup tutamayacağımız şüpheli ama bu yaşlı sihirbazın biriktirmiş olduklarından titizlikle damıttıkları, 2013 senesinde dinlenebilecek en iyi albümlerden biri.